AKP Hükümeti döneminde taşeron işçi sayısı arttıkça sendikalaşma oranının düştüğü görülüyor. İş cinayetlerine kurban giden işçiler ise hep taşeron ve güvencesiz çalıştırılan işçiler. Yard. Doç. Dr. Aziz Çelik, iş cinayetlerinin sendikasız, toplu sözleşmesiz ve yasaların uygulanmadığı iş yerlerinde meydana geldiğini belirterek, "Sorun şu ki etkin bir işçi sağlığı ve iş güvenliği denetimi yapılmıyor. Birincisi devlet yeterince denetlemek istemiyor, üzerine gitmiyor ve ikincisi sendika uygulatacak. Sendikanın olmadığı maden ocağına ölüm giriyor maalesef" diyor
ZONGULDAK- Kozlu'da 8 işçinin yaşamını yitirdiği metan faciasının ardından taşeronluk sistemi yeniden tartışmaya açıldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, "Asıl işveren, alt işveren netice itibariyle hepsi işveren. Asıl olan kurallara uygun üretimin, kurallara uygun çalışma ortamının olup olmadığı" dese de, AKP Hükümeti döneminde yaygınlaşan taşeronlukla birlikte, toplu işçi ölümlerinin de arttığı görülüyor. Nedeni ise taşeron çalışmada sendikanın olmaması gösteriliyor. Devlet denetiminin zaten çok yetersiz olduğu iş yerlerinde, bir de zorlayıcı güç olarak sendika olmayınca, patronlar işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almıyor.
Rakamlar da uzmanların değerlendirmelerini doğruluyor. AKP'nin iktidar olduğu 2002 yılında 350 bin civarında olan taşeron işçi sayısı, 10 yılda yaklaşık 5 kat arttı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de 1 milyon 500 bin civarında taşeron işçi bulunuyor.
Aynı dönemde sendikalaşma oranı ise ters orantılı olarak düştü. 2002 yılında yüzde 10 civarında olan işçilerin sendikalaşma oranı, 10 yılda yüzde 38 azalarak yüzde 6'nın altına düştü. 2012 yılında 16 milyon ücretliye karşılık toplu iş sözleşmelerinden yaralanan işçi sayısı 680 bin civarında kaldı. OECD ülkelerinde en düşük sendikalaşma oranını Türkiye'ye ait. Türkiye ayrıca sendikalaşmanın en hızlı gerilediği ülke konumunda.
AKP Hükümeti'nin 10 yıllık iktidarı döneminde kayıt altına alınan iş cinayeti sayısı ise en az 10 bin 297.
ÇELİK: HEP TAŞERON İŞÇİLER OLMASI TESADÜF DEĞİL
Uzun yıllar sendika uzmanlığı yapan, Kocaeli Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim görevlisi Yard. Doç. Dr. Aziz Çelik, iş cinayetlerinin hemen hepsinin taşeron çalışmanın olduğu iş yerlerinde meydana geldiğine dikkat çekti.
ETHA'ya konuşan Çelik, taşeron şirketlerde genellikle sendika ve dolayısıyla toplu iş sözleşmelerinin olmadığını belirterek, "Taşeron şirketlere başvurulmasının temel nedeni de zaten maliyetlerin düşük olması" dedi.
TTK'nın birçok ocağında taşeron şirketlerin çalıştığını hatırlatan Çelik, Kozlu'da iş cinayetinin yaşandığı madende sendikalaşma çalışmaları yürütüldüğünü, ancak taşeron firmanın çeşitli şekillerde bunu engellediğini hatırlattı.
İş cinayetlerinin sendikasız, toplu sözleşmesiz ve genellikle yasaların uygulanmadığı iş yerlerinde meydana geldiğine dikkat çeken Çelik, "Dolayısıyla işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini alınmıyor, işçiyi koruyucu tedbirler alınmıyor ve sonucunda adına kaza denilen bu cinayetler oluyor. İş cinayetlerinin taşeron şirketlerde olması kesinlikle tesadüf değil. Türkiye'de taşeronlaşma ve esneklik artıkça iş cinayetlerinde de ciddi bir artış oluyor" dedi.
Bakan Çelik'in "asıl işveren, alt işveren fark etmez" açıklamasına da yanıt veren Aziz Çelik, şöyle konuştu: "Elbette kurallara uymak zorunda ama asıl işveren için ya da taşeron şirketler için ayrı bir hukuk yok. Asıl işveren ve taşeronu bağlayan yasal düzenlemeler olsa da bunlar uygulanmıyor. Sorun şu ki etkin bir işçi sağlığı ve iş güvenliği denetimi yapılmıyor. Birincisi devlet uygulatacak, devlet yeterince denetlemek istemiyor, üzerine gitmiyor ve ikincisi sendika uygulatacak. Sendikanın olmadığı maden ocağına ölüm giriyor maalesef. Zaten asıl amaç ucuz, sendikasız toplu sözleşmesiz işçi çalıştırmak. Bir iş yerinde sağlık ve güvenlik koşullarının en önemli denetleyicisi sendikanın varlığı. Sendikanın olduğu yerlerde bu tip ölümcül kazalar son derece düşüyor. Mesela Tuzla'da özel sektör tersanelerinde ölümler sürerken, hemen bitişiğinde bir kamu tersanesi var, orada yıllardır ölüm yok. Çünkü orada sendika var. Bakan'ın söylediklerinin hiç bir kıymeti yok. Taşeronlaşmayı sınırlamadığı ve taşeron şirketler sendikalaşmadığı sürece iş cinayetleri meydana gelecek."
DEVLET İŞVERENİN ÜZERİNE GİTMİYOR
Çok ileri düzeyde bir yasal düzenleme olsa da, bu yasa hayata geçirilmediği ve yaptırım uygulanmadığı takdirde iş cinayetlerinin devam edeceğine işaret eden Çelik, devletin işverenlerin üzerine gitmemesinin siyasi bir tercih olduğunu söyledi. Aziz Çelik, şöyle devam etti: "Bu konuda iradesi var mı derseniz, ben zayıf olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu, salt teknik bir sorun değil. Teknik bir şeylerle halledilebilecek bir sorun değil. Çalışma hayatının bütününe bakmadığımız sürece, sendikalaşma, toplu sözleşme ve örgütlenme çabasının kamuoyu tarafından denetimi gibi resmin bütün unsurları olmadığı zaman, sadece teknik olarak iş yerinde bir takım tedbirlerin alınması gerektiğine dair yönetmelik çıkarmak anlamlı değil. O nedenle işçi sağlığı sorununu sadece teknik önlemler sorununa indirgemek mümkün değil. Teknik önlemler elbette önemli, kurallara uyulması gerekir ama sorun bunların nasıl uygulanacağı ve bu irade olup olmadığı. Ben doğrusu sendikalaşmanın bu derece güç ve engellendiği bir ülkede, işçi sağlığı ve güvenliği açısından samimiyet olduğunu düşünmüyorum."