Samsun'da sağlıkta yıldırma inanılmaz boyutlara ulaştı - Dr. Cem Şahan

Sağlıkta  Dönüşüm  Programının , sağlık  çalışanlarını  ezerek  gerçekleştirildiğini  artık  tüm  bileşenler  kabul  ediyor.

Son  10  yılda  kamusal  alanda  çalışanlara  uygulanan  yıldırma  eylemleri  önemli  bir  küresel  sorun  olmaya  devam  ediyor.

Bugün kent  hastanelerinde  çalışan  sağlık  çalışanlarını  temel  alan  bir  mobbing  çalışması  yapıldığı  biliyorum.

İlk  sonuçlar  kamu  hastanelerinde  yaygın  bir  mobbing (çalışanı  yıldırma)  olduğunu  ortaya  koyuyor.

Evet, Samsun’da  kamu  hastanelerinde  mobbing  vardır.

Bunlar  araştırılmalıdır.

Kişisel  davalar  şeklinde  hukuka  taşınanlar,  şu  anda  hukuk  aşamasındadır.

Ama  sistematik  mobbing  uygulayanların,  yargılanma  izinleri  genelde  kamusal  irade  tarafından  red  edilmektedir.

Son yıllarda Samsun’un her tarafında yaygın hale gelen işyerlerindeki yıldırma eylemleri, giderek daha fazla çalışanı etkisi altına almaktadır. Bu olumsuz eylemlerin hedefi olan tüm çalışanlar, yıldırma süreci boyunca kendilerini yalnız ve çaresiz hissetmektedir.

Yıldırma olgusu, sadece güvenlik ve sağlık sorunu değil, aynı zamanda çalışma hakkı  sorunudur.

Bir kurumdan diğerine, bir  çalışandan başka bir çalışana adeta “informal bir ceza verme” biçimi olarak uygulanmaya başlanmıştır. Araştırmalar, özellikle eğitim ve sağlık hizmetleri alanında  daha fazla uygulandığına ilişkin kanıtlar sunmaktadır.

Yıldırma kavramı, “bir ya da birkaç kişinin genel olarak tek bir kişiye karşı yaptığı, olumsuz iletişimle gerçekleşen ve sistemli yapılan ahlak dışı uygulamalar” olarak tanımlanmaktadır.

Bu   yıldırma  eylemleri  bir  çok  değişik  isimle  ifade  edilmektedir.

Örneğin iş yeri tacizi (workplace harassment),

Duygusal istismar (emotional abuse),

Zorbalık (bullying)

Zulüm (victimization)

Gözdağı (intimidation) gibi kavramlar da kullanılmaktadır.

Yıldırma davranışları, örgütlerde yaşanan “iğrenç oyun” ; “sessiz ve görünmeyen mesleki tehlike” olarak betimlenmiştir.

Yıldırma eylemlerinin yaşandığı işyerleri, çok belirgin ortak özelliklere sahiptir. Örneğin iletişim bozuktur, iyi işlemez. Bilgi akışı yavaştır. Yönetime yakın olan küçük bir azınlık dışındakilere bazen hiç bilgi verilmez. Bunun sonucunda işyerinde dedikodu ve söylentiler yayılır. Politikalar ve önemli kararlar, kapalı kapılar ardında belirlenir. Açıklığın yerini koyu bir sis perdesi almıştır. Katılım ya hiç yoktur ya da yeterli değildir. Bu tip işyerleri başarılı liderlerden de yoksundur.

Yönetim görevleri, basiretsiz kişilerce yapılır. Sorumluluklar, dengeli paylaştırılmaz. Pek çok görevin, tek bir kişide toplandığı olur. Kurallar çok sık değişir ve kişilere göre uygulanır. Çatışmalar, görmezden gelinir ve çözümünde herhangi bir çaba gösterilmez. Ayrımcılık, dışlama, tehdit ve gözdağı gibi uygulamalarla, işyerinde güvensiz bir sosyal ortam oluşturulur.

Kamu  Hastane  Birlikleri  bağlamında da bu  kentte,  sağlık  alanında  çalışan  emekçilerin  yaygın  bir  yıldırma  ile  karşı  karşıya  kaldığı  tüm  çalışanlar  tarafından  bilinen  gerçek  bir  olgudur.

Geçici  görev  tehditi,  yer  değişikliği  tehditi  almayan  sağlık  çalışanı  yok  gibi.

2  ayda  herkesin  çalışma  yerleri, çalışma  modeli, çalışma  şekli  hızla  değiştirildi.

……………….

Oysa  çalışanlar  üzerine  uygulanan  bu  yaygın  yıldırma,  özellikle  sağlık  ve  eğitim  alanında  üretilen  işin  kalitesi  üzerine  de  etkili  oluyor.

Bakın  bu  konunun  uzmanları  ne  diyor?

‘’ Yıldırma davranışları kısa sürede tüm işyerini olumsuz etkiler. Örgüt iklimini bozar, kurumun imajını zedeler. Çalışma barışının, moral ve güven ortamının kaybolmasına sebep olur (Yücetürk, 2005b). Çalışma koşulları ve görev tanımlarına ilişkin şikâyetler çoğalır. İşyerindeki adaletsiz uygulamalar ve hoşnutsuzluk herkesin fark edebileceği hale gelir (Spindel, 2008: 53-54). Stresli ortamdan uzaklaşma isteği izin kullanımını arttırır. İşgücü devri yükselir, erken emeklilik talepleri artar ve disiplin soruşturmaları yaygın olarak uygulanır (Kohut, 2008: 153). İşyerinde korku atmosferi oluşur. Çalışanlar, hiç gerekmediği halde görev yerinin değiştirileceği, soruşturma geçireceği yönünde açık ya da imalı bir şekilde tehdit mesajları alır.

İşyeri kuralları, sık sık değiştirilir hatta kişiye göre yeni kurallar getirilir. İletişim etkinlikleri, hedef seçilen kişiler için adeta kilitlenir. Çevresinde gelişen olaylardan, toplantı ve benzer etkinliklerden haberdar edilmez, görmezden gelinerek yokmuş gibi davranılır.

“Mağdurlar, yaşadığı tüm olumsuzluklardan mahcubiyet, korku, öfke ve suçluluk duyar ve yetersizlik duygularına kapılabilir. Sürekli tehlike içinde olduğunu düşünür. Yıldırma süreci, bir kişinin mesleki bütünlük ve benlik imajını ihlal ettiği için kişi kendinden şüphe duymaya başlar”

………………………..

Sonuç  olarak   Samsun’da  başta  eğitim  ve  sağlık  olmak  üzere  kamusal  alanlardaki  yıldırma  eylemleri, yani  kamu yönetimsel  şiddet  araştırılmalıdır.