Mevsimlik tarım işçileri -II - Abdullah Aysu

Mevsimlik tarım işçileri hangi ilişkilerle, kimler tarafından, çiftçilerle buluşturuluyor? Çiftçiler ile mevsimlik tarım işçileri arasındaki aracılar, ilişkilerini nasıl yürütüyorlar. Ona bakalım.

Elçi ve dayı başılar

Çalışmak üzere gelen mevsimlik işçilere (topraksız veya az topraklı köylülere) işi “elçi” tabir edilen aracılar sağlıyor. Başka bir deyişle elçiler büyük toprak sahipleri ile köyde ailesi parçalanmış çiftçilere işçi bulurlar. Doğu, Güneydoğu ve İç Anadolu’daki büyük toprak sahiplerine işçi temin eden “elçi”ye Ege Bölgesi’nde “dayı başı” denilmektedir. Dayı başı veya elçiler bir tür işçi simsarıdırlar. Mevsimlik işçiler bağımlı hale getiriliyorlar. Elçi ve dayı başılar bazen ileride çalıştıracakları işçiler için işçilerin çalışmadıkları dönemlerde büyük toprak sahiplerinden avans alabilmektedirler. Ayrıca iş temini karşılığında işçilerin tamamından komisyon aldıkları için ekonomik olarak işçilerden daha güçlüdürler. Kendi olanakları veya işçi sağlayacakları büyük toprak sahiplerinden aldıkları avansları ileride çalışmaya götürecekleri işçilere çalışmadıkları dönemlerde verirler. Bazen doğrudan gıda sağlarlar. Her iki biçimde de yaşamlarını sürdürebilmek için aldıkları avans veya zorunlu gıda maddeleri karşılığında avans verene ve getirene zamanı geldiğinde minnet borcunu ödemek için çalışmak (ailece daha düşük ücrete çalışmak) zorunda kalırlar. Yoksulluk ve işsizlik, mevsimlik tarım işçilerini zamanla elçi ve dayı başlarına bağımlı kılar.

Mevsimlik işçilerin yol azabı

Çalışma mevsimi yaklaştığında zorunlu gıda ihtiyacını gidermek için avansı alan işçiler avans verenlere çalışmak için yollara düşerler. Alacakları ücret sadece minibüs ve kamyon kasalarında seyahat etmeye olanak tanıdığı için çoluk-çocuk, kadın-erkek üst üste minibüs ve kamyon kasalarında yüzlerce kilometre yol kat ederek işyerlerine bin bir güçlük ve azapla ulaşırlar. Tabiî ki yolda trafik kontrolünde yakalanmaz ve kazasız belasız varacakları yere varabilirlerse!

Mevsimlik işçilerin çalışma azabı

Çalışacakları bölgelere sağlam ulaşabilenler için yol azabı bitmiş bu kez çalışma azabı başlamıştır. Çünkü gün doğumundan gün batımına kadar günde yaklaşık 12ñ13 saat güneş altında çalışmak zorundadırlar. Yasal güvenceden yoksun oldukları için uzun çalışma süresini kısaltacak bir güvenceleri yoktur.

Götürü işçiler

Mevsimlik işçiler için çalışma mevsiminde çalışacakları süre kısadır. Bu süreyi iyi değerlendirmek zorundadırlar. Bu kısa zamanda daha fazla kazanç elde etmek, çalışamayacakları yılın kalan zamanda biraz daha rahat edebilmek için götürü usulüyle (parça başı, kilo başı, dönüm başına) iş yapmak üzere de anlaşabilmektedirler. Ancak böylesi durumlarda çok iş çıkartıp daha fazla para kazanabilmektedirler. Bu gibi durumlarda genel olarak dinlenmeden, yemeklerini ayaküstü yer, aralıksız çalışırlar. Başka bir deyişle kendi emeklerini sömürmeye başlarlar. Günde ne kadar çalışacağı artık enerjisinin tükenip tükenmemesine endekslidir. “Üç kuruş fazla” için işi bitirip başka bir iş daha kapma, daha fazla kazanma ve kışın biraz daha rahat etme arzusuyla can hıraş bir biçimde çalışır, çabalarlar.

Tarım sektörü, bilindiği gibi her türlü doğal afete açıktır. Bu nedenle tarla sahipleri zamanı gelen ürünü afete uğratmadan bir an evvel hasad etmek ister. Bu tür anlaşmalar toprak sahibinin de işine gelir. Hele daha ucuza getirecekse onun için güzel bir yemeğin üzerine “kaymaklı ekmek kadayıfı” gibi gelir.

Cuma günü devam edeceğim.