Sonuç
Sanayileşmenin artması ve entegre üretim süreçleri, yoğun makineleşme ve üretime giren yüzlerce kimyasal maddenin varlığı, günümüzde meslek hastalıkları ve iş kazalarını arttırmaktadır. Sağlıklı çalışma ortamı ve çevresi, iş barışının hızlı ve sağlıklı kalkınmanın da ön şartıdır. Ancak kapitalist ekonomi tarihi, kar etme güdüsünün hâkim olduğu, soruna insancıl açıdan yaklaşamadığının örnekleri ile doludur. Kısaca ILO olarak bilinen Uluslararası Çalışma Örgütü kaynaklarına göre; her yıl 1,2 milyon işçi iş kazaları ve meslek hastalıkları dolayısıyla hayatını kaybetmektedir. İşçilerin sosyal, kültürel ve psikolojik etkileşimleri bir yana, yine her yıl 250 milyon insan iş kazaları, 160 milyon insan ise; meslek hastalıkları sonucu hastalık ve sakatlık gibi fiziksel zarara uğramaktadır.
Bir teknik eleman gözü ile baktığımızda, işçi sağlığının korunabileceği, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenebileceğini söylememiz gerekir. Günümüzdeki uzmanlıklar ve teknolojik olanaklar buna izin vermektedir. Bugün tedavi olanakları, donanımlı hastaneler, yeterli teknik bilgi ve uzman mevcuttur.
Sorun, iş kazaları ve meslek hastalıklarına hangi gözle bakıldığıdır. Alınacak önlemlerin bir rant kaybı ve anlamsız bir yatırım olmadığını görmek gerekir. Ne yazık ki; günümüzde bilim ve teknolojinin olanaklarını elinde bulunduran sermaye sınıfı sadece kârını düşünür. Onun için işçilerin sağlığının, çalışma ortamlarının güvenliğinin hiçbir önemi yoktur. Doğal olarak gerçek sorun; bilimin ve teknolojinin kimin elinde olduğu, hangi sınıfın hâkimiyetinde bulunduğu ile ilgilidir. Sermayenin mi, yoksa emeğin yani işçinin mi?
Kaynaklar
1. Özel, Y., Gümrükçüoğlu A., “Meslek Hastalıkları ve İş Kazaları”, “Kimya Mühendisliği Dergisi, KMO Yayını, sayı.93, yıl 1979, Ankara.
2. “İşçi Sağlığı ve Güvenliği Seminer Notları”, KMO Yayını, 2007, Ankara
* Mehmet Besleme - Kimya Mühendisleri Odası Başkanı
Fuat Demir -Kimya Mühendisliği Öğrencisi
8 Ocak 2009 / Sendika.Org