TMMOB Makine Mühendisleri Odası tarafından Soma madeni özelinde ve maden sektöründeki iş cinayetlerinin önlenmesi amacıyla “Madenlerde Mühendislik Tasarımları, Risk Oluşturan Faktörler ve Önleyici Tedbirler” konulu panel gerçekleştirildi. TMMOB olarak madencilik sektöründe, yeterli işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin alınmadığı, denetimlerim yapılamadığı belirtildi. Maden sektöründe mesleki denetimlerin gerektiği gibi yapılabilmesi için gerekli yönetmeliklerin, mevzuatların sağlanması bu konuda devlet kurumları ve kamu kuruluşlarının sürece dahil edilmesi yönünde araştırmaların, çalışmaların arttırılması ve mücadele yürütülmesi gerektiği üzerinde duruldu.
Soma’da madende 301 maden işçisinin iş cinayetinde hayatını kaybetmesinin ardından bu katliamın unutulmaması ve maden sektöründe iş cinayetlerinin yaşanmaması için gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin alınabilmesi için maden işletmelerinin oluşumunda mühendislik tasarımları, risk oluşturan faktörlerin ve önleyici tedbirlerin alınması konusunda gerekli tartışmaların yürütülebilmesi amacıyla TMMOB Makine Mühendisleri Odası tarafından ““Madenlerde Mühendislik Tasarımları, Risk Oluşturan Faktörler ve Önleyici Tedbirler” konulu panel gerçekleştirildi.
28 Haziran Cumartesi günü saat 16.00’da TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nda gerçekleştirildi.
Makine Mühendisleri Odası’ndan Zeki Arslan’ın açılış konuşmasıyla başlayan panelde, Makine Mühendisleri olarak Soma katliamının bir kaza, kader değil, tamamen çözülebilen sorunlardan dolayı yaşanan bir iş cinayeti olduğuna dikkat çekmek, toplum hafızasından bu olayın silinip gitmemesi ve başka iş cinayetlerinin yaşanmadan gerekli önlemlerin alınabilmesi için maden sektöründe gerekli tasarım, ve kriterler üzerinde durulması gerektiği düşüncesiyle bu panele ihtiyaç duyduklarını belirten Arslan, Makine Mühendisleri, Maden Mühendisleri farklı alanlarda alanında uzman mühendis meslektaşlarıyla bu konuda çalışmaların bir başlangıcını yapmak istediklerini aktardı.
Panelde ilk sunumu “Madenlerde İş Mevzuatı” başlığıyla Maden Mühendisi Burhan Erdim yaptı. Soma madeninde yaşanan katliamın ardından basına yansıyan bilgileri hatırlatan Erdim, 2003-2012 yılları arasında işçi sağlığı ve iş güvenliği kanunu’nda yapılan değişikliklere ve kapsamına değindi. Soma’da yaşanan katliamında, son beş yılda madenlerde ölen işçi kadar işçinin ölmüş olduğuna dikkat çekti.
Madenciliğin bir kamu sektörü olması gerektiğini ifade eden Erdim, maden sektöründe gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin alınabilmesi için gerekli yasaların, yönetmeliklerin ve mevzuatın çıkarılması, gerekli önlemlerin alınması konusunda denetimi konusunda devletin sorumluluğuna işaret etti.
Bir kamu işletmesi olan maden sektöründe yasalar ve yönetmeliklerle devletin, işverenin, maden sektöründe mesleki eğitim almış kişilerin sorumluluklarının gayet açık bir şekilde belirlendiğini, bir maden ocağında işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda alınacak tedbirlerin de uygulanması halinde Soma’daki katliamın yaşanmayacağını dile getiren Erdim, maden sektöründeki sorumlular ve alınması gereken önlemleri ilgilendiren maddeleri açıklayarak Soma üzerinden örneklendirerek aktardı.
Makine Mühendisi Bahri Türkmen ise “Maden İşletmelerinde Tasarım Kriterleri” başlığı altındaki sunumunda bir maden işletmesinin açılabilmesi ve üretime başlayabilmesi için gerekli tasarım kriterlerini anlattı. Bir maden ocağında havalandırma, zehirli havanın tahliye edilmesi, ortam sıcaklığının artması halinde soğutmanın sağlanması, madende çalışanların ve üretim sırasında kullanılması gereken suyun temini ve yer altı sularının tahliyesi vb konusunda tesisatın, yangın sistemi, zehirli ve yanıcı gazların tahliyesi gibi bir çok sistemin bir işletmenin oluşturulması sürecinde yapılacak tasarımlarla belirlenmiş olması gerektiğine dikkat çekti. Tüm bu tasarım kriterlerinin bilimsel olarak belirlenmiş olmasına rağmen gerçek hayatta bunun uygulanmadığını ve Soma’da bu kriterlerin bir çoğuna uyulmadığına bazılarının ise hiç olmadığına dikkat çekti.
Enerji ihtiyacının karşılanması için kömürün kullanılmasına ilişkin faktörlere ve enerji üretiminde kullanılan yer altı kaynaklarının oranları hakkında da bilgi veren Erdim, enerji yatırım, üretim ve tüketiminde çevresel faktörlere ve işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerine dikkat çekilerek ölümlerin ve meslek hastalıklarının olmadığı bir üretimin mümkün olduğunu belirtti.
“Yer altı Madenlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Riskleri” başlığı altında başlığıyla sunum yapan Mustafa Bilge, madenlerde tanımlanmış olan risk faktörlerinin ortadan kaldırılması için gerekli kriterlere değindi. Projelendirme aşamasından, yapılanma, üretim ve tüketim aşamalarına kadar devletin, yüklenici firma ve işverenin, çeşitli mesleklerden uzmanların ve çalışanların sorumlulukları bulunduğunu belirten Bilge, maden sektöründe taşeronlaşmanın getirdiği risklerin artışına da dikkat çekti.
Soma’daki katliamın gerekli havalandırma sisteminin oluşturulmaması, gerekli teçhizatın yeterli olmaması ve hatta bulunmaması nedeniyle yaşandığını hatırlatan Bilge, madenlerde gerekli olan havalandırma sistemi hakkında bilgiler verdi.
İnşaat Mühendisleri Derneği’nden Vural Eroğlu ise madenlerde iklimlendirme, soğutma ve klima sistemleri hakkında bilgiler aktardı. 1800 yıllardan bu yana madenlerdeki yangınlar ve patlamalar nedeniyle can kayıplarının olduğunu yıllarca yapılan deneme yanılmalarla, araştırmalarla bugün bilimsel bir takım kriterlere erişilmiş olduğunu fakat özellikle ülkemizde bu kriterlerin bir çoğunun yerine getirilmediğine örneklerle dikkat çekti.
Madenlerdeki havalandırma sistemi, oluşabilecek metan gazı, gazın zehirleyici ve yanıcı özelliklerine, risk oranlarına ve metan gazının oksijenle bir araya gelmesi halinde grizu patlamalarının oluşma risklerine değindi.
Yer altı madenlerinde işletme malzemeleri, taşıyıcılar, elektrik sistemleri, aksamlar vb. bir çok teçhizat ve araç bulunduğunu belirten Eroğlu, bu sistem ve araçların bulundurulması ve kullanılmasına ilişkin ATEX tedbirleri ve Zon risk oranları konusunda bilgi verdi.
Soma’da havalandırma ve tahliye sisteminin yeterli olmaması nedeniyle ısının yükselmesi ve kömür tozlarının tutuşmasıyla yangının çıktığını, madende yeterli tahliye ve kaçış tedbirlerinin alınmadığını hatırlatan Eroğlu, bu risklerin bir çoğunu petrol sektöründe de bulunduğunu örneklerle aktardı.
Projelendirme, tasarım kriterleri, işletmenin ihtiyaçları, üretim sistemi ve miktarının gerekli risk önlemlerinin alınabilmesi için belirlenmiş olması gerektiğini belirten Eroğlu, maden sektöründe bir proje kurulunun bulunması bu kurulun kılavuzluğunda devlet, tasarımcı, yatırımcı, uygulayıcı firmalar ve bu sektörde alanında uzman mesleklerden kişilerle birlikte çalışmaların yapılarak, risklerine göre gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının sağlanmasıyla işletmenin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Hikmet Akın ise “Maden Ocaklarında Yangın Güvenliği” başlığıyla sunum yaptı. Havacılık sektöründe yangın güvenliği üzerine uzmanlık yapan Akın, ilk kez 2004 yılında 19 işçinin yaşamını yitirdiği Kastamonu Küre’deki madende yaşanan iş cinayeti sonrası madenlerdeki yangınlar üzerine araştırma yaptığını belirtti.
Madenlerde yangın güvenliğinin, risk analizi, alınan önlemler ve bu konuda duyarlı sistemlerle önlenebileceğin belirten Akın, binalarda ve bir çok sektörde olduğu gibi madenlerde de kullanılabilen yangın algılama sistemleri hakkında bilgiler verdi. Madenlerde yangını önleyebilecek bir tedbirin ve erken uyarı sisteminin varolduğunu belirten Akın Soma madeninde bu tedbirlerin ya kısmen alınmış olduğunu ya da hiç var olmadığına dikkat çekti. Akın’nın dikkat çektiği bir başka bir faktör ise yangın uyarı sistemlerinin bir çok sektörde kurulduğunu fakat işlerliğinin denetlenmeyişi ya da cihazların devreden çıkarılıyor olmasıydı.
Elektrik Mühendisleri Odası’ndan Özcan Uğurlu ise Soma’daki katliamın hemen ardından “trafo patlaması” açıklamasının yapıldığını çünkü gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin alınmamış olmasının üstünün örtülmek istendiğini belirtti. Olayın hemen ardından madene gittiklerini ve hem madendeki meslektaşlarından aldıkları bilgilerle hem de yaptıkları incelemeler sonucunda madende havanın ısınması nedeniyle madenin kendisinin yandığı bilgisine ulaştıklarını anlatan Uğurlu, Soma’daki taşeron çalışma sistemine değindi. Taşeron çalışma sistemi olduğu sürece işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin alınamayacağını söyleyen Uğurlu, Soma’daki facianın aslında aylardır geliyorum dediğini, iş güvenliğinden sorumlu amirlerin defalarca uyarılarda bulunmalarına ve bunun ölçümlerle ortaya çıkmış olmasına rağmen hiçbir tedbir alınmadan üretime devam edildiğine dikkat çekti. Bütün işaretleriyle geliyorum diyen Soma madeni için iş güvenliği tedbirlerinin denetlenmesine ilişkin önergenin reddedildiğini hatırlatan Uğurlu, bu cinayetten devletin ve bu önergeyi reddedenlerin de sorumlu olduklarını belirtti.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin bir çok sektörde alınmadığına dikkat çeken Uğurlu, Marmaray, İzmir Metrosu vb. raylı sistem çalışmalarındaki eksikliklerden örnekler de verdi.
Sunumların ardından katılımcıların soruları cevaplandı ve Zeki Arslan paneldeki sunum ve tartışmaların sonuçlarını özetledi.
Panel sonunda TMMOB içinde yer farklı alanlardaki mühendisler olarak bir iş cinayeti, katliam olarak Soma’nın unutulmaması ve iş cinayetlerinin önlenebilmesi için maden sektöründe gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin alınabilmesi için projelendirme, risk tasarımları, önleyici tedbirler ve sistemler konusunda daha fazla bilimsel araştırma ve çalışmaların yapılması, bunun diğer meslek örgütleriyle birlikte yürütülmesi ve kamusal alandaki birimlerin buna dahil edilmesi konusunda mücadelenin yürütülmesi kararıyla sonlandırıldı. TMMOB üyeleri olarak mesleki denetimin engellenmesine yönelik mücadelenin sürdürülmesi, odalar olarak bu konuda duyarlılığın artması konusunda daha fazla çaba harcanacağı belirtildi.