Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, psikolojik rahatsızlıklarla hastaneye başvuranların sayısı 2013 yılında 10 milyona yaklaştı.
Kapitalist sistemin yarattığı eşitsizlik sadece adaletsiz gelir dağılımına neden olmuyor. Bu durumun sonucu olarak gittikçe yoksullaşan işçi ve emekçiler bunun faturasını sağlıklarıyla ödüyorlar. Değiştirme iradesi gösteremedikleri dış dünyadaki zorlu koşullarda emekçiler, fiziksel sağlıklarının yanı sıra ‘ruhsal’ sağlıklarını da kaybediyorlar.
Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, psikolojik rahatsızlıklarla hastaneye başvuranların sayısı 2013 yılında 10 milyona yaklaştı. Sürekli bir şekilde artan bu durum sonucu 2009’da 3 milyon 163 bin 101 kişi, 2010’da 4 milyon 545 bin 666 kişi, 2011’de 6 milyon 984 bin 923 kişi, 2012’de 7 milyon 906 bin 472 kişi, 2013’te 9 milyon 163 bin 101 kişi psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvurdu.
100 kişiden 12’sinin psikolojik sorunları var
Türkiye nüfusu 77 milyon olarak hesaplandığında her 100 kişiden 12’sinin psikolojik sorunları olduğu ortaya çıktı. Psikolojik hastalıkların görüldüğü illerin başındaysa İstanbul geliyor. İstanbul’da 2009’da psikolojik rahatsızlık şikâyetiyle başvuranların sayısı 262 bindi. Bu sayı beş yılda yaklaşık altı kat artarak 1 milyon 500 bin sınırına dayandı.
İstanbul’un arkasından Ankara ve İzmir geldi. Ankara’da 2009’da 73 bin kişi hastanelere başvururken, geçen yıl bu sayı 487 bini geçti. İzmir’de psikolojik rahatsızlık şikâyetiyle başvuranların sayısı 2009’da 451 bin iken bu sayı 2013’te 583 bini geçti.
Antidepresan kullanımı artıyor
Ayrıca İstanbul bağımlılık yaratan antidepresan kullanımında da başı çekti. İstanbul’da geçen yıl antidepresan vb. özellikte 6 milyon 523 bin kutu ilaç tüketildi. En az antidepresan ise 20 bin 14 kutu ile Hakkâri, 21 bin kutu ile Ardahan ve 22 bin kutu ile Dersim’de tüketildi. Ankara’da 2 milyon 299 bin 749, İzmir’de 2 milyon 867 bin 456, Ardahan’da 21 bin 668, Dersim’de 22 bin 665 kutu antidepresan tüketildi.
İntihar edenlerin oranında yüzde 36 artış
Sosyal eşitsizliklerin ve sorunların bir sonucu olarak içine düşülen durumdan çıkamayan insanların intihar eğiliminin arttığı da bilinen bir başka gerçek. ‘İntihar’ üzerine çalışmalarıyla bilinen Adnan Menderes Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Eskin’in yaptığı araştırmalara göre Türkiye’nin son 10 yılında intihar patlaması yaşandı. 2003-2012 yılları arasında intihar edenlerin oranında yüzde 36 artış oldu. Gelişmiş batı illerinde intihar oranı daha yüksek.
Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) ise 2012’de Türkiye’de intihar edenlerin sayısının en yüksek rakama, 3225 kişiye ulaştığını açıklamıştı. TPD verilerine göre ortalama olarak her iki buçuk saatte bir kişi intihar ederek hayatını kaybediyor.
Servet ve sefalet arasındaki açı açıldıkça fatura artıyor
Servet ve sefalet arasındaki uçurum büyüdükçe sadece yoksul sayısı artmıyor. İş cinayetlerini, artan sömürüyü ahlaki çürümenin, kültürel yozlaşmanın, psikolojik rahatsızlıkların, intiharların, uyuşturucu kullanımının, adli cinayetlerin-yaralamaların aynı yükselen oranlarda takip etmesi tek bir sonucu göstermektedir. Kapitalizm ister din sosuna batırılsın, ister en modern görünümle aklanmaya çalışılsın... Bir avuç asalağın gittikçe zenginleştiği bu düzende işçi ve emekçilerin ödediği bedel sürekli artmaktadır.