Sağlıkta Dönüşüm Programının , sağlık çalışanlarını ezerek gerçekleştirildiğini artık tüm bileşenler kabul ediyor.
Son 10 yılda kamusal alanda çalışanlara uygulanan yıldırma eylemleri önemli bir küresel sorun olmaya devam ediyor.
Bugün kent hastanelerinde çalışan sağlık çalışanlarını temel alan bir mobbing çalışması yapıldığı biliyorum.
İlk sonuçlar kamu hastanelerinde yaygın bir mobbing (çalışanı yıldırma) olduğunu ortaya koyuyor.
Evet, Samsun’da kamu hastanelerinde mobbing vardır.
Bunlar araştırılmalıdır.
Kişisel davalar şeklinde hukuka taşınanlar, şu anda hukuk aşamasındadır.
Ama sistematik mobbing uygulayanların, yargılanma izinleri genelde kamusal irade tarafından red edilmektedir.
Son yıllarda Samsun’un her tarafında yaygın hale gelen işyerlerindeki yıldırma eylemleri, giderek daha fazla çalışanı etkisi altına almaktadır. Bu olumsuz eylemlerin hedefi olan tüm çalışanlar, yıldırma süreci boyunca kendilerini yalnız ve çaresiz hissetmektedir.
Yıldırma olgusu, sadece güvenlik ve sağlık sorunu değil, aynı zamanda çalışma hakkı sorunudur.
Bir kurumdan diğerine, bir çalışandan başka bir çalışana adeta “informal bir ceza verme” biçimi olarak uygulanmaya başlanmıştır. Araştırmalar, özellikle eğitim ve sağlık hizmetleri alanında daha fazla uygulandığına ilişkin kanıtlar sunmaktadır.
Yıldırma kavramı, “bir ya da birkaç kişinin genel olarak tek bir kişiye karşı yaptığı, olumsuz iletişimle gerçekleşen ve sistemli yapılan ahlak dışı uygulamalar” olarak tanımlanmaktadır.
Bu yıldırma eylemleri bir çok değişik isimle ifade edilmektedir.
Örneğin iş yeri tacizi (workplace harassment),
Duygusal istismar (emotional abuse),
Zorbalık (bullying)
Zulüm (victimization)
Gözdağı (intimidation) gibi kavramlar da kullanılmaktadır.
Yıldırma davranışları, örgütlerde yaşanan “iğrenç oyun” ; “sessiz ve görünmeyen mesleki tehlike” olarak betimlenmiştir.
Yıldırma eylemlerinin yaşandığı işyerleri, çok belirgin ortak özelliklere sahiptir. Örneğin iletişim bozuktur, iyi işlemez. Bilgi akışı yavaştır. Yönetime yakın olan küçük bir azınlık dışındakilere bazen hiç bilgi verilmez. Bunun sonucunda işyerinde dedikodu ve söylentiler yayılır. Politikalar ve önemli kararlar, kapalı kapılar ardında belirlenir. Açıklığın yerini koyu bir sis perdesi almıştır. Katılım ya hiç yoktur ya da yeterli değildir. Bu tip işyerleri başarılı liderlerden de yoksundur.
Yönetim görevleri, basiretsiz kişilerce yapılır. Sorumluluklar, dengeli paylaştırılmaz. Pek çok görevin, tek bir kişide toplandığı olur. Kurallar çok sık değişir ve kişilere göre uygulanır. Çatışmalar, görmezden gelinir ve çözümünde herhangi bir çaba gösterilmez. Ayrımcılık, dışlama, tehdit ve gözdağı gibi uygulamalarla, işyerinde güvensiz bir sosyal ortam oluşturulur.
Kamu Hastane Birlikleri bağlamında da bu kentte, sağlık alanında çalışan emekçilerin yaygın bir yıldırma ile karşı karşıya kaldığı tüm çalışanlar tarafından bilinen gerçek bir olgudur.
Geçici görev tehditi, yer değişikliği tehditi almayan sağlık çalışanı yok gibi.
2 ayda herkesin çalışma yerleri, çalışma modeli, çalışma şekli hızla değiştirildi.
……………….
Oysa çalışanlar üzerine uygulanan bu yaygın yıldırma, özellikle sağlık ve eğitim alanında üretilen işin kalitesi üzerine de etkili oluyor.
Bakın bu konunun uzmanları ne diyor?
‘’ Yıldırma davranışları kısa sürede tüm işyerini olumsuz etkiler. Örgüt iklimini bozar, kurumun imajını zedeler. Çalışma barışının, moral ve güven ortamının kaybolmasına sebep olur (Yücetürk, 2005b). Çalışma koşulları ve görev tanımlarına ilişkin şikâyetler çoğalır. İşyerindeki adaletsiz uygulamalar ve hoşnutsuzluk herkesin fark edebileceği hale gelir (Spindel, 2008: 53-54). Stresli ortamdan uzaklaşma isteği izin kullanımını arttırır. İşgücü devri yükselir, erken emeklilik talepleri artar ve disiplin soruşturmaları yaygın olarak uygulanır (Kohut, 2008: 153). İşyerinde korku atmosferi oluşur. Çalışanlar, hiç gerekmediği halde görev yerinin değiştirileceği, soruşturma geçireceği yönünde açık ya da imalı bir şekilde tehdit mesajları alır.
İşyeri kuralları, sık sık değiştirilir hatta kişiye göre yeni kurallar getirilir. İletişim etkinlikleri, hedef seçilen kişiler için adeta kilitlenir. Çevresinde gelişen olaylardan, toplantı ve benzer etkinliklerden haberdar edilmez, görmezden gelinerek yokmuş gibi davranılır.
“Mağdurlar, yaşadığı tüm olumsuzluklardan mahcubiyet, korku, öfke ve suçluluk duyar ve yetersizlik duygularına kapılabilir. Sürekli tehlike içinde olduğunu düşünür. Yıldırma süreci, bir kişinin mesleki bütünlük ve benlik imajını ihlal ettiği için kişi kendinden şüphe duymaya başlar”
………………………..
Sonuç olarak Samsun’da başta eğitim ve sağlık olmak üzere kamusal alanlardaki yıldırma eylemleri, yani kamu yönetimsel şiddet araştırılmalıdır.