Burjuvazinin Adaleti: Fransa Telecom Davasında Cezalar Hafifletiliyor - Nilgün Güngör

2019 Aralık’ında cezalarla sonuçlanan France Telecom davasında hukuki süreç temyiz aşaması ile devam ediyor. Bu etabın özelliği ise şirket yöneticilerinin neredeyse ödüllendirilmesi oluyor. Kamuoyunun gözleri davadan uzaklaşır uzaklaşmaz verilen cezalar alabildiğine hafifletiliyor. İstinaf Mahkemesinin “düzelttiği” kararlar 2023’de Yargıtay duruşmasının konusu olacak.

İlk cezalar

20 Aralık 2019’da Paris Ağır Ceza Mahkemesi işçilerin intihara sürüklendiği France Telecom yöneticilerini duygusal taciz uygulama suçundan mahkum etti. Bu bir şirkete kurumsal düzeyde verilen ilk cezaydı. Suç şirket çıkarları güdülerek ve şirket temsilcileri tarafından işlendiğinden cezai sorumluluğun işletmeye ait olduğu kabul edildi. CAC 40 olarak adlandırılan Paris borsasındaki en büyük 40 şirketten biri için görülmemiş bir olay olarak 75.000 euroluk ağır bir ceza verildi. 2006’daki özelleştirmeden iki yıl sonra yeniden yapılanma planlarıyla 120.000 çalışandan 22.000’inin işten ayrılmasını ve 10.000’inin de yer değiştirmesini sağlayan France Telecom’un iki eski yöneticisi para ve hapis cezalarına çarptırıldı. Savcılık makamı, şirket CEO’su Didier Lombard ve iki numarası Louis-Pierre Wenes’e 12 ay hapis cezası (bu sürenin 6 ayı tecil edildi) ve 15.000 euro para cezası istedi. Diğer .dört sanık için de 6 ay hapis cezası (tecil edildi) ve 10.000 euro para cezası verildi.

İntiharların kamuoyuna yansımasının ve 15 yıl sonra bir davanın açılmasının ardından, özelleştirmeyle birlikte adını da Orange olarak değiştiren France Telecom’un gaddar yöntemleri yeniden tartışma konusu oldu. Orange şirketi konunun daha fazla uzamaması için cezaya itiraz etmedi. İnsan Kaynakları yöneticisi de öyle. Buna karşılık diğer sanıklar cezaları temyiz ettiler.

Burjuvazinin adaleti, adaletin burjuvası...

11 Mayıs-1 Temmuz 2022 tarihleri arasında Paris İstinaf Mahkemesinde yapılan yeniden yargılama 30 Eylül günü sona erdi. Yargılama sonucunda kurumsal duygusal taciz suçundan yeniden mahkumiyet cezası verildi fakat mahkeme sanıklardan neredeyse özür dileyecekti. Bunu da bütün ağır cezaları kaldırıp sadece tecil edilenleri bırakarak yaptı. 80 yaşındaki eski CEO Didier Lomboard ile iki numaralı yönetici 73 yaşındaki Louis-Pierre Wenès bu kez 15.000 euro para cezası ile tamamı tecil edilmek üzere bir yıl hapis cezasına çarptırıldılar. Üstelik tazminat olarak ödenecek para cezaları da birkaçı hariç alabildiğine hafifletildi! Suç ortaklığından yargılanan dört sanık beraat ettirildi. Keza ilk yargılamada sendika avukatlarının 20 milyon euroyu bulan avukatlık masraflarının işletmenin sigorta şirketleri tarafından ödenmesi kararı alınmışken, bu karara yapılan itiraz da kabul edildi. Böylelikle sendikaların işçileri savunma kapasitesine de bir darbe vurulmuş oldu. Davalı ve davacı taraflar arasındaki eşitsizlik ortadayken!...

İstinaf mahkemesinin kararına dört sanık ve davacı taraftan da yedi kişi itiraz etti. Bu durumda dava Yargıtaya gidiyor. 1-1,5 yıl sonra ya hüküm kesinleşecek ya da üçüncü kez yargılama yapılacak.

Çözüm sınıf mücadelesinde, kolektif gücümüzde...

Eski adı Telecom olan Orange’da intiharlar ise hâlâ durmuyor. Sendikalar Haziran-Eylül 2022 arasında 3’ü teknisyen 6 işçinin yaşamına son verdiğini açıkladılar. İçlerinden biri izinli olduğu sürede işyerinde kendini astı. Bir diğerinin eşi ölümün nasıl adım adım yaklaştığını anlatıyor. Buna karşılık Orange yöneticileri tıpkı Lombard zamanında olduğu gibi kulaklarının üstüne yatmışlar.

Fransa’da her yıl sayıları 10.000’e yakın kişi yaşamına son veriyor... Bu ölümlerden 4.000’inin çalışma ile doğrudan alakalı olduğu değerlendiriliyor. 2007 yılında aralarında Telecom’un da bulunduğu işyeri intiharları sıkça medyada yer aldı ve işletmelerin sorgulanmasına yol açtı. Bilimsel araştırmalar, bir işte çalışıyor olmanın intihar riskini azaltan bir faktör olduğunu söyler. Nitekim intihar oranı en yüksek düzeyde işsizlerde görülür. Bununla birlikte son yıllarda çalışma ve intihar arasında psikososyal riskler üzerinden doğrudan bir bağlantı var. Kapitalist şirketler bu risklerin önlenmesi için göstermelik olan dahil hiçbir şey yapmazlar ve yapmayacaklardır.

France Telecom’da bu ağır sonuç yaşanmayabilirdi. İşçiler kendilerine uygulanan gaddarca yöntemlerle tek başlarına değil kolektif güçlerini kuşanma gücüyle mücadele edebilseler, sınıf örgütleri, sendikalar, yerel kolektifler... bu mücadeleyi önlerine koysalardı! İşçi intiharları bireylerin kendi hayatlarına dair verdikleri kararlar değil, birer isyan değil, sınıfın içinde yayılan yenilgi ruh halinin tezahürleri oldular. Tek başınalık ve yalnızlık içinde bireysel güç ve güçsüzlükleri ile varolmak yerine birbirini omuzlayan, mücadele, dayanışma ve sınıf kardeşliğiyle sarmalayan bir kolektif yaratılabilseydi, hayatlarımızı koruma, beden ve ruh sağlığını savunma gücü bulunabilirdi. Bugün kendilerine verilen hediye gibi cezaları bile arsızca temyiz eden patron maşalarının yöntemleri püskürtülür, onlara kulak vermeye ve aklamaya hizmet eden burjuva adaleti boşa çıkarılırdı!