2014, işçiler ve emekçiler için pek hayırlı bir yıl olmadı. Hem haklarındaki gerileme açısından, hem de iş cinayetlerinin artışı bakımından durum hiç parlak değildi. Belki de geçen yılın her şeye rağmen umut veren gelişmesi Kürdistan’ın ekonomisinin tartışıldığı konferans oldu
2014’ün kuşkusuz en unutulmaz yanı, gözünü kar hırsı bürümüş olan sistemin katlettiği işçiler oldu. Türkiye’de genel olarak her yıl bin 200’ü aşan iş cinayeti rakamları, bu yıl korkunç bir sıçrama gerçekleştirdi. 13 Mayıs’ta Resmi rakamlara göre 301 maden işçisinin göz göre göre katledildiği Soma faciası uzun yıllar unutulmayacak bir acı olarak sınıfın tarihine geçti. Katliamın göstere göstere geldiği, ocakta en küçük bir denetim ve güvenliğin bile söz konusu olmadığı sonradan açığa çıktı ama zaten işin kurtarma aşaması da çok ciddi bir rezaletti. Ne gaz maskeleri, ne havalandırma sistemleri, hiçbiri çalışmamıştı. Kar uğruna başvurulan kiralama ve gizli taşeron sistemi, 301 emekçiyi aramızdan aldı. Üstelik ölen işçilerin sayısı bile hiçbir zaman tam olarak açıklanamadı. Bu arada hükümetin tek yaptığı ise cenaze kaldırmak ve bir de Soma sokaklarında yurttaşları tekmeleyip tokatlamaktı. Türkiye ve Kürdistan’daki büyük tepki ve eylemler ise gaz ve copla bastırılıyordu!
Asgari ücret sefaleti
Asgari ücret, bu yıl da hükümet ve yandaş sendikaları arasında bir sadaka gibi tartışıldı. Zaten, 1 Kasım 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan hükümetin 2015 programında yılın ilk altı ay için ön görülen yüzde 3’lük ücret artışı öğün başına sadece 2,25 kuruşluk bir artışa denk geliyor. DİSK ise 2014’ün sonunda, “Çocukların yoksulluğa mahkum olmaması için asgari en az 1800 lira şarttır!” diye çağrı yapıyor.
Recep Amca’nın yırtık lastikleri...
Soma sonrası çıkarılan ve taşeronu ortadan kaldırmadan basit ve uygulanamaz tedbirlerle meseleyi geçiştirmek isteyen yasalar, bir yandan maden sahipleri tarafından “kapatırız ha” tehditleriyle karşılanırken, Azrail de yoluna devam etti ve bu kez kendini Ermenek’te gösterdi. 28 Ekim 2014 tarihinde, Karaman, Ermenek’te 18 madenci Has Şekerler’e ait kömür madeninde su altında mahsur kaldı. 18 madenciden en sonuncuların cenazesi, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nde çıkarıldı. Öyle ki, işçilerin kimlikleri DNA testiyle belirlenebildi. Cenaze sırasında yoksul madencilerden birinin babasının yırtık lastik pabuçları ise başka bir Türkiye gerçeğiydi.
Başbakan’ın kankası, işçilerin katili
Ölüm, işçilerin yakasını İstanbul’un orta yerinde de bırakmadı. 6 Eylül’de Mecidiyeköy’de yıkılan Ali Sami Yen Stadı’nın arazisine yapılan inşaatın asansörü 32. kattan zemine çakıldı ve 10 emekçi yine kar hırsı yüzünden alınmayan önlemlerin kurbanı oldu. Yasal olarak da hukuksuz olan rezidans inşaatı, Tayyip Erdoğan’ın İmam Hatip’ten okul arkadaşı Aziz Torun’un şirketine aitti. Kuru gıda işiyle piyasaya atılan ve AKP iktidarından Türkiye’nin en zengin 78’inci kişisi olan Torun, bir asansör bakımına para ayıramamıştı. Ve tabii yine sonuç, yararsız yargılamalar ve “acayip yasalar çıkaracağız” vaatlerinden başka bir şey olmadı. Polis ise katliamdan üç dört saat sonra olay yerine toplananlara gaz sıkmakla meşguldü.
Soma’da adalet arayan emekçilere müsteşar tekmesi...
Torba torba yalan
Soma ile başlayıp ‘Yeni Türkiye’nin Yapılandırılması Yasa’sına dönen torba yasada emekçiler lehine temel bir düzenleme yoktu. Maden işçilerinin çalışma saatlerinin yer altı, yer üstü olarak ayrılıp ‘düşürülmesi’, emeklilik yaşının 5 yaş erkene çekilmesi, hayatını kaybeden madencilerin yakınlarından birine istihdam sağlanması gibi “kısmen lehe” sayılabilecek düzenlemeler öne çıkarılırken bu yasa, hukukun bitişinin ilanı oldu. Ancak bu düzenlemelerin arasına serpiştirilmiş olan asıl işin bölünebilmesi ile ilgili düzenlemeler, kamuda ve özel sektörde taşeronun daha da yayılmasına yol açtı.
Sendika mı? O da nesi?
2014 Türkiye’de sendikalaşma oranlarının ne kadar düşük, işçi sınıfının ne kadar örgütsüz olduğunun açığa çıktığı bir yıl oldu. Ocak 2014 verilerine göre, Türkiye’de 11 milyon 600 bin işçi var. Bunların içinde 1 milyon 96 bini bir sendikaya bağlı. Sendikalaşma oranı da yüzde 9.45. Avrupa Birliği ülkeleri ortalaması yüzde 23, OECD ülkeleri ortalaması ise yüzde 17. Öte yandan Soma olayında görüldüğü gibi var olan sendikaların ne kadar işçinin hakkını koruduğu ise ayrı bir tartışma.
TÜİK bile gizleyemedi
Başından beri tartışmalı bir yöntemle işsizlik istatistikleri hazırlayan TÜİK, yıl sonunda artık işsizlik rakamlarını tek haneye sığdıramaz oldu. TÜİK’e göre işsizlik oranı eylülde yüzde 10,5 olarak gerçekleşti ve sonra da aynı hat üzerinden devam etti. DİSK-AR raporuna göre ise geniş tanımlı işsiz oranı yüzde 17.5 idi. Genç işsizlik ise yüzde 28’e vurmuştu.
Asker ve polis devleti bütçesi
Bir yandan sözde “barış süreci” söylemi yürütülürken, diğer yandan 2015 bütçesi tam bir militarizm bütçesi olarak belirlendi. Asker ve polise (savunma, emniyet, istihbarat) ayrılan bütçe, genel bütçenin yüzde 12’sine tekabül ederken, halkın cebinden özel hastaneye verilen fark parası son 5 yıl içinde yüzde 700 arttı. AKP iktidarı döneminde kamusal eğitime ayrılan yatırım payı yarı yarıya azaltıldı ve 2002 yılında yüzde 17 olan bu pay 2014’de yüzde 9’lara geriledi. Buna karşın Cumhurbaşkanlığı bütçesi geçen yıla göre tam yüzde 97 artırılarak bu bütçeden yeni yapılan Kaç’Ak Saray’a büyük bir meblağ ayrılacak. 1 milyar 370 milyon liraya mal olan Kaç’Ak Saray’ın bir bölümü, içinde bulunduğumuz yılın bütçesinden karşılanırken yaklaşık 700 milyon lira da 2015 bütçesinden aktarılacak. Diyanet’i ise hiç sormayın. Diyanet İşleri Başkanlığı’na 2015 yılında 5 milyar 743 milyon TL gibi devasa bir pay ayrıldı.
Ölüm kuyusuna iple inmek
Hükümet yetkilileri Soma’nın ardından yasa çıkarma gibi işlerle uğraşırken, Şirnex’te (Şırnak) kömür ocakları öne çıktı. Önce, 4 Haziran’da Şirnex’e bağlı Avamasiya köyündeki maden ocağında göçük altında kalan İbrahim Sağnak’ın cansız bedeni karanlık kuyudan çıkarıldı. Bir hafta sonra, 11 Haziran’da yine aynı bir başka katliamda 3 işçi hayatını kaybetti. Küçücük bir delikten iple inilen Şirnex madenlerinin gerçeğiyle yoksulluğun getirdiği mecburiyet böylece bir kez daha yüzümüze çarptı.
Yeni bir başlangıç için Konferans
Geçen yıl, Wan’da gerçekleştirilen ‘Demokratik Ekonomi Konferansı’ 2014’ün en önemli olaylarından biriydi. Çalışmaları yaklaşık bir yıldır sürdürülen ve 8 ayrı çalıştayın sonuçlarının ele alındığı Demokratik Ekonomi Konferansı, 8-9 Kasım 2014 tarihlerinde Van’da, “Toprağımızı, Suyumuzu, Enerjimizi Komünleştirelim; Demokratik Özgür Yaşamı İnşa Edelim” şiarı ile toplandı. Demokratik Toplum Kongresi, Demokratik Özgür Kadın Hareketi Temsilcileri, yerel yönetimler, komün ve kooperatif çalışanları, sendikalar, işsizler, hak ve meslek örgütleri, oda ve birlik temsilcileri, bilim insanları ve Rojava’dan gelen seçilmişlerin katıldığı 223 delegenin katkıları ile yapılan konferansın sonuç bildirgesi açıklandı. Öte yandan; konferans, Kader Ortakaya şahsında Kobanê’de hayatını kaybedenlere, Isparta’da yaşanan iş kazasında hayatını kaybeden mevsimlik kadın işçilere, Soma’da, Ermenek’te, İstanbul’da, Zonguldak’ta, Şırnak’ta iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlere adandı. Konferans bileşenleri demokratik, kadın özgürlükçü, ekolojik komünal bir ekonominin inşa süreci için komünler, meclisler, akademi ve kongreler tarzında örgütlenmeyi benimsedi.