Türk Petrol Kanun Tasarısı TBMM'de ilgili komisyondan geçerek Genel Kurul’a gönderildi. 6326 sayılı mevcut Petrol Kanunu'nu değiştiren Türk Petrol Kanunu Tasarısı'nı bir an önce yasalaştırmak isteyen AKP hükümeti, önümüzdeki günlerde tasarıyı TBMM'de sessiz sedasız görüşmek niyetinde.
Sermaye hükümeti saldırılarını hız veriyor!
- TBMM'de görüşülmeyi bekleyen Türk Petrol Kanunu Tasarısı, 6 yıl aradan sonra yeniden ülke gündeminde. Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada ve ülkede önemli gelişmeler yaşanırken tasarının gündeme gelmesi tesadüf mü?
- Hatırlanacaktır, AKP hükümeti 2007 yılında da mevcut kanunu değiştirmek istemiş, TBMM'de o tasarı kabul edilmiş ancak Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmişti. Veto edilmesinin nedenlerinden biri, o dönemde tasarıya ilişkin ciddi bir toplumsal tepkinin oluşması idi. Vetonun ardından AKP, tasarıyı adeta rafa kaldırmak durumunda kalmıştı. O tarihten bugüne hem dünyada hem de Türkiye'de oldukça kritik gelişmeler yaşandı. “Arap Baharı” süreci ile Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da bir dizi ülkede iktidar değişiklikleri oldu. Süreç bugün Suriye'de düğümlendi. Benzer şekilde, Irak'ta istikrarsızlıklar bu ülkenin fiilen Kürt, Sünni ve Şii bölgesi olarak üçe bölünmesi ile sonuçlandı. Gelecek 20 yıl içerisinde dünyadaki petrol üretiminin yüzde 45'ini tek başına karşılayacak potansiyeli olan Irak'ta petrol anlaşmazlıkları, bu bölünmeyi daha da derinleştiriyor. Doğu Akdeniz'de ise ilginç gelişmeler yaşanıyor. Kıbrıs, İsrail, Lübnan ve Suriye açıklarında hatırı sayılır doğalgaz ve petrol rezervleri olduğu tespit edildi. Ancak kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge ilanı problemleri nedeniyle buradaki arama ve üretim çalışmaları hâlâ tartışmalı durumda. Üstelik Suriye emperyalizm destekli müdahalelere direnmeye devam ediyor.
Bilindiği gibi, emperyalist ülkeler açısından en önemli enerji kaynağı olmaya devam eden petrol ve doğalgaz, emperyalist rekabetin temel unsuru. Yukarıda sıraladığımız gelişmelerin, emperyalist kaynak savaşlarında dengeleri değiştirebileceğinin herkes farkında. Emperyalizmin bölge tasavvuru, bu doğrultuda kaynak savaşlarında yeni bir perdenin açılabileceğini gösteriyor. Emperyalizmin dayattığı dış politika hattını layıkıyla yerine getiren AKP hükümeti, bölgede dengelerin yeni bir zeminde kurulacağı bu dönemde dünya piyasalarına çıkacak petrol ve doğalgazın bu trafiğinde yer kapma hesapları yapıyor. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile ilişkilerin Irak Merkezi hükümetini karşıya almak pahasına derinleştirilmesinin başka bir anlamı yok.
Böylesi kritik bir dönemde, emperyalizmin ve büyük petrol tekellerinin Türkiye'de petrol arama ve üretim alanının tümüyle serbest hale gelmesini tercih edeceği dahası bunu dayatacağı açık. AKP hükümetinin ise kendi siyasi hesapları açısından hız verdiği yeni Anayasa, başkanlık sistemi, İmralı süreci gündemlerini, demiryollarından PTT'ye, enerjiden tarıma yeni bir piyasalaştırma, serbestleştirme ve özelleştirme hamlesiyle birlikte gerçekleştirmek istediği görülüyor. Bu açıdan, Türk Petrol Kanunu Tasarısı'nın bugün gündeme getirilmiş olması kesinlikle tesadüf değil.
- Tasarı temel olarak petrol sektöründe ne tür değişiklikler öngörüyor? Serbestleştirme saldırısı nasıl gerçekleştirilecek?
- Öncelikle tasarıda, mevcut 6326 Sayılı Petrol Kanunu'nda serbest piyasa mantığına aykırı bulunan tüm maddeler ayıklanmış. Bunlardan en önemlisi mevcut yasada bulunan “Milli Menfaatlere Uygunluk” kriteri. Bu kriterin, mevcut kanunda ekonomik bağımsızlık ve kamu yararı doğrultusunda yer bulduğunu görüyoruz. Ama yeni tasarıda bu kriterin altı boşaltılıyor.
Petrol arama ve üretim faaliyeti yürütmek için yapılan başvurularda bu kriter bir değerlendirme unsuru olmaktan çıkarılıyor. Benzer şekilde 1970'li yıllarda petrol krizi ve ambargoları nedeniyle olağanüstü koşullarda oluşacak arz güvenliği riski ve “memleket ihtiyacı”na istinaden getirilen yurtiçinde üretilen petrolün yurtdışına satışına yani ihracına dair kısıtlamalar da kaldırılıyor. Yabancı devletlerin kontrolündeki şirketlerin Türkiye'de faaliyet göstermesi için alınması gereken özel izinler de kaldırılıyor. Bunların dışında, yerli ve yabancı sermaye için birçok vergi ve makina-teçhizat ithalatı kolaylıkları ile teşvikler getiriliyor. Petrol şirketlerinin ödemesi gereken vergilere getirilen tavan aşağıya çekiliyor. Mevcut kanunda petrol aranacak ve üretilecek sahalara ilişkin bazı kısıtlamalar da tümüyle tasfiye ediliyor. Tasarı yasalaşırsa yerli ve yabancı şirketler Türkiye'de hiçbir kısıtlamaya tabii olmaksızın faaliyet gösterebilecek. Kaldırılan kısıtlamalarla, HES'lerden sonra yeni bir çevre yıkımına yol açılabilecek ve “milli parklar”da dahi gerekli izinler alınırsa petrol aranabilecek.
- Tasarıya ilişkin Petrol-İş yaptığı açıklamalarda Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) özelleştirilmesinin önünün açılmak istendiğini belirtiyor?
- Evet, tasarının içerdiği asıl büyük saldırı burada. Yerli ve yabancı sermayeye büyük kolaylıklar sağlanırken, petrol sektörü petrol tekellerine ve yandaş sermayeye altın tepside sunulurken, kamu kuruluşu TPAO'nun ipi çekiliyor. Mevcut yasada bir madde ile TPAO'ya verilen devlet adına petrol arama ve üretim faaliyetlerinde bulunma hakkı ve anlayışı terk ediliyor. Süresi dolan petrol üretim sahalarının koşulsuz olarak TPAO’ya verilmesi şartı kaldırılıyor ve bu sahaların özel sektör şirketlerine sunulmasının önü açılıyor.
Bir şirketin sahip olabileceği arama ruhsat sayısındaki kısıtlamalar kaldırılırken, tek bir şirketin tekel oluşturabilecek şekilde tüm ülke kara ve deniz alanlarında hak sahibi olmasının riski yaratılıyor. Ruhsat sayılarında TPAO'ya tanınan ayrıcalıklar da kaldırılıyor.
Tüm bu değişikliklerle tasarı, TPAO'yu dikey entegre yapıya sahip dev petrol tekelleri ile denk olmayan koşullarda rekabet etmeye zorlayacak. TPAO, daha da zayıflatılacak. TPAO'nun ayrıcalıkları ve haklarının elinden alınması ise piyasanın serbestleştirilmesi ve özel sektörün yatırımlarının arttırılması gerekçesiyle meşrulaştırılmaya çalışılıyor. TPAO'nun 1954 yılından bu yana petrol sektöründe oynadığı öncü ve kurucu rol adeta görmezden geliniyor.
Kısacası tasarı ile temel amaç, daha önce rafinaj, petrokimya, akaryakıt dağıtım alanlarında olduğu gibi şimdi de petrol arama ve üretiminde kamu varlığını ortadan kaldırmaktır. Nitekim, tasarının Meclis Komisyonu'ndaki görüşmelerine katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TPAO'nun THY modeli ile özelleştirileceğini açıkça belirtti. Bu açıklama, hükümetin TPAO'nun kamusal niteliğini ortadan kaldırma hedefinin itirafıdır ve Türk Petrol Kanunu Tasarısı'nın asıl amacını gözler önüne sermektedir.
- Tasarının yasalaşmasına karşı nasıl bir mücadele veriliyor? Tasarıya toplumsal tepki var mı?
- Önceki tasarının yasalaşma sürecinde, yani 2007 yılında, biraz da iç siyasetteki çekişmenin yarattığı koşullar büyük bir toplumsal tepki oluşmasına zemin hazırlamıştı. Ancak bugün benzer bir tepkinin oluşmadığını görüyoruz. Petrol-İş Sendikası, TMMOB'ye bağlı Petrol, Jeoloji, Jeofizik Mühendisleri Odaları ve Türkiye Petrol Jeologları Derneği ile birlikte tasarının gerek Meclis Komisyonu'nda görüşülmesi sırasında gerek de getireceği sakıncaların kamuoyuna anlatılması konusunda bir çalışma yürüttü. Bu kurumlar, ortak yayınladıkları basın açıklamasında başlığa “TPAO'nun Özelleştirilmesinin İlk Adımı Atıldı” tespitini çıkararak tavırlarını açık bir şekilde ortaya koydular. Önümüzdeki günlerde bu kurumlarla birlikte Petrol-İş, basın açıklamaları, stant çalışmaları ve bazı eylemleri de içeren bir mücadele sürecini örgütleyecek. Biz, tasarının derhal geri çekilmesini talep ediyoruz. Ve sektör ilgilendiren düzenlemelerde gündemdeki tasarının aksine, TPAO'nun devlet elinde güçlü ve entegre bir yapıya kavuşturularak kamu yararı doğrultusunda faaliyet göstermesi esasının benimsenmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Ancak, AKP hükümetinin tasarının bir an önce yasalaşması konusunda ısrarcı olduğu görülüyor ve tasarı çok kısa bir süre içerisinde TBMM Genel Kurulu'na gelebilir. Hükümetin, Anayasa, Başkanlık sistemi ve “çözüm süreci” tartışmaları devam ederken demiryollarının serbestleştirilmesi, PTT'nin A.Ş. haline getirilmesi konuları ile birlikte bu tasarıyı kaşla göz arasında geçirmek gibi bir amacı var.
- Teşekkür ederiz...
- AKP hükümetinin tüm bu niyetlerine karşı bu konuya gösterdiğiniz duyarlılık için asıl biz teşekkür ederiz.