Aliağa ölüm vadisi olabilir!

Foça ve Aliağa yakınlarında yapılmak istenen termik santrallere karşı açılan davanın duruşmasında, termik santrallerin bölge açısından ekolojik bir felaket anlamına geldiğine vurgu yapıldı.
 
İzmir 2. İdare Mahkemesi’nde gerçekleştirilen duruşmada Enka A.Ş tarafından yapılmak istenen ithal kömüre dayalı termik santrale karşı TMMOB ile aralarında EGEÇEP’in de bulundu çeşitli kurum ve kişiler tarafından açılan iki davanın birleştirilmesine karar verildi. Duruşmada davacıların avukatı avukat Arif Ali Cangı, termik santral yapılacak bölgeyi de kapsayan 1/25.000’lik imar kentsel planının Danıştay tarafından iptal edildiği bilgisini paylaşarak başladığı konuşmasında, özellikle nüfus artışı ile ilgili hatalara dikkat çeken iptal gerekçesinde yer alan “20 yıl içerisinde İzmir 19. yüzyıl İngiliz kentlerine benzer” ifadesinin son derece çarpıcı olduğunu söyledi.
 
TERMİK SANTRAL GÜZELLEMESİ
 
Termik santrallerle ilgili verilen bilirkişi raporunun “termik santral güzellemesi”nden başka anlamının olmadığını belirten Cangı, “Bu raporda Aliağa’nın kalkınma hızı yok. Bölge tamamen gözden çıkarılmış gibi. Bilimsel raporlarda bölgenin ‘yaşamsal anlamda riskli bölge’ olarak tanımlanmasına rağmen, 7 yeni termik santrale izin verilmesinin başka bir izahı yok. Bu santraller bölgeyi ölüm vadisi haline getirecek” diye konuştu. Çevre hukukunun bu tür davalarla şekillendiğini kaydeden Cangı, “burada hüküm veren hakimler yasalarla, yönetmeliklerle hatta anayasayla kendini bağlamamalı. Doğanın yasaları her şeyin üzerinde. Ekosistem bozulursa verdiğiniz kararların hiçbir anlamı kalmaz çünkü” dedi. Bilirkişi raporundaki eksiklikleri, hataları sıralayan Cangı, çok önemli konularla ilgili hiçbir şey söylemeyen, hep ÇED raporunu adres gösteren bilirkişi raporunun iptal edilerek yeni bir bilirkişi incelemesi istediklerini dile getirdi.
 
ÇİFTÇİNİN GEÇİMLİĞİ YOK OLACAK
 
TMMOB adına davaya katılan avukat Cemal Doğan termik santral bölgesindeki yer seçiminin yanlış olduğunu belirterek, “Mevcut sanayi kuruluşları nedeniyle kanserin en yoğun olarak görüldüğü yerlerden birisi bu bölge. Bu termik santrallere izin verilirse dünya birincisi oluruz” dedi. Duruşmada söz alan Jeofizik Yüksek Mühendisi Erhan İçöz, bölgede yaptığı zemin araştırmalarında aktif fayların olduğunu belirlediklerini vurgulayarak, “İzmir’de 7’nin üzerinde deprem beklenen yerlerden birisi bu bölge” dedi. Bilirkişi raporunda bununla ilgili hiçbir değerlendirmenin olmadığının altını çizen İçöz, raporu yer bilimleri açısından bir facia olarak değerlendirdi. Ziraat Mühendisi Vezan Karabulut da duruşmada bölgenin tarımsal üretim açısından zengin bir yer olduğunu, termik santrallerle çiftçinin geçimliğinin de ellerinden alınacağını belirtti. Karabulut, asit yağmurlarına ve kesilen zeytin ağaçlarına da dikkat çekti.
 
Bu eleştirilere karşı bakanlık ve şirket avukatları da aynı biçimde savunma yaparak, tüm risklerle ilgili ÇED raporunda değerlendirmelerin olduğunu, santralin en yeni teknoloji kullanılarak yapılacağını ileri sürdüler.
 
Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven’in yanı sıra İzmir, Aliağa. Foça ve Dikili’den çok sayıda kurum temsilcisi ve yurttaşın izlediği davada karar ilerleyen günlerde mahkeme heyeti tarafından açıklanmak üzere sonlandırıldı.