İSİG Sözcüsü Murat Çakır: Sadece koronavirüs nedenli ayda bir ya da birden fazla Soma oluyor

Salgının hızla tırmanışa geçtiği bugünlerde, koronavirüs işçi sınıfını vurmaya devam ediyor. Her geçen gün çalışma koşullarının ağırlaştığı, güvencesiz ve koronavirüse karşı önlemsiz çalıştırılan işçiler yaşam mücadelesi veriyor. Hastanelerde ayrıcalıklı uygulamalar başlarken, işçilerin ölümü “doğal ölüm” olarak kayıtlara geçiyor. Koronavirüsün sınıfsal boyutu gittikçe derinleşiyor.

62’si sağlık çalışanı olmak üzere “en az” 224 işçi koronavirüsten yaşamını yitirdi
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin yayımladığı raporlara göre, mart ayından bu yana “en az” 1059 işçi çeşitli işlerde çalışırken yaşamını yitirdi. İSİG Meclisi bugüne kadar koronavirüs hastalığı nedeniyle “en az” 224 işçinin hayatını kaybettiğini, bunlardan 62’sinin sağlık çalışanı olduğunu bildirdi. Ölümlerin yaşandığı diğer iş kolları şu şekilde sıralandı: Tarım-Orman, İnşaat-Yol, Taşımacılık, Kimya, Metal, Madencilik, Enerji, Ticaret-Büro, Güvenlik, Gıda, Tekstil, Konaklama, Belediye-Genel işler.

“Evde Kal çağrıları yapılırken, işçiler işe gitmek zorunda kaldı”
İstanbul İSİG Meclisi Sözcüsü Murat Çakır işçi cinayetleri artışının ilk olarak OHAL döneminde yaşanmaya başladığı hatırlatarak söze başladı. Salgın sürecinde işçi cinayetleri artışının tekrarlandığını vurgulayan Çakır, “İşçi cinayetlerinde ilk artış OHAL döneminde gerçekleşti, işçiler üzerinde baskılar arttı. İşçi cinayetlerinde genellikle inşaat, tarım, taşımacılık fazlayken, o dönem sanayi işçilerinde ölümler çoğalmıştı. Ortalama 1700 civarı olan işçi cinayetleri, 2000 sınırına dayanmıştı. Yine aynı husus pandemi döneminde tekrarlanıyor. ‘Evde Kal’ çağrıları yapılırken, işçiler işe gitmek zorunda kaldı. Sokağa çıkma yasağı günlerinde kargo ve market işçileri daha fazla çalıştılar ve yıllık izinlerinden düşüldü” ifadelerini kullandı.

“Sağlık emekçilerine günde bir ameliyathane maskesi, bir eldiven, haftada bir defa N95 maske veriliyor”
Sağlık emekçilerinin çalışma koşullarının zorluğuna değinen Murat Çakır, koruyucu önlemler yetersizliğinin altını çizdi. Murat Çakır, sözlerine şöyle devam etti:

Sağlık Bakanlığı’nın genelgesinde sağlık emekçileri için pozitif bir vaka ile 15 dakika temas kurulduğu zaman 14 gün izole olmak gerektiği belirtiliyor. Ancak kurumlarda hastalık belirtisi oluşana kadar testin yapılmadığına tanık oluyoruz. Test sonucu pozitif çıkana kadar çalıştırılmaya devam ettiriliyor hatta belli yerlerde pozitif vaka olmasına rağmen çalıştırılıyor. Sağlık emekçilerine günde bir ameliyathane maskesi, bir eldiven, haftada bir defa N95 maske veriliyor. En basit kişisel koruyucu önlemler bile verilmiyor. Bu koşullarda sağlık emekçilerinin ölmesi kaçınılmaz.

İşçiler ölüyor, fabrikalar kâr ediyor
Çanakkale’de Dardanel fabrikasında uygulanan kapalı devre çalışma sistemine ve Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Vestel fabrikasında yaşanan vaka ve ölümlere dair Murat Çakır şunları söyledi:

Dardanel fabrikasında uygulanan kapalı devre çalışma sisteminde işçilerin bir kısmının rızası alınıp diğer kısmının rızası alınmadan bir çalışma sistemi oluşturuldu. İşçiler yoğun olarak çalışmak zorunda kaldı. Mayıs ayında Dardanel fabrikasının genel müdürü ihracatın üç kat arttığını açıkladı. Diğer yandan Tabip Odası Manisa’daki Vestel fabrikasında bin civarında işçiye pozitif tanı konulduğunu açıklamıştı. İsimlerine ulaşılan beş, işçilerin söylediği yedi işçinin yaşamını yitirdi paylaşıldı. Burada da hiçbir önlem alınmadı ve işçiler evlerine gittiler. Vestel’in bu süreçte kârını 17 kat arttırdığı haberleri çıktı.

“İşçilere pandemi sürecinde insan hak ve özgürlüklerine aykırı uygulamalar yapılıyor”
Murat Çakır, pandemi sürecinde işçiler üzerinde gerçekleştirilen uygulamalara ve fabrikalarda işverenlerin tutumuna dair şu değerlendirmelerde bulundu:

İşçilere pandemi sürecinde insan hak ve özgürlüklerine aykırı uygulamalar yapılıyor. İşçilere çip takılarak kaç metre mesafede olduğu ölçülüyor. Tamamen gözetim ve denetimi arttıran, işçilerin diyalog kurmasını ve örgütlenmesini engelleyici uygulamalar. Fabrikalar bu dönemde ihracat rekoru kırmaya başladılar. Rekabet adına pek çok fabrika daha çok çalışır hale geldi. Türkiye uluslararası iş bölümünde yer kapma derdinde.

“Yoksul olanların ‘haber değeri’ olmadığı için ulaşamıyoruz”
İSİG Meclisi’nin salgın günlerinde işçi cinayetlerine dair bilgilere kısıtlı imkânlarla ulaştığını, taşrada yaşayan insanların bilgisinin gelmediğini aktaran Murat Çakır, “Biz bugüne kadar ölen 600 civarı kişinin bilgisine ulaşabildik. Yerel gazeteler, Tabip Odaları ve mesai arkadaşları aracılığıyla ulaşabildik. Koronavirüsten ölen insanların bilgisi hiçbir yerde yok. Ulaştığımız kişilerin 224’ü işçi. Ölenlerin bir kısmının da emekli olduğunu görüyoruz. Bunların dışında mevsimlik tarım işçileri, köylüler nasıl korunuyor hiçbir şekilde bilgi yok. Zengin insanların testleri bile haberleşiyor, öldükleri zamanda haberlerini okuyoruz. Yoksul olanların ‘haber değeri’ olmadığı için ulaşamıyoruz” şeklinde konuştu.

“En temel talebimiz bütün iş yerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınması”
Murat Çakır, Manisa Soma’da yaşanan madenci katliamını hatırlatarak, pandemi döneminde birden fazla Soma faciası olduğunu ifade etti. Murat Çakır, “Soma’da 301 işçi ölmüştü, şu anda sürekli bir Soma oluyor. Sadece koronavirüs nedenli ayda bir ya da birden fazla Soma oluyor. İşçi cinayetlerinde artış, koronavirüs hastalığı, açlık, işsizlik sınırına geldik artık. En temel talebimiz bütün iş yerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınması ve bir fabrikada yoğun tanı çıkarsa o fabrikada üretimin durdurulmasıdır” ifadeleriyle sözlerini sonlandırdı.

Sendika.Org (Nur Kaplan)