17 Mayıs’a 4 gün kala… - Feray Aytekin Aydoğan

17 Mayıs’a, yüz yüze eğitimle ilgili kararın açıklanmasına yalnızca 4 gün kaldı. Yüz binlerce eğitim emekçisi aşılanmadı. Alınmayan önlemler sonucu İSİG Meclisi’ne göre 129 eğitim emekçisi arkadaşımızı kaybettik. Tüm eğitim emekçilerinin aşılanması, eğitim emekçilerine, öğrencilerimize düzenli test yapılması ve tüm eğitim kurumlarında bugüne kadar alınmayan önlemlerin alınmasına dair MEB tarafından hâlâ bir açıklama dahi yapılmadı. Sermayenin, turizm şirketlerinin, özel okul patronlarının tüm taleplerini, gereksinimlerini ışık hızıyla yaşama geçiren siyasi iktidar söz konusu olan eğitim emekçilerinin, öğrencilerimizin sağlık hakkı, öğrencilerimizin kamusal eğitim hakkı olduğunda ideolojik duruşunun, tercihinin gereğini yapmaya devam ediyor.

Turistlerin göreceği herkes aşılandı, aşılanacak ancak aşılanmadığı, gerekli önlemler alınmadığı için kaybettiğimiz 129 eğitim emekçisi arkadaşımızı öğrencileri, aileleri, meslektaşları bir daha asla göremeyecek… Kaybettiğimiz arkadaşlarımıza ilişkin MEB’in eğitim emekçilerinin, arkadaşlarımızın ailelerinin, öğrencilerinin acılarını paylaşan bir açıklama yapmaması da öğrencilerimizin umutları gerçek olsun, diye insanüstü çaba gösteren öğrencilerin gözünün, yüreğinin değdiği her yerde olan eğitim emekçilerinin aşılanmaması da siyasi tercihlerinin bir sonucu… Onlar için bir rakamdan ibaretiz sadece…

Özel okul sahiplerinin, sözcülerinin; özel okullardaki öğrenciler kamu okullarına geçmesin ve yeni eğitim-öğretim yılı öncesi kayıtlar yapabilsin, kayıtlar yenilensin diye “Yüz yüze eğitim başlasın” kampanyası başlatması ile birlikte yüz yüze eğitimin başlatılması da ne tesadüftü ne de öğrencilerimizin eğitim hakkı ile ilgiliydi. Sermaye istiyordu ve onlar istediğinde akan sular dururdu. Gerekli önlemler alınmadığı için yüzlerce okul karantinaya alındı, arkadaşlarımız salgın sonucu yaşamlarını kaybetti, vaka sayıları ülkenin her yerinde tüm eğitim kurumlarında arttı, yüz yüze eğitime katılım her geçen gün düştü ve tekrar okulların kapatılması kararı açıklandı. 17 Mayıs’a günler kala aşılama, yüz yüze eğitim için alınması gereken önlemler noktasında hiçbir açıklama yapamayan MEB yine her zamanki algı kampanyası sürecini devam ettirerek sınavlara katılımın öğrenci tercihine bırakıldığını müjde olarak açıkladı. Bu açıklamanın yapıldığı saatlerde öğrencimin paylaştıklarını hatırladım yine… Evde tek telefon vardı, sınavlara hazırlandığı için salgın süresince ablası derse girmek zorunda olduğundan ve babası da salgından kaynaklı işini kaybetmeme kaygısıyla yüz yüze eğitime göndermediğinden derslere hiç katılamamış ve okuma yazmaya geçememişti. Öğleden sonra, akşam saatlerinde ders yaptık ve okuma yazmaya geçti. Gözlerinde gördüğüm mutluluk paha biçilemez bir duygu…

Öğrencimin yaşadığını bir yılı aşkın süredir milyonlarca öğrenci yaşıyor. Okul başarı puanları öğrencilerimizin tüm geleceğini etkileyecek. Bu MEB tarafından çok iyi bilinmesine kendi verileri ile de en az 4 milyon 247 bin öğrencinin uzaktan eğitime hiç ulaşamadığını, ulaşabilenlerin –son açıkladıkları verilerle- yüzde 60’ının ise hâlâ cep telefonu ile uzaktan eğitime ulaşmaya çalıştığı, yüz yüze eğitim ile ilgili gerekli önlemlerin ısrarla alınmadığı, ortaokullarda, liselerde hiçbir eğitim emekçisi arkadaşımızın aşılanmadığı koşullarda sınavlar neden iptal edilmez, gerçekleştirilen sınav sonuçlarının okul başarı puanlarını etkilemeyeceği neden açıklanmaz? Sınavlara katılımın “tercihe” bırakılması; uzaktan veya yüz yüze eğitime hiç katılamayan veya yalnızca televizyondan ulaşabilen, salgında çalışmak zorunda bırakılan öğrencilerimizin yaşadığı eşitsizliği nasıl ortadan kaldıracak? Eğitimin piyasalaştırılmasının, özel öğretim kurumlarının sayısının artırılmasının, rekabetin, yarışın temel aracı sınav ısrarı; öğrencilerimizin en temel hakkı kamusal eğitim hakkına tercih edildi bir kez daha… Bugün bir devrimciyi, bir devrimci öğretmeni Sevgi Evgin Göyçe’yi yıldızlara uğurladığımız günün yıldönümü… O’nun bize devrettiği mücadele, sonsuz emeği ve en zor zamanlarda yeni bir yol açma kararlılığı ile aslında ne o bizi bırakıp gidebildi ne de biz onu uğurlayabildik…Bitmeyen yolculuğumuzun, yol arkadaşlığının, “Sevgi”siz devrim olmaz hakikatinin yaşanılmış, yazılmış en güzel hikâyelerindendir O’nun yaşamı, mücadelesi…

Sevgi ablamızın, yitirdiğimiz tüm yol arkadaşlarımızın mücadelesinden devraldığımız kararlılıkla eğitim emekçilerinin hakları, öğrencilerimizin kamusal eğitim hakkı için kadını ve insanı ezen bu sitemin çarkları arasında hepimiz birer çakıl taşı olmaya devam edeceğiz.

Birgün