(5) ‘Sendika haram’ dedi işçiyi ölüme gönderdi

Tuzla Deri Sanayi Bölgesi’nde bulunan İskefe Deri Fabrikasında iş cinayeti yaşandı. İşçileri işe alırken 'Dua biliyor musun?' diye soran patronun, sendikal örgütlenmeyi 'Sendika haramdır, günahtır' diyerek engellediği öğrenildi. 

İstanbul Müftülüğü iş cinayetlerine karşı önlem olarak "hutbe okunmasını" gündeme getirirken Tuzla Deri Sanayi Bölgesi’nde bulunan İskefe Deri Fabrikasında iş cinayeti yaşandı. İşçileri işe alırken “Dua biliyor musun?” diye soran patronun, sendikal örgütlenmeyi “Sendika haramdır, günahtır” diyerek engellediği öğrenildi.

Fabrikada çalışan Eyüp Yılmaz adlı işçi dün saat 19.00 civarında kafasını sıkma makinesine kaptırarak feci şekilde can verdi.

Yılmaz’ın, sıkma makinesi bozulunca müdahale ettiği ve ölümün bunun üzerine yaşandığı belirtildi. 2 yıldır fabrikada çalışan Yılmaz evli  ve 2 çocuk babasıydı.

SENDİKA DÜŞMANI

Bölgedeki en büyük fabrika olan ve Bilal Alkoç’a ait İskefe Deri’de sendika yok, taşeron çalışma yaygın. DERİTEKS 2008 yılında Alkoç Deri’de örgütlenmiş, atılan işçiler 2 ay fabrika önünde direnmişti. Son yıllarda İskefe Deri’de de örgütlenme çalışmaları olmuş, patron “Sendika dinimizde haramdır, günahtır. Sendikaya üye olanı işten atarım, fabrikayı kapatır giderim” tehditleriyle sendikalaşmayı engellemişti. Aynı patronun Bursa’daki fabrikasında ise geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda bir işçi elektrik çarpması sonucu can vermişti.

Yaşanan ölüm üzerine fabrikadaki işçiler topluca cenaze evine gitti. Burada görüştüğümüz işçilerden biri 8 yıldır bu fabrikada çalıştığını, pek çok iş kazası yaşandığını belirterek “Ne yapsak olmuyor kaderimizde var” yorumunda bulundu. Buna itiraz eden başka bir işçi “Usta makine bakımcıları işten çıkarıldı acemi bakıcılar aldılar işe. Asıl suçlu fabrika yetkilileri” dedi.

Sabah 08.00’de işbaşı yaptıklarını, akşam geç saatlere kadar çalıştırıldıklarını anlatan işçiler, buna karşın asgari ücretten biraz fazla para alabildiklerini söyledi. İşçiler sosyal haklarının da olmadığını dile getirdi.

DUA BİLMEYEN İŞÇİYİ İŞE ALMIYOR

İş cinayeti haberi üzerine DERİTEKS Şube Başkanı Binali Tay ve şube yöneticileri fabrika önüne gitti. Yetkililerle görüşme talep eden sendikacılar muhatap bulamadı.  Burada gazetemize konuşan Binali Tay, iş cinayetleri Türkiye’de artarken örgütlü oldukları fabrikalarda ise bunun en az seviyeye indiğini dile getirdi. Alkoçlar'ın bölgedeki en zengin patronlardan olmalarına karşın işçilerin sendikal haklarına saygı göstermediğini ifade eden Tay, “İskefe; işçileri işe alırken namaz kılıp kılmadığını, dua bilip bilmediğini, nereli olduğunu soruyor. Geçmişinde işçilik yapmamış kişileri tercih ediyor. Böylece işçilerin örgütlenmesini engellemek için baskı uyguluyor” dedi. DERİTEKS Tuzla Şube Sekreteri Haydar Canpolat da taşeronlaştırmanın ölümleri çoğalttığını belirterek “Bu iş cinayeti bile taşerona karşı mücadeleyi yükseltmemiz gerektiğini gösteriyor. En yakınımızda olan Maltepe Üniversitesi hastanesinde direnen taşeron işçileri desteklemeli, Meclisi zorlayarak taşeronlaşmanın yasaklanmasını sağlamalıyız” diye konuştu.

İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜ NE DİYOR?

İstanbul Müftülüğü tarafından hazırlanan ve kentteki tüm camilerde okunması istenen ‘Hayat, Tedbir ve Takdir’ başlıklı hutbede, Kur'an-ı Kerim’deki Teğabun suresinde “Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanırsa Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir” denildiği hatırlatılıyor. Hutbede “Güçlü Mümin Allah katında zayıf müminden daha hayırlı ve sevimlidir. Hadd-i zatında Müminlerin hepsinde hayır vardır. Senin için faydalı olana talip ol. Allah’tan yardım dile ve acizlik gösterme! Buna rağmen başına bir sıkıntı gelirse ‘Eğer şöyle yapsaydım şöyle olurdu’ deme! Fakat ‘Allah’ın takdiridir ve O ne dilerse o olur’ de” hadisi bulunduğu ifade edildi. Hutbede, bu hadisten tedbirin gereksiz ve faydasız olduğu sonucu çıkarılmaması istenirken, şöyle denildi: “Sebep ve sonuç ilişkisi umumi bir kaide yani sünnetullahtır. Yüce Allah kullarına ‘Ey İman edenler! Tedbirinizi alın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın’ buyurmaktadır. Bugün trafik kazalarının, orman ve ev yangınlarının, sel ve su baskınlarının, depremlerin verdiği can ve mal kaybının en önemli sebebi tedbirsizlik değil midir? Usulüne uygun iş ve özel hayatımızda da gerekli tedbirleri almalıyız. Kaza ve iş kazası denilen olayda insan unsurunun etkin olduğu, tedbirsizliğin hatta yasal zorunlulukların yerine getirilmeyişinin acı sonuçları yüreğimizi yakıyor. Tedbirler alınarak yapılan işlerde sorunların ortadan kalkacağı veya en aza ineceği kuşkusuzdur. Başımıza gelen bu tür bela ve musibetlerin temelinde sorumsuz davranışlarımız ve yanlış kader anlayışımız bulunmaktadır. Bu hakikat bir ayeti kerimede şöyle ifade edilir “Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.”

ÖNLEM ALIRKEN ÖLÇÜYÜ KAÇIRMAK ALLAH'A GÜVENİ SARSAR!

Hutbenin son bölümünde önlem alırken ölçüyü kaçırmanın Allah’a güveni sarsan bir davranış olacağı, Allah’tan yardım dilemek, O’na güvenmek ve takdirine razı olmanın kulluğumuzun bir şiarı olduğu kaydedilirken şöyle denildi:

“Bu hususta bir ayeti kerimede şöyle buyrulur: ‘De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez. O bizim Mevla’mızdır. Onun için müminler yalnız Allah’a güvenip dayansınlar.” 8 Kul olarak üzerimize düşen görevi yapmış olmamıza rağmen her zaman arzu ettiğimiz neticeye ulaşamayabiliriz. Artık “Rabbim neylerse güzel eyler” deyip onun hikmetine ve hükmüne rıza göstermeliyiz. Unutmayalım ki bir imtihan dünyasında yaşıyoruz öyleyse tedbir bizden takdir Allah’tandır.”