Kaynak: TÜİK, İşgücü İstatistikleri
İstihdam edilen kadınların meslek gruplarına dağılımı itibariyle 2007 yılı ile 2009 yılları kıyaslandığında, “profesyonel meslek mensupları”, “yardımcı profesyonel meslek mensupları”, “tesis ve makine operatörleri ve montajcılar” gibi belli bir eğitim ve mesleki bilgiyi gerektiren meslek gruplarında kayda değer düşüş yaşanırken, “nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar”ın kadın istihdamı içindeki payı yüzde 15’den yüzde 18,4’e yükselmiştir. Bu durum ekonomik kriz döneminde, kadın istihdamının nitelik gerektirmeyen işlere yöneldiğini göstermekte ve kriz döneminde kadınların korunmasız istihdam sorunu ile daha yoğun biçimde karşılaştığına işaret etmektedir. Toksöz de çalışmasında, 2008 ve 2009 yılları Temmuz ayı istatistiklerini kıyaslayarak, erkeklerin işsiz kalmasıyla azalan hane gelirlerini telafi etmek için giderek daha çok sayıda kadının gelir getirici çalışmaya yöneldiği tespitini yapmış, kadınların istihdamının korunmasız istihdam biçimlerinde arttığını vurgulamıştır.(25)
Sonuç itibariyle, kadınların işgücüne katılım ve istihdamında son 20 yılda yaşanan gerileme eğilimi kriz koşullarında değişmiş, kadınların işgücüne katılımı ve istihdamı artmış ancak bu değişim, kadınlar açısından korunmasız istihdam biçimlerinde nitelik gerektirmeyen işlerde, sağlıksız çalışma koşullarında istihdamı ve giderek büyüyen bir işsizlik sorununu beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla bu değişimin olumlu bir sürecin işareti olduğunu söylemek güçtür.
4) GENEL DEĞERLENDİRME
Çalışma boyunca ortaya konan veriler, Türkiye’de kadın emeği ve kadın emekçilere ilişkin çok çeşitli ve ciddi sorunlar olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye’de hala çalışma yaşamındaki dört kadından biri işgücüne katılmakta, işgücüne katılan kadınların yüzde 14’ü işsizlik sorunu ile karşı karşıya kalmakta, cinsiyete dayalı işbölümü devam etmekte, kadınların çoğu sosyal güvence ve iş güvencesinden yoksun biçimde çalışmakta, ayrımcılığa uğramakta, çalışma yaşamının her alanında hem işçi olmaktan hem de kadın olmaktan kaynaklı çok çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Bir yandan da istihdam edilen kadınlar hızla işçileşmektedir. Bu durum, Türkiye’de kapitalizmin ve erkek egemen sistemin bir bileşkesi olarak değerlendirilebilir. Türkiye’de son döneme damgasını vuran neo-liberal politikalar ve bu politikaların bilhassa tarımsal alanda yarattığı tahribat bir yandan da kadınların işgücünden çekilme sürecinin sürmesine neden olurken, bir yandan kadınların yeniden çalışma yaşamına etkin ve yaygın katılımının önünde ciddi engeller oluşturmaktadır. Türkiye’de her 4 erkekten ve 10 kadından birinin “Kadın çalışmamalıdır” görüşünü savunduğu, kadınların rolünü “ev işleri ve çocuk bakımı” ile sınırlayan toplumsal algının azalarak da olsa devam ettiği, kadınların çalışma yaşamına katılımda erkeklere nazaran daha dezavantajlı olduğu, Türkiye’de erkek egemen toplumsal yapının hala büyük ölçüde belirleyici olduğu dikkate alındığında, yaşamın her alanını serbest piyasa ilişkilerine terk eden, sermaye birikimini her türlü amacın önüne koyan neo-liberal politikaların kadınların bu dezavantajlı konumunu olumlu yönde değiştirmesini beklemek hayaldir. Aksine son küresel krizde görüldüğü üzere, işgücünün dışına itilen kadınların işgücüne katılım eğilimi, yaygın ve yoğun bir işsizlik, nitelik gerektirmeyen işlere ve korunmasız istihdama yönelim, ağır çalışma koşulları ve düşük ücretlere talim etme gibi sorunları da beraberinde getirmektedir. Hem kadın hem erkek tüm emekçileri olumsuz etkileyen neo-liberal politikalar izlenmeye devam ettiği sürece kadınları daha fazla işsizlik, daha fazla güvencesizlik ve daha fazla sömürü beklemektedir.
Sonuç itibariyle rapor boyunca ortaya konulan olumsuz tablonun değişmesi için geniş emekçi kesimlerin talep ve beklentilerini esas alan ekonomi politikaları ve sosyal politikalar, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifi ile uygulanmalıdır. Geçmiş hükümetler ve mevcut hükümetlerin böyle bir niyeti olmadığı artık açık seçik görülmektedir. Emekten yana, eşitlikçi politikaların oluşturulması ve yaşama geçirilmesini sağlayacak olan, mevcut politikaların mağduru olan geniş emekçi kesimlerdir. Bu sorunları tarif etmek tek başına yeterli değildir, asıl iş tam da bu sorunları gözler önüne serdikten sonra bunlarla mücadele etmek ve mevcut koşulları değiştirmektir. Sosyal-İş Sendikası ilerleyen dönemde bu sorumluluğun bilinci ile çeşitli çalışmalar gerçekleştirmeyi önüne hedef olarak koymaktadır.
İstihdam edilen kadınlar içinde ücret ya da yevmiye karşılığı çalışanların oranının son 20 yılda yüzde 20,8’den yüzde 51’e çıkması, kadınların hızla işçileşmesi, özellikle de kriz sürecinde kadınların yeniden işgücüne katılma eğilimi göstermesi ve kadınların korunmasız istihdama yönelmesi, kadın işsizliğinin ciddi bir artış eğiliminde olması, dikkatle değerlendirilmesi gereken bir sürecin işaretidir. Sendikaların kadın emekçilere yönelik etkin politikalar geliştirmesi; gerek sendikasız kadınların sendikalaşması gerekse sendikalı kadınların sendikal çalışmalara, süreçlere ve sendikaların karar alma mekanizmalarına etkin bir biçimde katılması için özel çalışmalar yürütmesi; kadınların istihdamının önündeki engellerin kaldırılması, kadın işsizliğiyle mücadele edilmesi ve yaşamın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için aktif ve süreklilik arz eden bir tutum takınması ve yalnızca kadın üyelerini değil erkek üyelerini de bu doğrultuda harekete geçirmesi acil bir ihtiyaç ve sorumluluktur.
Tüm emekçileri işsizliğe, yoksulluğa, geleceksizliğe sürükleyen neo-liberal politikalardan vazgeçilmesi, ülke nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturan emekçilerin çıkarlarını gözeten politikaların yaşama geçirilmesi, kadınların çalışma yaşamına ilişkin her türlü sorununun çözülmesi için kadınların sorunlarını ve taleplerini esas alan sosyal politikaların uygulamaya konulması, kadınların işgücüne katılımı ve istihdamının önündeki engellerin kaldırılması, acilen çocuk, hasta ve yaşlı bakımının toplumsallaştırılması için gerekli çalışmaların yapılması, kadın işsizliği ve kadınların kayıt dışı istihdamı ile mücadele edilmesi, kadınların güvenceli istihdamını ve insanca koşullar içinde çalışmasını sağlayacak politikaların uygulanması, sosyal güvenliğin çalışan birey odaklı olmaktan çıkarılarak tüm vatandaşları kayıtsız koşulsuz kapsaması, çalışma yaşamında kadına yönelik her türlü ayrımcılığa, tacize ve şiddete son verilmesi, kadın ve erkekler arasındaki ücret farklılıkların yok edilmesi ve ücretlerin insanca yaşayacak bir seviyeye çekilmesi, kadınların sendikalaşmasının önündeki her türlü engelin kaldırılması, kadınların mesleki sağlığının korunması için etkin önlemler alınması ve yaşamın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için harekete geçilmesi, kadın emekçilere ilişkin öncelikli taleplerimizdir. Bu taleplerimizin karşılık bulması için gereken her türlü çalışmayı yapmak ve mücadeleyi yürütmek de öncelikli hedefimizdir.
8 Mart’ın 100. yıldönümünde, 100 yıllık birikimimiz, içinde yaşadığımız yüzyılı değiştirmemiz için bize güç vermektedir.
Kapitalist sömürü ve erkek egemenliğinin son bulduğu, eşit, adil, özgür bir ülke ve dünya dileği ile 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun!
Kaynakça:
• ILO, 2010, Global Employment Trends, [http://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---ed_emp/---emp_elm/---trends/documents/publication/wcms_120471.pdf].
• ITUC, 2009, 1st World Women’s Conference Discussion Guide, [http://www.ituc-csi.org/IMG/pdf/DECENT_WORK_DECENT_LIFE_FOR_WOMEN.pdf].
• [http://www.pay-equity.org/info-time.html].
• [http://www.weforum.org/en/Communities/Women%20Leaders%20and%20Gender%20Pari
ty/GenderGapNetwork/index.htm].
• [http://www.socialwatch.org/node/9267].
• [http://arsiv.kazete.com.tr/sayilar/2007/60/?bolum=haberler&sayfa=ekonomi04]
• [http://www.dijimecmua.com/index.php?c=sw&v=225&s=616.]
http://www.egitimsen.info/index.php?yazi=1516].
• [http://www.csgb.gov.tr/articles.php?category_id=50].
• Milliyet, “7 ayda 953 kadın öldürüldü”, 8.11.2009
• Bakır, O. ve Akdoğan, D., 2009, “Türkiye’de Sendikalaşma ve Özel Sektörde Sendikal Örgütlenme”, Türk-İş Dergisi, Sayı 383.
• Çağlayan, Ç. ve Etiler, N., 20009, “Türkiye’de Kadın İşçilerin Mesleksel Sağlığı”, TTB Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi, Sayı:33.
• Ecevit, Y., 2008, “İşgücüne Katılım ve İstihdam”, Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği: Sorunlar, Öncelikler ve Çözüm Önerileri Raporu içinde, [http://www.tusiad.org.tr/FileArchive/KADINRAPOR.pdf]
• KSGM, 2009, Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması, [http://www.ksgm.gov.tr/tdvaw/istatistikler.htm].
• KSGM, 2010, Türkiye’de Kadının Durumu, [http://www.ksgm.gov.tr/Pdf/tr_de_kadinin_durumu_subat_2010.pdf]
• Toksöz, G., 2009, Kriz Koşullarında Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden İşgücü Piyasaları, yayınlanmamış çalışma.
• TÜİK İşgücü İstatistikleri
• TÜİK Toplumsal Cinsiyet, Aile ve Yaşam İstatistikleri.
• TÜİK Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2008
Notlar
1) Bu çalışmanın hazırlanması sırasında birçok kaynağa erişmemizi sağlayan Özge Berber Ağtaş’a, bazı istatistiksel göstergelere ilişkin verdikleri bilgiler için TÜİK İşgücü İstatistikleri Birimi çalışanlarına, bazı uluslararası çalışmalara erişmemizi sağlayan ITUC Araştırma Birimi çalışanlarına, bazı istatistiklerin derlenmesi sırasında yaptığı yardım için Çiğdem Yazıcı’ya, eleştiri ve önerileri ile çalışmaya büyük katkı sağlayan Gülay Toksöz, Necla Akgökçe, Saliye Ayşegül Doğan Sırmagül, Aylin Akçay ve Ecehan Balta’ya, en önemlisi de dirençleri ve kararlılıkları ile bu çalışmaya ilham veren direnişçi Tekel işçisi kadınlara teşekkürlerimizi sunarız.
2) ILO, 2010, s. 50.
3) ILO, 2010, s. 48
4) ILO, 2010, s. 46.
5) ILO, 2010, s.18.
6) ILO, 2010, s. 19
7)ITUC, 2009, s.23
8) http://www.pay-equity.org/info-time.html
9) ITUC, 2009, s.27
10) http://www.weforum.org/en/Communities/Women%20Leaders%20and%20Gender%20Parity/GenderGapNetwork/index.htm
11) http://www.socialwatch.org/node/9267
12) Bu başlık altında sunulan veriler Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması ile KSGM, 2010, s.14-15’den derlenmiştir.
13) http://www.ksgm.gov.tr/tdvaw/istatistikler.htm
14) Milliyet, “7 ayda 953 kadın öldürüldü”, 8.11.2009
15) Ecevit, Y., 2008, s.115
16) Bu bölümde yer verilen yüzdelik değişimler, iki dönem arasındaki yüzdelik farkın, ilk döneme bölünmesi ile elde edilmiştir. Bunu yapmaktaki amaç, değişimlerin reel değerlerini ifade edebilmektir. Örneğin 1989 yılı ile 2009 yılları arasında kadınların işgücüne katılım oranı nominal olarak yüzde 10,2 oranında düşmüştür. Ancak bu düşüşün reel değeri yüzde 28’dir.
17) ILO, 2010, s.46-50
18) http://arsiv.kazete.com.tr/sayilar/2007/60/?bolum=haberler&sayfa=ekonomi04
19) http://www.dijimecmua.com/index.php?c=sw&v=225&s=616.
20) http://www.egitimsen.info/index.php?yazi=1516
21) Çağlayan, Ç. ve Etiler, N., 20009, “Türkiye’de Kadın İşçilerin Mesleksel Sağlığı”, TTB Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi, Sayı:33, s. 23-32.
22) Bakır, O. ve Akdoğan, D., 2009, “Türkiye’de Sendikalaşma ve Özel Sektörde Sendikal Örgütlenme”, Türk-İş Dergisi, Sayı 383, s. 88-97.
23) a.g.e. s.88-97.
24) Toksöz.,G., s. 4-5
25) Toksöz, s.23-25.
Mart 2010