Basel Eylem Ağı ve Gemi Söküm Platformu'ndan Brezilya Çevre Bakanlığı'na 'Uçak Gemisi SÃO PAULO' Hakkında Mektup

Carolina Fiorillo Mariani
Direktör, Çevre Kalitesi Departmanı
Brezilya Çevresel ve Yenilenebilir Doğal Kaynaklar Enstitüsü (IBAMA)

 

Brüksel, 19 Temmuz 2022

 

Sayın Bayan Carolina Mariani,

Brezilya'nın Basel Sözleşmesi Yetkili Otoritesi olan size bugün, eski Brezilya Uçak Gemisi SÃO PAULO'nun (eski Fransız Donanma gemisi FOCH) Brezilya'dan Türkiye'ye eli kulağında olan ihracatına ilişkin ciddi endişelerimiz konusunda sizi uyarmak için yazıyoruz. Türkiye ve Brezilya tarafından ihracatı temellendirmek için kullanılan birçok belgenin olduğu internet dosyasını bizle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Bu belgelerden bazılarını inceledik ve bunlar bizim için alarm zillerini çalmak için yetti. Gemi römorkör ile Türkiye'ye çekilmeye başlanmadı, ancak bu çok yakında gerçekleşebileceği için bu mektubu aciliyet bilinci ile yazıyoruz.

Tehlikeli Madde Envanteri belgelerini ve sınır ötesi hareket için gerekli [gemi söküm tersanesi tarafından hazırlanan] Geri Dönüşüm Planını inceledik. İlk incelememiz bizi, SÃO PAULO'nun Türkiye'ye ihracatının büyük olasılıkla yasa dışı olduğuna ve Brezilya tarafından onaylanmasının Basel Sözleşmesine uyulmaması anlamına geleceğine ikna etti.

1. Ulusal yasaklamalara saygı duyulmalı

Basel Sözleşmesi, Madde 4, paragraf. 1 (a): "Bertaraf amacı ile tehlikeli atıkların veya diğer atıkların ithalatını yasaklama kararı alan Taraflar karalarını 13. madde diğer Taraflara bildirecektir."

Basel Sözleşmesi, Madde 4, paragraf. 1 (b): "Taraflar, kendilerine (a) bendi uyarınca bildirimde bulunduğunda takdirde, tehlikeli atıkların ve diğer atıkların ithalatını yasaklamış bulunan Taraflara, b atıkların ihracını yasaklayacak veya bu ihracat işlemine izin vermeyecektir."

Türkiye, tehlikeli atıkların ithalatını yasaklamış ve yukarıda (a) maddesi uyarınca bu yasağı Taraflara bildirmiş ve bu bilgileri Sekretarya web sitesinde aşağıdaki şekilde bildirildiği üzere Sekretarya'ya kaydetmiştir:

Geri kazanım amaçlı atık ithalatına ilişkin kısıtlamalar (Ek IV B)

"Bu Taraf, tehlikeli atıkların ve geri kazanım için diğer atıkların ithalatını kısıtlamaktadır (Ek IV A)

(i) Kısıtlamaların içeriği:
-Mutlak yasak

(ii) Kısıtlamaların kapsadığı ülke veya bölge:
- Tüm ülkeler

(iii) Kısıtlama kapsamındaki atıklar:
- Sarı Liste OECD
- Sarı Liste AB

(iv) Belirtilen ilgili mevzuatı ve yürürlüğe girişi:
-2872 Sayılı Çevre Kanunu'nun 13. Maddesi'ne göre, Tehlikeli atık ithali yasaktır.

Kanun 1983 tarihinde çıkmış olmasına rağmen, birkaç kez revize edilmiştir. Yapılan en son değişiklikler (2017) aşağıdaki düzenlemelerde ısrar etmektedir:

MADDE 11 – Aynı Yasanın 22. maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
(1) Serbest bölgeler dahil Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesine tehlikeli atıkların girmesi yasaktır. Bazı Tehlikesiz atıkların ithaline kontrole tabi olmak şartıyla izin verilebilir.Bu izinlere ilişkin esaslar, Bakanlığın görüşü alınarak Ekonomi Bakanlığınca yayınlanacak yönetmelikle belirlenir."

1. İzmir Protokolü aracılığı ile Ulasal Yasaklamalar

Türkiye, ulusal mevzuat yoluyla ulusal yasağın yanı sıra, Türkiye'nin Sekretaryanıza sunduğu raporda Barselona Sözleşmesi'nin bağlayıcı kural ve protokollerine bağlı olduğunu da belirtmiştir. Barselona Sözleşmesinin bilinen protokollerinden biri İzmir Protokolüdür ya da resmi olarak “Akdeniz’de Tehlikeli Atıkların Sınırötesi Hareketleri ve Bertarafından Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesi Protokolü" olarak da bilinir. Türkiye'nin himayesinde, 1996 yılında İzmir'de imzalanmış ve 2011 yılında yürürlüğe girmiştir.

İzmir Protokolü'nün 5. maddesinin 4. fıkrası aşağıdaki gibidir:

4. Bu Protokolün 6 ncı Maddesi 4 üncü paragrafında belirtilen hükümlere bağlı olarak tüm Taraflar tehlikeli atıkların gelişmekte olan ülkelere ihracını ve transit geçişini yasaklamak üzere, kendi ulusal yetki alanlarında uygun tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri alacak ve Avrupa Birliği’ne* üye olmayan Taraflar tehlikeli atıkların tüm ithalat ve transitini yasaklayacaklardır.

Türkiye'nin bir Taraf olarak (Avrupa Topluluğu üyesi olmayan) tüm tehlikeli atık ithalatını ve transit geçişini yasaklayacağını belirten son cümle kritik noktadır.

Yukarıda belirtildiği gibi, Basel Sözleşmesi kapsamındaki bu Madde 11, tehlikeli atıklar (inşa süreçlerinde asbest gibi tehlikeli atıklar ve zehirli boyalar içeren ömrünü tamamlamış gemiler dahil) için bir ithalat yasağı getirmektedir. Brezilya, Türkiye'nin taraf olduğu bu anlaşmayı, Türkiye kendi yükümlülüklerini unutmuş görünse dahi ihlal edemez.

3. Tehlikeli Madde Envanteri (IHM) tutarsızlıklar

Basel Sözleşmesinin 6.maddesinin 1. paragrafı atıkları nitelik ve nicelik açısından ayrıntılı olarak tanımlayan bir sevkiyat dokümantasyonu gerektirir. Bu gereklilik, Ek V A'da bulunan formda sağlanacak bilgilerin bir parçasıdır. Bugün gemiler bakımından, gemide bulunan atıkların tanımı daha çok Tehlikeli Madde Envanteri (IHM) olarak bilinir ve bu terim ya da kısaltması Sözleşmede kullanılmazken yine de, sınırötesi hareketliliğe tabi olan atıkları karakterize eden yasal bir Sözleşme gerekliliğidir. Aşağıda incelenmesi gereken sorulardan/sorunlardan bazılarını özetledik.

a) Asbest: Sao Paulo, bir Fransız donanma gemisi olduğu dönemde Foch olarak adlandırılmıştır. Foch, kendisinden sadece iki yıl önce aynı tasarımla inşa edilmiş, kötü şöhretli asbest yüklü CLEMENCEAU'nun kardeş gemisiydi. 2006 yılında Greenpeace, gemilerde tehlikeli madde araştırmaları alanında uzman olan ve gemi geri dönüşümüne ilişkin Uluslararası Çalışma Örgütü, Basel Sözleşmesi ve IMO yönergelerinin geliştirilmesiyle yakından ilgili olan Aage Bjorn Andersen'i, CLEMENCEAU'da kalan muhtemel asbestin ve diğer tehlikeli maddelerin miktarını belirlemek için görevlendirdi. Andersen'in tahminine göre 760 metrik ton asbest vardı. Andersen , CLEMENCEAU'dan daha küçük diğer gemilerin tahmini bir oran çıkarmada yararlı olacağını aktardı ve Andersen 760 metrik ton rakamında karar kılarken, SAO PAULO'daki gerçek asbest miktarının da 500 ila 1000 ton arasında olduğundan oldukça emindi. Fakat, Grieg Green tarafından hazırlanan son IHM'de asbest içeriğinin sadece 9,6 ton olduğunu tahmin ediliyor! Bu nasıl mümkün olabilir? Mümkün olmaya yakın bile olamaz! Bazı atıklar kısmen bertaraf olabilir fakat yüksek miktarları bertaraf ve geminin tekrar yüzdürülmesini sağlamak çok zor. Bu tahminlerdeki tutarsızlık ciddi bir araştırmaya konu edilmelidir.. Ve bunu yapması da bu kadar zor değil. En nihayetinde CLEMENCEAU'nun kayıtları, bu gemiyi Birleşik Krallık'ta söken Able Tersanesinden talep edilebilir. Peki bu, en başında Grieg Green tarafından, neden yapılmadı ?

b) PCBs: PCB'lerin 1970'lerin ortasında yasaklanmasından çok daha önce ve bu malzeme gemi zeminlerinde, kablolarda, contalarda, lastik aksamda, izolasyon malzemelerinde, boyalarda mebzul miktarda kullanıldığı bir dönemde,1957'de inşa edilmiş bir gemide belirlenen 5 ppm seviyesinde PCB'lerin bulunmadığına inanmak sahiden de zordur. Andersen'in not ettiği gibi 1946'da yapılan benzer bir uçak gemisi olan Oriskany ile karşılaştırılınca CLEMENCEAU'nun 50/ppm konsantrasyondan daha yüksek seviyelerde 165 tonluk malzemede PCB içerdiğine dair hesaplamalar yapılmıştır. Bu alanda da CLEMENCEAU'dan sadece iki yıl sonra yapılan kardeş gemideki hesaplamalardaki bu tutarsızlık, ciddi bir hataya delalet ediyor. Tekrar etmek isteriz ki, CLEMENCEAU'dan çıkarılan atıkların kaydı incelendiğinde, böyle bir tahmin oyununa gerek kalmayacak. Bun kayıtlar size SÃO PAULO'nun yapımında hangi malzemeler olduğunu söyleyecektir.

c)Radyoaktivite: Uranyum zırhı ile kaplanmış olabilecek bir savaş gemisinin ya da Pasifik'te atmosferik nükleer bombalarla yapılan testlere katıldığı dönemde atık serpintisi ile temas etmiş olma ihtimali olan bir geminin sadece görsel olarak incelenmesi bizi çok şaşırttı: "Duman / Isı detektörleri görsel olarak kontrol edildi ve herhangi bir radyoaktif madde bulunamadı." Radyoaktivite test cihazları (Geiger Sayaçları) o kadar pahalı değil. Neden yapılmadığı belli değil mi ?/ Neden net olan bu testler yapılmadı?

d) Tehlikeli Madde Envanteri hakkında diğer tespitler: Bizler Tehlikeli Madde Envanteri'nde kayıt altına alınanları tamamen güvenilir bulsak bile, kayıt altına alınanlar arasında 10.000 cıva yüklü floresan ışık tüpleri olduğunu öğreniyoruz. Bunlara Türkiye'de ne olacak? Bu aydınlatma armatürlerinin balastları, soğutucu olarak yaygın olarak PCB sıvısı kullanılan tipte değil mi? Ayrıca rapordaki hesaplamalarda görüyoruz ki, gemide boyalarda yaklaşık 644 ton kurşun türü ağır metal içerik var. Bu devasa bir kurşunlu boya miktarı. Ayrıca 20 ton yüksek derecede toksik organokalay bileşiği olduğu tahmin edilmektedir. Böylesi miktarlardaki maddeler ciddi bir atık dönüşüm süreci gerektirirler. Atık yönetimi konusunda ileri düzeyde olan ülkelerde bile bu maddeler bir tersane için çok sofistike bir atık yönetimi altyapısı gerektirirler. Ve Türkiye'nin bu ülkelerden biri olmadığı da kesindir.

4. Atıkların çevreye duyarlı bir şekilde yönetilmeyeceğine dair yeterli kanıt varsa ihracatın gerçekleşmemesi zorunluluğuna dair:

Eğer gemideki tehlikeli ve diğer atık maddelerin yönetiminin çevreye duyarlı bir şekilde gerçekleşmeyeceğine dair inandırıcı nedenler varsa, Basel Sözleşmesi Madde 4, paragraf 2(e)'ye göre Brazilya'nın SAO PAULO'nun ihraç edilmesine izin vermemesi gerekir. Bu yükümlülük, ithalatçı ülkenin rızasıyla çiğnenemez. Ve hatta, Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) 15. Taraflar Konferansı COP15'te Taraflar, UNEP/CHW.15/5/Add. ekinde bulunan ve Brezilya Çevresel ve Yenilenebilir Doğal Kaynaklar Enstitüsü IBAMA'nın, Türkiye'deki tersaneye ihracatın şartları yerine getirdiğinden emin olmak için ne tür bilgiler toplaması gerektiğine dair bir kontrol listesi belirten yeni bir İlkeler Kılavuzunu kabul ettiler. Öncelikle, Brezilya , ihracatçı ülke olarak bildirim belgelerindeki bilgilerin (IHM gibi) doğruluğundan mutlak biçimde emin olmak zorunda -- bu tamamen Brezilya'nın sorumluluğunda. Yukarda belirtildiği gibi Grieg Green'in Tehlikeli Maddeler Envanteri'ne dair pek çok cevaplanmamış devasa sorular var. İkincisi, Brezilya Geri Dönüşüm Planındaki bilgilerin doğruluğundan ve atık yönetimi zincirinin tüm aşamalarını kapsadığından emin olmak zorundadır.

Bu iki mevzu, Tehlikeli Maddeler Envanteri IHM ve Geridönüşüm Planı birbiri ile çok bağlantılıdır -- eğer IHM'de tehlikeli maddelerin miktar ve nicelikleri yanlış hesaplanırsa, geridönüşüm planı da tersanenin kapasitesi ve yerelin altyapısının karşısına çıkan çıkarılan gemi söküm işinin ölçek ve zorluğu karşısında işleyemez.

Bu durumda, IHM'nin doğru olduğundan yola çıksak bile, geridönüşüm planı yukarıda anılan İlkeler Kılavuzu'nun gerektirdiği somut tanımlamaları içermesi bakımından oldukça zayıf. Özellikle, atık zincirini gerçekten kimin yöneteceğini ve bu işlemin neyi gerektirdiğini çıkarsayabilmemiz için yeterli bilgi içermiyor. Atık bertaraf zincirine dair referans verilen tek kurum, yüklenici bir Asbest söküm şirketidir. Ancak, yüklenici tarafından bu asbestin nasıl bertaraf edileceğini, ilgili tesislerin (örneğin çöp sahası) uygun yöntemi kullanıp kullanmadığını bilmiyoruz ve uygun atık yönetim ve mevzuata uygun bertaraf konusunda az kaydımız var. Aynı şekilde, izabeye giden çelik üzerinde kalan boyanın çelik eritme fırınlarında (örneğin kirlilik kontrol cihazları) uygun şekilde yönetilip yönetilemeyeceği de dahil olmak üzere, ilgili boyanın ne olacağı hakkında bilgi belirtilmemiştir. Planın bir yerinde mıcırlaşmış boyaların yakılacağı söyleniyor. Fakat bu yakılma süreci hakkında hiçbir şey öğrenemiyoruz, buradan çıkan emisyonlar nasıl izlenecek, kalıntılar ( kül ve partiküller gibi) düzgünce yönetebilecek mi bilmiyoruz. Ayrıca, yakılmayan, fakat metal ile ergitilen ya da süpürülen boyaların akıbetini de öğrenemiyoruz. Bu durumda, söz konusu tersane gemiyi sahasında sökecek fakat kendisi bu tehlikeli maddelerin yönetimi yapacak ve bu maddelerin son durağı olacak yer değil. Geridönüşüm Planına bakıldığında, bu atıkların kaderi belli değil. Atık bertaraf planı daima geri dönüşümün planının asli parçası olmalıdır, fakat bu halihazırdaki Planda büyük ölçüde eksiktir. Brezilya, ihracatçı devletin yasal yükümlülüğü olan çevreye duyarlı söküm gerekliliklerinin karşılanabileceğine mevcut plan ve kapasite göz önüne alındığında, tekil Gemisöküm Planı ne olursa olsun onay verebilir mi? Size sağlanan belgelere ve bilgilere dayanarak bu kapasiteyi doğru bir şekilde değerlendirebildiğinize inanıyor musunuz?

İlgili tersanenin AB onaylı gemi geri dönüşüm tersaneleri listesinde yer alması bir miktar güven telkin edebilir, ancak bu Brezilya'nın kendi kararlarını verme sorumluluğunun yerine geçemez. AB onaylı bir tersane ile karşı karşıya olmamız, AB mevzuatının gerektirdiği şekilde AB bayraklı olmayan bir gemi için AB takip izlemesinin gerçekleştirileceğini garantisini vermez. Ayrıca, AB listesindeki onaylı bir tersane, ihracatçı devlete bu tersanenin her durumda her türlü geminin sökümünü çevreye duyarlı bir şekilde yönetebileceğine dair bir güvence vermez. Bu gemi, Aliağa, Türkiye'de sökülen ortalama gemilerden çok daha büyük. Onaylanmış da olsa, karaya oturtma metodu ile çalışan bir tersanenin SAO PAULO gibi büyük bir geminin arz ettiği zorluk ve ölçekler ile baş edememesi ihtimal dahilindedir.

5. Römorkör ile çekme

Geminin çekilmesi için sözleşme yapılmış şirketin web sitesine yaptığımız hızlı bir araştırma, bize çok az güven telkin etti. Bu şirketin geçmiş sicili ve daha önceki performansı nedir? Böylesi büyük bir zehirli atık yükünü römorkör ile çekmek, denizde kayıp ve karaya oturma açısından ciddi riskler taşır. Römorkörler iyi denetlenmiş ve böyle bir işi yapmaya hazır mı? Düzgün bir sigorta mevcut mu? Brezilya römorkör ile çekme planından ve bu işi yapacak kurumlardan tam olarak emin değilse, çok ciddi bir belayı davet ediyor olabilirsiniz.

Sonuç:

Basel Eylem Ağı ve Gemi Söküm Platformu, SÃO PAULO'nun ihracatının Basel Sözleşmesi'ne uygun olduğuna inanmaktan çok uzaktır. Sorunun büyük kısmı ise Türkiye'nin kendi yerel ve ulusal durumu hakkında tam anlamıyla bilgi sahibi olmaya yatkın olmamasından kaynaklandığını düşünüyoruz.

Ancak Basel Sözleşmesi'nin yasal yükümlülükleri her şeyden önce ihracatçı devleti bağlar. Türkiye'nin "endişelenmeyin, rızamız var" demesi, ihracatı yasal hale getirmez. Yalnızca ulusal ithalat yasaklarını hükme bağlayan mevzuata dayanarak veya İzmir Protokolü'nden kaynaklanan gerekliliklere göre bile Brezilya bu ihracatı durdurmalıdır. Biz de Brezilya'yı böyle davranmaya davet ediyoruz.

Ingvild Jenssen                                  Jim Puckett
Yönetici müdür                                      Yönetici müdür
Gemi Söküm STK Platformu                    Basel Eylem Ağı

Çeviren: Aslı Odman

Mektubu PDF formatında okumak için tıklayınız...

Mektubun orjinalini PDF formatında okumak için tıklayınız..