İş Cinayeti Olarak İşçi İntiharları: Hukuki Boyut - Balım İdil Deniz

İşçi intiharları, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku açısından belirli durumlarda iş kazası(1) olarak kabul edilmektedir. Her iki hukuk alanındaki sorumluluk rejiminin kısıtlayıcı koşullara bağlanmasıyla; işçi intiharlarının çalışma hayatında maruz kalınan pek çok sebepten kaynaklandığı, temel ihtiyaçların karşılanabilmesinin dahi mümkün olamadığı ve bunun yarattığı bunalım, ağır ve yıpratıcı çalışma koşulları göz ardı edilmektedir. Örneğin işçinin ölümünden sonra ailesinin destekten yoksun kalma tazminatı alabilmesi için intiharın işyerinde gerçekleşmiş olmasının; yürütülen iş nedeniyle gerçekleşmesinin ve buna ek olarak bir nedensellik bağının ya da kanunda yer alan diğer unsurların aranması, bize işçinin ölümünden sonra geride kalanların yaşadığı travma ile maddi güçlüklerin dikkate alınmadığını göstermektedir. Kanunlarda yer alan tanımlar ve iş kazasının unsurları işverenin ve Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunu ortadan kaldırabilecek bazı detaylar barındırmaktadır. Bu nedenle işçi intiharları özelinde kanuni düzenlemelere ihtiyaç vardır.

İşçi intiharlarının hukuki anlamda iş kazası sayılabilmesinin şartları öncelikli olarak incelenmelidir, çünkü ancak bu şartlar gerçekleştiğinde iş kazasının hukuki sonuçlarından söz etmek mümkün olabilir. İş kazası, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda tanımlanmaktadır.

6331 sayılı kanundaki tanıma göre iş kazası “işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olayı” ifade eder.(2) İşverenin kanuni yükümlülüklerini yerine getirmediği durumda ortaya çıkan bir iş kazası işverenin sorumluluğunu doğurur.(3) Ayrıca kazanın işçi açısından bir zarar meydana getirmiş olması gerekir.(4) Kazaya uğrayan kişinin 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olması gerekmektedir.(5) 5510 sayılı Kanun “ Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanları” sigortalı sayılanlardan kabul etmektedir.(6) Bu düzenleme bağlamında ayrıca, bir iş kazasının varlığı için intihar neticesinde ölümün veya engelli hale gelmenin ortaya çıkması gerekmektedir. Yine intihar olayının iş kazası olabilmesi ve işverenin sorumluluğu için işyerinde gerçekleşme veya işin yürütümü nedeniyle gerçekleşme koşullarından en az birinin gerçekleşmesi gerekir. İşçinin dıştan gelen bir etkenle, ani ve istenilmeyen bir olay neticesinde kazaya uğraması gerektiği kabul edilmektedir.(7) Bu işçi intiharları açısından sorun doğurabilecek bir kabuldür, zira yaşanan olayın bu kapsama alınması hukuken her zaman mümkün olmayabilir.

5510 sayılı kanunda ise iş kazası, tanımı yanında hangi koşullarda gerçekleştiği de belirleyici olacak şekilde düzenlenmiştir. Buna göre iş kazası;

“-Sigortalının

-İşyerinde bulunduğu sırada,

-İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

-Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

-Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

-Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında

meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.”(8)

5510 sayılı Kanunda yer alan bu ifadeler birlikte değerlendirildiğinde, bir olayın iş kazası sayılabilmesi için sigortalının bedenen veya ruhen engelli hale gelmesinin (veya ölümünün) yanında sayılan koşullardan en az birinin daha gerçekleşmesi gerekir. Dolayısıyla, konumuz bakımından işçi intiharlarının iş kazası sayılması için de belirtilen koşullardan birinin varlığı aranır. İş Hukuku ile Sosyal Güvenlik Hukuku bakımından iş kazasının sonuçları farklı olduğundan, sigortalının 5510 sayılı Kanun kapsamında sigorta yardımlarına hak kazanabilmesi için İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatından farklı olarak madde metninde belirtilen diğer koşullar da belirleyicidir.

Yukarıda değinilen kanuni düzenlemelerin yanında görece daha kapsayıcı olan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 23.12.2008 tarihli ve 2008/180 sayılı Genelgesi uyarınca “sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen olayların yapılan işle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın iş kazası sayılması gerekmektedir”. Bu doğrultuda aynı genelgede işyerinde gerçekleşen işçi intiharlarının da iş kazası olarak kabul edileceği belirtilmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 2004/4465 Esas, 2004/6425 Karar sayılı, 05.07.2004 tarihli kararında da işçinin işyerinin eklentisi durumundaki işçi yatakhanesinde intihar etmesi iş kazası olarak kabul edilmiştir. Ancak hem genelgenin hem de Yargıtay’ın kararının intiharın işyerinde gerçekleşmesi koşuluna bağlanması yine kendi içerisinde bir kısıtlayıcılık barındırmaktadır; çünkü işçinin çalışma hayatında karşılaştığı sorunlar nedeniyle işyeri dışında intiharının diğer kanuni koşullara bağlı olmaksızın iş kazası olarak nitelenebilmesi ihtimali değerlendirilmemiştir.

İşverenin hukuki sorumluluğunun doğması ve işçinin ve yakınlarının Sosyal Güvenlik Hukuku alanındaki haklarına erişimi için işçi intiharlarının genel olarak iş kazası olarak kabul edilmesine ihtiyaç vardır. Bu sadece yargı kararları ve genelgeler ile değil kapsamlı kanuni düzenlemelerle gerçekleştirilmeli ve şüpheye yer bırakmayacak kadar açık, kesin olmalıdır. Yukarıda açıklanan her iki kanuni düzenlemenin de işçi intiharları dahil pek çok ölüm ve engellilik halini dışlayacak koşullar içerdiği dikkate alınmalı ve bu nedenle aynı kısıtlayıcı koşulları barındırmayan düzenlemeler yapılmalıdır. İşçi intiharları mevcut hukuki durumda ancak istisnai olarak iş kazası sayılmakta iken, iş cinayeti olarak işçi intiharlarının sonuçsuz bırakılması kabul edilebilir değildir.

Dipnotlar
1 Bu yazıda hukuki terminolojide yer aldığı biçimiyle “iş kazası” kavramı kullanılmış olmakla beraber bu, iş kazaları sonucu gerçekleşen ölümlerin önlenebilir olması, buna karşın gerekli önlemlerin alınmaması ile bu ölümlere açıkça sebebiyet verilmesi nedeniyle “iş cinayeti” olarak anlaşılmalıdır.
2 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.3.
3 Ömer Ekmekçi, Tuncay Can, Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, Beta, İstanbul, 2017, s.376.
4 Sami Narter, İş Kazası ve Meslek Hastalığında Hukuki ve Cezai Sorumluluk, Adalet, Ankara 2014, s.41.
5 Narter, s.29.
6 5510 s. Kanun m.4
7 Narter s.39-40.
8 5510 s. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13.

Balım İdil DENİZ
Avukat