Evden çalışma emek mücadelesine ne getiriyor? - Ozan Cırık

Koronavirüs pandemisi, yaşantımızda köklü değişimlere neden oldu. Bu değişimlerin en belirgini, yaygın olarak “beyaz yakalı” diye anlandırılan ofis işçileri için çalışma şeklinin evden/uzaktan çalışma biçimine dönüşmesi olarak ortaya çıktı.

Evden çalışma şekli pandemide bir zorunluluk olarak hayatımıza girdi. İş organizasyonu evden çalışmaya hem teknik olarak hem de çalışma koşulları açısından uygun olmayan işyerleri bu süreçte birçok sorunla karşılaştı. Bu düzensizlik ve bilinmezlik hali olağanüstü bir durum olması nedeniyle bir süre işçiler arasında kabul edildi. Ancak olağanüstü durumların olağanlaşması çalışanlar için katlanılmaz bir hal almaya başladı.

“Ne mesaisi, zaten tatil gibi”
Evden çalışma, işçiler için çalışma saatlerinin belirsizliği, ev içi giderlerin artması ve işin tüm güne yayılması gibi sorunları ortaya çıkarıyor. Özel olarak kadın işçiler için ise ev içi emeğin daha da artması sorunlarını beraberinde getiriyor.

Evde çalışmaya geçen firmalar, ev mesaisini, ofis mesaisinden daha “kolay” varsayarak, çalışma saatlerini tüm güne yayıyor. Emekçilerin fazla mesai ücretlerini ise “Ne mesaisi, zaten tatil gibi” benzeri söylemlerle gasp ediyor.

Bir mekana bağlı çalışmak bazı denetleme mekanizmalarını da beraberinde getiriyordu. Mesainin başlama bitiş saatleri, fazla mesai hesaplanması gibi durumlar evden çalışma ile bir belirsizliğin içerisinde kalıyor. İş ve özel zaman ayrımı da ortadan kalkıyor. Bu belirsiz çizgiler dinlenme zamanın azaldığı ve tam bir dinlenme şeklinde yaşanmadığı bir yaşamı beraberinde getiriyor. Patronların “zaten evdesin” bakış açısıyla iş yükü ve sömürü daha da belirgin hale geliyor.

Evden çalışma işin niteliğinden kaynaklı farklı biçimlerde çalışanlar için farklı sonuçlar ortaya çıkarıyor. Diğer işçilerden ve işlerden bağımsız olarak işini yürütebilen çalışanlar için evden çalışmak daha verimli hale gelirken, kolektif yürütülen işlerde sorunlar ortaya çıkıyor. Yine de evden çalışma beyaz yakalılar arasında kabul görmeye devam ediyor. Pandeminin ilk dönemlerinde yapılan bir araştırmada ofis işçilerinin yüzde 50’si salgın sonrası da evden çalışmaya devam etmek istediğini belirtti.

Emeğin değil sermayenin kazanımı
Evden/uzaktan çalışma hızla kabul görmeye devam ediyor. Birçok uluslararası firma kalıcı olarak evden çalışmaya geçtiklerini duyurdu. Tabii ki patronların baktığı yer ile işçilerin baktığı yer farklı.

Patronlar, evden çalışma ile ofis kirası ve giderleri, iş araçları gibi birçok harcamadan “tasarruf” ediyor. Ancak bu giderlerin büyük kısmı aslında işçilerin üzerine bırakılıyor. Yol, yemek parası gibi sosyal haklar kesintiye uğrarken, işin yapılması sırasında kullanılan elektik, internet gibi harcamalarda çoğunlukla çalışanlar tarafından karşılanıyor.

Bir açık cezaevi olarak evlerimiz
Sermaye, evden çalışma esnek ve güvencesiz çalışmayı yerleşik hale getirmek bir fırsat olarak kullanmaya çalışıyor. İşleri kolaylaştırdığı düşünülen dijital çözümlerle işçilerin tüm yaşantısının içine yerleşiyor.

Çalışanın hakları söz konusu olduğunda esnekliği birinci plana koyan sermaye, söz konusu işçiyi iş başında denetlemeye gelince en katı uygulamaların savunucusu oldu. Bankacılık sektöründe çalışan çağrı merkezi çalışanlarının “güvenlik” gerekçesiyle çalıştıkları süre boyunca sesli ve görüntülü olarak kayıt altına alınması kararlaştırıldı. Çalışanın iş sırasında kullandığı elektronik cihazlar, çalışanın kişisel cihazları olsa dahi anlık olarak kontrol edebilecek yazılımlar ile donatıldı. İşçiler yaşam alanlarında cezaevi koşullarında çalışmaya zorlandı.

Evdeki işçi nasıl örgütlenir?
Ofis işçileri örgütlenmesinde yer alan birçok sendika ve yapı, kurum içerisinde çalışanlara dokunarak çalışma yürütüyor. Bu yüzden “İşyeri odaklı örgütlenme modeli evden çalışma ile nasıl bir düzleme gidecek?” sorusu önemli.

Burada tabii ki en önemli mevzilerden birisi sosyal medya. Çevrimiçi çalışan işçiye, yine çevrimiçi yollardan ulaşmak için çalışma programları oluşturulabilir. Geniş işçi toplantıları yerini dijital toplantılara, işçi eğitimleri yerini online eğitimlere bırakabilir. İşçilerin birbirleriyle iletişimde kalacakları, dayanışma kültürünü geliştirecekleri ağlar oluşturulabilir.

Sendika.Org