Dönüş - Veysi Ülgen

Bir baharın sonunda başlamıştı uzaklara yolculuklar. Ve bir bahar sararırken de geri dönüyorlar. Bahar onlar için artık ekmeklerini kazanmak ve bu sebepten yollara düşmektir.

Elbette onlar da göçmen olduklarının farkındalar. Yine de onlarınkisi başka bir şey. Mesela geri dönüşleri diğerleri gibi olamıyor. Kimisi kalan alacakları için patronun adamlarını (esas patrona ulaşmak çok zor ) bekliyor. Kimisi de talihsiz ( patronları öyle söylüyor) bir iş kazasında sakat kalıp, sonbaharı beklemeden memlekete erken geri dönüş yapanlardan biri olmayıp, daha şanslı bir kazazedeyse hâlâ hastanede tedavi olmayı bekliyor. Çünkü öğrendiği kadarıyla sigorta denen şey kazadan sonra ancak devreye girebilmiş.

Onlar yazın sıcağında, inşaatta, fındıkta, tarlada, meyve bahçelerinde, turistik otellerin bodrumlarında çalıştılar. Patronları çok kazandı, onlarda kışın yoksulluğunu hafifletmeye çalıştı.

Dönüş yolundalar. Ne iş kazası, ne dönüş yolunda trafik kazası, ne de yolda ani bir ölüm onları korkutuyor. Kış yoksulluğu ve gelecek yolculuklardır onları ürküten.

Kim bunlar? Onlar kışı daha rahat geçirmek için uzak ellere çalışmaya giden mevsimlik işçiler. İçlerinde fındık toplamaya çoluk çocuk giden de var, yalnız başına günün yarısını bir inşaatta ya da yer altında metro kazısında çalışan da. Onlar ya çalıştılar ya da bir sonraki gün yine çalışmak için uyudular. Yaz boyunca bir gün böyle geçti.

Ne onların haklarını arayan eli kalem tutan dostlarını tanıdılar. Ne de ileri demokrasi deyip onları görmeyenleri izleyebildiler. Ama gözlerinin içine bakıp onlara masal anlatanlar her zaman gözlerinin önündeydi. Öyle ki masalcılar onların tek sosyal meşguliyetini oluşturuyordu.

Bulabildikleri beleş gazetelerin yazdıklarına göre her şey çok iyi, memleket güllük gülistan. Bir tek şu futbol şikesiydi morallerini bozan. Öyle ya ne vardı ellerinde futboldan başka.

Yanlarında çalışan kağıtsız ecnebi işçiler dünyanın başka yerlerinde kendileri gibilerin sokağa çıktığını, iktidarları devirdiklerini anlatsa da, onlar kendilerine anlatılan masallara inanmayı tercih ettiler. Kimse de onların bu tercihini zorlamadı.

Başka bir şanslarının olup olmadığını da düşünemediler. Kendilerine cahil diyenler oldu. Geri diyenler oldu. Vahşi diyenler oldu. Kimlikleri her daim yüzlerine okundu. Onlar o sert okumaları sineye çektiler. Onlar bunların hiçbirini, çalıştıkları her anda hiçbir zaman umursamadılar. Hayatlarında en önemli şey yevmiyelerini düzenli alabilmekti.

Onlar hâlâ dönüş yolundalar. Büyük kentlerde işlerini şimdilik hiçbir yere gidemeyen kâğıtsız, dilsiz ecnebiler devraldı. Kimisi bu ecnebi işçilerin her daim yerlerini alacağından korkuyor. Yoksa seneye başka bir iş aramak zorunda kalacaklar. Ya da memleketinde yoksullukları ile bir yıl daha geçirecekler.

Dönüş yollarındalar, hâlâ memleketin havasından bihaberler. Kimi emsalleri kıdem tazminatı, iş güvencesi, toplusözleşme, grev, sendika, dernek derken, onlar şimdiden gelecek seneyi düşünüyorlar. Hele hele anayasa tartışması nedir bilmiyorlar. Birilerinin onlara anlatmasını umut ediyorlar.

İşte o birileri de tahmin edilemeyecek kadar meşguller. Toplugörüşme, mitingler, bürokrasi, seçimler, adliye mesaisi, kredi borçları meşguliyetlerinden sadece bir kaçı.

Dönüş yollarında çocuklar, gençler, gelinler çoğunlukta. Asıl meşguliyetin bir an önce geçmesini bekleyenler de onlar.