Kaderse böyle kadere lanet olsun! - Aysın Komitgan

Daha….

Mustafakemalpaşa’daki maden faciasının yaraları sarılmadı.

O madende yitip giden 19 canın ardından hala gözyaşları sıcak ve ıslak!

Karadon’un başında tam 66 saat sessizlik, umut ve bekleyiş vardı.

Sonuç…

28 ceset…

Kaderine razı olmuş 28 cansız beden çıktı madenden.

 
 
Her gün…

Maden ocaklarında çalışan işçiler aslında ölüme razı olarak iniyorlar ocağa.

Hayata, ölüme kafa tutarak ekmeklerinin peşine düşüyorlar.

Grizu patlaması sonucu cesetleri çıkarılan 28 işçinin fotoğraflarına bakarken içim sızladı.

Çok gençler…

Pek çoğu daha yeni dünya evine girmeye hazırlanıyormuş.

 
 
6 Haziran’da düğünü olacakmış Veli Akyüz’ün.

Düğün davetiyelerini bile dağıtmış!

21 Haziran günü Merve Saral’la evlenecek olan Ramazan Yavuz da daha 27 yaşında.

Hangisini sayalım…

Hepsinin bir ailesi, ayrı ayrı hikâyesi var!

Her faciada olduğu gibi devletin büyükleri olay yerine gider ve acılara ortak oluyor görüntüsü verirler.

 

Bu kez de öyle oldu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da facia sonrası olay mahalline gitti.

Ve… Talihsiz cümleler kurarak yaralı yürekleri bir kez daha dağladı.

Ölüm, maden işçilerinin  kaderiymiş!

Zonguldak ilinin böyle facialara alışık bir kent olduğunu söylemesi gerçekten şaşırtıcı!

Ölüm kimin kaderi olabilir ki?

Maden işçisi olmak demek ölüme aday olmakla eşdeğer mi?

 

Bursa Tabip Odası konuya dair bir açıklama göndermiş.

Orada verilen istatistik bilgileri gerçekten ürkütücü.

Son 5 ay içinde Türkiye’de üçüncü maden faciasıymış Karadon.

Üç faciada toplam 90’a yakın maden işçisi yaşamını yitirmiş.

Türkiye taş kömürü kurumu kömür Ocaklarında 1955-2009 yılları arasındaki 54 yılda iş kazalarında 2 bin 687 işçi hayatını kaybetmiş, 326 bin 321 işçi ise yaralanmış.

Tabip Odası yönetiminin konuya dair açıklaması şöyle;

‘Sorun ülkemizdeki işçi sağlığı ve iş güvenliği yaklaşımıyla ilgilidir.

Tüm itirazlarımıza rağmen Çalışma Bakanlığı yaptığı düzenlemeler ile işçi sağlığı iş güvenliği hizmetlerini piyasaya açmıştır.

Yapılan yasal düzenlemeler her yıl yaşanan 80.000 iş kazasını ve 1600’lere yaklaşan ölümlü iş kazalarını önlemekten uzaktır.

Kıyıma dönüşen iş kazalarının bir kez daha yaşanmaması için yetkilileri çalışma yaşamının odağına daha fazla kar etmeyi değil, emekçileri koruyan yasal düzenlemeler yapmaya ve kamusal denetimi güçlendirmeye çağırıyoruz.

Başbakan’ın, Çalışma Bakanının Zonguldak ilimizin böyle olaylara alışık olduklarını ifade etmeleri, olay sonrasında Karadon bölgesinde sanki doğal bir afet yaşanmış gibi tutum takınmaları ibret vericidir. Kabullenilecek bir durum değildir.

Çünkü…

Bu kazalar bir katliama dönüşmüştür ve bu katliamlar kader değildir.

Milli Prodüktivite merkezinin Tuzla’daki iş kazaları ve işçi ölümleri üzerine hazırladığı raporun sonuç bölümünde ‘iş kazaları ve işçi ölümlerinin en önemli nedeninin taşeronlaştırma ve sendikasız işçi çalıştırma’ olduğu açıkça belirtilmiştir.

Bu nedenlerin kaderle ilişkisi yoktur’.

Evet…

Bursa Tabip Odası yaşanan bu acıları bu şekilde yorumluyor.

 

Yine…

CHP belediye meclis üyesi Dr. Bülent Aslanhan da duyarsız kalmadığı bu facia ile ilgili yorumunda bakın neler söylemiş;

“Çok üzgünüz.Mustafakemalpaşa`da maden ocağında meydana gelen patlamada göçük altında kalan 19 maden emekçisi, 19 insanımız yaşamını kaybetti. Geçimini bu zor koşullarda kazanmaya çalışan insanlarımızın yaşamını yitirmesi Bursa’daki tüm hekimlerde derin üzüntü oluşturmuştur. Hekimler olarak yaşamını yitirmiş insanlarımızın acısını paylaşıyor,yakınlarına başsağlığı ve sabırlar diliyoruz.

Devlet yetkililerinin yapmış olduğu açıklamalar ise, her iş kazasından  sonra duyduğumuz “kuru ve bildik açıklamaların” ötesine geçemiyor ve maalesef geçemeyecek.Sözde, ülkemizde madencilik alanında İş sağlığı ve Güvenliği ile ilgili  bir dizi düzenleme var.Hatta bu başlıkta ayrı bir yönetmelik bile mevcut. Ancak Ülkenin 4 üncü sanayi deyince 2. Büyük kenti olan Bursa’da göçük altında kalan insanımızı kurtaracak ekipman yok.Böylesi olağan dışı hallerde/ krizlerde krizi yönetecek yöneticiler ve bu işleri kotaracak beceri yok.

Madenlerde göçük her zaman sürpriz bir şekilde olabilir ama grizu sürpriz değildir. Önemli olan sürekli ve düzenli olarak gaz ölçümlerinin yapılması ve metan gazının kritik seviyeye gelmeden ocağın boşaltılması gerekliliğidir. Aksi takdir de patlama gerçekleştikten sonra yangın da başlayacak ve ortamda  her türlü toksik gazlar oluşacaktır. Teknik raporları  ilerleyen günlerde hep beraber göreceğiz. Anlaşılan odur ki burada "gaz kontrolleri konusunda sorun" vardır. Biliyoruz ki Madenlerimiz de İş sağlığı ve güvenliği tedbirleri yeteri kadar alınmış olsa bu acı olayı yaşamayacaktık. 

Sorun iş sağlığı ve iş güvenliği yaklaşımımızda.Tüm itirazlarımıza rağmen Çalışma Bakanlığı yeni yaptığı bir düzenleme ile işyeri hekimliği ve iş güvenliği  hizmetlerini piyasaya açtı. İş güvenliği ve işyeri hekimliği hizmetleri de piyasaya yeni bir pazar oldu. Çıkarılan yönetmelikler yılda yaşanan 80.000 civarı iş kazasını,1600’lere yaklaşan ölümlü iş kazasını önlemeyi hiç düşünmedi. İş kazalarına ve meslek hastalıklarına kader gözüyle bakılmaya devam edildi. Her şey piyasa için, her şey kar için düzenlendi.

Bu acı olayla birlikte oluşturulan işçi sağlığı iş güvenliği kültürünün ulaştığı son noktayı bir kez daha yaşadık. Ne denebilir ki artık? Kuru bir kınama hangi acıyı dindirebilir ki? Ancak kınamadan, öfkelenmeden geçmek ne mümkün? Biz  hekimler daha önceki kaygılarımıza tüm uyarılarımıza rağmen çok üzgünüz. Bu yaşananlar karşısında söyleyecek sözler çok sınırlı. Oysa Memleketin her yöresinden çalışma güvenliğini tehdit eden çığlıklar yükseltiyoruz. Ancak  Çalışma Bakanlığı masa başı faaliyetine devam ediyor. Oysa bu sadece bir teknik mesele değil, bu bir yaklaşım sorunu.Kazaları ve meslek hastalıklarını engellemek için çalışan işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının taşeron firmalar aracılığıyla dışardan hizmet alınması hakim görüş oldu ve çalışma hayatının aktif engelleyicileri olabilecek bu görevler çalışma hayatının dışına itilmek istendi.İşte sonuçlarını yaşıyoruz. 

Kazanın yaşandığı şirketin kayıtlarına baktığımız da düzenli bir işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının görevlendirilmediği, İlimiz de Aile Hekimliği sistemine geçilmesi ile birlikte kazanın meydana geldiği Maden şirketinde iş güvenliği/işyeri hekimliği hizmetlerinden vazgeçildiği ve iş güvenliği hizmetlerinin organize edilmediği gerçeğiyle yüzleşiyoruz.İşçi sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almadığınız da/ organize etmediğiniz de artık söyleyecek bir cümle kalmıyor. Artık her iş kazası bir iş cinayetidir. Çok üzgünüz.”

İşte…

Yaşanan bu olaylar kader değil!

Eğer kaderse…

Lanet olsun böyle kadere…