Sadece eylül ayında basından edindiğimiz bilgilere göre kadın, erkek ve çocuk 619 işçi, mühendis, doktor, teknisyen, öğretmen, memur meslek hastalığına yakalanma, kaza sonucu yaralanma ve zehirlenmeye maruz kalmış ve kadın, erkek 60 işçi, mühendis, doktor, teknisyen, öğretmen, memur hayatını kaybetmiş.
Tekil olarak sektörlere bakacak olursak;
Madenlerde basına dört ölüm, dört yaralanma yansımış, yaralananlardan biri Altın madeninde çalışan mühendismiş. Belediye’de çalışan kanalizasyon işçilerinden dördü göçük altında kalarak ölmüş, iki belediye işçisi (biri temizlik yapan ve diğeri şoför olarak çalışan) trafik kazasında olmak üzere toplam altı işçi ölmüş. iki kişi yaralanmış. Enerji sektöründe inşaat halindeki barajlarda beş işçi ölmüş ve iki işçi yaralanmış. İnşaat sektöründe ise en az elli işçinin yaralanma ve 17 işçinin hayatını kaybetme haberi basına yansımış. Gıda’da bir işçi yaralanmış. Ağaç sektöründe bir ölüm ve dört yaralanma basına yansımış.
Tarım orman’da 78 trafik kazasında yaralanmış veya zehirlenmiş, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşmak üzere ve 2 kadın tarım işçisi ölmüş. Tekstilde bir kadın işçinin mobbing vakası basına yansımış; iki ölüm ve 29 yaralanma yaşanmış. Hayatını kaybedenler erkek işçilerken, yaralananlardan 16’sı kadın işçi, 13’ü erkek işçi. Eğitim sektöründe işsiz bir kadın öğretmen adayı intihar etmiş.
Nakliyat sektöründe bir ölümlü kaza yaşanmış. Havalimanında bir kadın güvenlik görevlisi kaza geçirmiş. Konaklama sektöründe trafik kazası yoluyla 18 kişi yaralanmış ve bir işçi ölmüş. Metal sektöründe altı işçi yaralanmış; bu kazalardan biri sırasında yangın söndürmek için fabrikada çalışan itfaiye erlerinden ikisi de yaralanmış. Çimento cam sektöründe iki ölüm, sekiz yaralanma haberi basına yansımış.
Tersane-gemi sökümde ve gemi inşada birer işçi, hayatını kaybetmiş, gemi inşa ve tamirde ise meslek hastalığına yakalanan iki işçinin yanı sıra işitme kaybu sorunu basına yansımış. Sağlık sektörü diş tekniksenlerinin ikisinin silikosis hastalığına yakalanması sanırım bizim gibi konuyla ilgilenenler dışındaki medyayı saşırtmamış ki yine basında haber değeri taşımamış. Sektörü belirlenemeyen işkazası haberleri ise 27 yaralı ve sekiz ölüm sözkonusu.
Kimya sektörü alarm veriyor
İş cinayetlerinin oldukça sık yaşandığı alanlardan birisi, Tuzla patlamasıyla gündeme gelen kimya sektörü. İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak yaptığımız basın taramalarına göre 2010 yılında dokuzu zehirlenme, ikisi servis kazası ve biri yüksekten düşme olmak üzere en az 12 işçi ‘can’ını hayatını kaybetmiş. 2011 yılının ilk dokuz ayında ise ‘can’ kaybı artarak, yirmisi patlama, üçü yanma ve biri ezilme olmak üzere en az 24’e ulaşmış olduğunu saptadık. 2011 Eylül ayında ise Petro kimya ‘da 382 kişi zehirlenmiş ve iki kişi hayatını çalışırken kaybetmiş. Sektördeki iş cinayetleri İstanbul, Kocaeli, İzmir ve Adana çevresinde yoğunlaşmış.
Bu ay Tuzla Patlaması, OSTİM ve Davutpaşa patlamalarını bizlere hatırlattı. İşçi sağlığı ve işgüvenliği meclisi olarak Tuzla’da patlama gerçekleşen bölgede inceleme yaptık. Organize sanayi bölgelerinde ve sanayi havzalarında kümeleşen küçüklü büyüklü firmaların zincirleme ihmal ve aksaklıklarının nasıl da yapısal sorunlara dönüştüğünü, güvencesiz çalışma koşullarının işyerindeki riskleri nasıl arttırdığını gördük.
Tüm bu rakamlar arasında sıkışmış, görünmeyen acılar ve ihmaller bu mesleki sağlık ve güvenlik konusunu ya da İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin bir maliyet olarak hesaplanması; işletmelerin sicil kaydında yer almaması; işletmelerin verimlilik arttırmak için öğretmenlerin, doktorların, hemşirelerin, memur, çalışanların ve mühendislerin yani tüm işçilerin yoğun, dinlenmelerine fırsat vermeyen, uzun çalışma saatleri; çok düşük maaşları fazla mesai ile arttırma uygulamaları .... gibi bir nedenlerle birebir ile ilişkili. Ayrıca işkazaları da kadınlar için “iş hayatı” kadar ve esneklik uygulamaları gibi cinsiyetli. İş kazalarına sektörel açıdan baktığımızda son derece açık görülüyor bu.
En fazla kazalarla muhattap olan sektörler, çalışanlarına en fazla esnek çalışan koşullarını dayatan, maden, metal, kimya, inşaat, tarım ve tekstil sektörleri. Elbette ev eksenli çalışma, ev işçileri, müfettişlerden gizlenmek için yapılan OSB’lerin sokak ızgarası-altı ve mahalle arası apartman altı atölyeleri hesaplamak zorunda kaldığımız bu rakamların içine sızamıyor bile.
Yaz başladığında, “yaza özgü iş kazaları” konusunda sendikalar uyarmıştı. Ancak uyarılara rağmen iş kazaları aynı, bilindik, göz göre göre biçimlerde sürdü. Eylül ayı biterken, gelen yağmurlar çatı işlerinden, tarıma ve şantiyelere ve madenlere pek çok sektörde çalışmayı etkilecek gibi görünüyor. Aman ha! Kazaların suçunu kader’e yıkan temsilciler, yetkililer şimdi de bu suçu sonbahar yağmurlarına yıkabilir.
Haftalık Haberler
28 eylül-3 ekim
Tersaneler öldürmese de sağır bırakıyor
Buhar kazanı patlamasında yaralanan işçi hayatını kaybetti
CHP iş kazasında ölenin ailesine istihdam içeren kanun teklifi verdi!
Kocaeli'nde fabrika yangını: 5 yaralı
Gaziantep'te servis kazası: 2 yaralı
Yine Madenler, Şantiyeler...
Kocaeli'nde mıcır hunisine düşen işçi öldü
Düzce'de taş kırma makinesine düşen işçi hayatını kaybetti
Gümüşhane Koza Altın'da kaza: 1 mühendis yaralandı
Maraş'ta işçiler 8 aydır toprak altındalar
Hakkari'de inşaat çöktü: 2 yaralı
Niğde'de inşaat çöktü: 4 işçi yaralandı
Adana'da kaybolan işçinin cenazesine ulaşıldı
Yine göçmen tarım işçileri...
Konya'da mevsimlik işçi çocukları yanarak hayatlarını kaybetti
Muğla'da orman yangını: 1 yaralı
Balıkesir'de yaralı orman işçisi hayatını kaybetti
Aydın'da işçi taşıyan kamyonet şarampole yuvarlandı: 14 yaralı
Örgütlülüğümüz...
Kaza, kader değil iş cinayeti!
2 Ekim'de Kadıköy İskele Meydanı'ndayız...
Ruhsat müdürünün Davutpaşa itirafı
Davutpaşa patlamasının 7. duruşması 30 Eylül sabahı Bakırköy Adliyesi'nde...
Gülseren Yurttaş'ı kaybedeli 4 yıl oldu
Çanakkale'de altıncılar yine kaçtı
ÇMO'ya tazminat davasında ilk duruşma 29 Eylül'de
Kıbrıs'ta duvarın altında kalan işçi hayatını kaybetti
Çin'de metro kazası: 271 yaralı
Söyleşiler ve Makaleler
Samsun'da iş cinayetleri sürüyor..! - Cem Şahan*
Kapitalizmin Krizi ve Sağlık - Nurettin Abacıoğlu
Yangın Kulesi Haftalık Bülteni İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi tarafından çıkarılmaktadır. Meclis hakkında ayrıntılı bilgi için bakınız:
http://www.guvenlicalisma.org/index.php?option=com_content&view=article&id=397&Itemid=214
Yangın Kulesi
Haftada bir elektronik bülten olarak yayınlanır.
Her ay başında ise aylık değerlendirmelerle genişletilir.
Her türlü katkı, görüş ve eleştiri için: guvenlicalisma@gmail.com
Twitter hesabı: http://twitter.com/guvenlicalisma
Facebook hesabı: http://www.facebook.com/guvenli.calisma" /> Y a n g ı n K u l e s i
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi
www.guvenlicalisma.org
4 Ekim 2011
Aylık Bülten
İçindekiler:
Eylül ayı, 'iş sağlığı ve güvenliği' kavramını sık sık duyduğumuz bir ay oldu. Ne yazık ki aynı yoğunlaşma iş kazaları ve meslek hastalıkları için de geçerliydi. Eylül ayında İstanbul'da yapılan 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği kongresine dair haberler, hükümetin yeni yasama dönemindeki tasarıları gündeminin altında kaldı. Ancak, kamusal bir 'iş sağlığı ve güvenliği' kültürü oluşturma çabası, bu işkolunda faal bireysel firmaların, müşteri portföyünü genişletme manevralarından çoğu zaman ayrıştırılamıyordu. Kongrenin tanıtım söylemine göre, bu kültür sayesinde mesleki sağlık ve güvenlik koşullarının sağlanması mümkün olacaktı. Fakat soyut bir kültür söylemi dışında, somut çalışma sahalarında gerekli sağlık belgeleri, eğitimler ve sair sertifikalar bile hala çoğunlukla güvencesiz işçiler tarafından sağlanıyor. İşçi sağlığı ve güvenliğini sağlayacak güvence şartlarının altı, 'güvenceli esneklik' ve piyasalaştırılmış 'iş sağlığı ve güvenliği' yasa tasarılarıyla gittikçe daha fazla oyuluyor. Sendikalar yasa tasarısı, ulusal istihdam stratejisi belgesi, “iş sağlığı ve güvenliği” yasa tasarıları hızla hazırlanıyor ve önümüze bir bütün olarak geliyor. Her biri, şu an yaşanan sorunları olduğundan da büyütüyor ve bunları çözme iddiasıyla bambaşka bir işçi/çalışan cehennemine adımımızı atmamızı talep ediyor. İş kazası ve meslek hastalığına itiraz edecek gibi olanları, işsizlikle tehdit ediyor. İşsizlere ise ancak masraflarını kendi cebinden karşılamaları yoluyla iş “veriyor”. Meslek eğitimi, sağlıklılık belgeleri ile sertifikalarını işçi daha işe başvururken satın aldığı yetemezmiş gibi, işçinin ilk maaşından itibaren fona devredilen işsizlik ödeneğine, fona devredilmesi tasarlanan kıdem tazminatına ve iş kazası sigortasına da katkı yapması bekleniyor. Yeter ki sermayedar üzerindeki “işçilik maliyetleri” azalsın, istihdam artsın. Zira, istihdam bunca zahmete rağmen artmıyor. Sermayedarlar, aynı miktar işçi ile daha çok iş yaptırıp daha çok verim elde ediyor. Daha çok kazanç sağlıyor. Bu kadar uzun, yoğun çalışma ile işçilerin sağlığı ve güvenliğini maliyet olarak gören yaklaşım olağanlaştıkça, piyasadan satın alınabilir hizmetler halini aldıkça, devletin kendisinin de hem taşeronluk hem de performans yönetimi yoluyla sürece ayak uydurdukça iş kazalarının artması da gözle görülür hale geliyor.