Silikozis… - Asuman Öge

Çevrenizdeki insanlara şöyle bir göz gezdirin.
Bugün ne giymişler?
Etek?
Gömlek?
T-shirt?
Pantolon?
Üstteki giysiler değişiklik arz ederken, alt giysilerde kadın erkek demeden  –büyük bir çoğunluktan- pantolon cevabını alacağımı gayet iyi biliyorum.
Pantolon da hangisi?
Cevap belli.
Hepimizin vazgeçemediği kotlar…
Mavisi, laciverti, siyahı derken de en şık bulduklarımız taşlanmış dediklerimiz.
Yani kumlama yöntemiyle ağartılanlar.
Peki bu ağartılmış kotları giyerken kaçımız bu işte çalışanların durumunun farkındayız?
 
Teknolojinin her gün kendini yenilediği, modernize ettiği günümüzde kot kumlama işi en ilkel atölyelerde, en sağlıksız koşullarda gerçekleştiriliyor.
Koyu renkteki kotlara cazibe kazandırabilmek için kot kumaşlarına kum püskürtülüyor.
Tabii bu işi yapacak personel gerekli...
İşsizlik canına tak etmiş, 550 TL kazanabilmek için 20-25 yaşlarında yüzlerce genç bu işe talip oluyor.
Başlarda tehlikenin farkında değillerdi.
Şimdilerde yaşanan olayları tecrübe edindiler.
Yani?
Henüz hayatlarının baharında ya sakat kalıyorlar ya da ölüyorlar.
Bu genç  insanların ölüm sebebi meslek hastalığı!
Ne mi bu meslek hastalığı?
Silikozis…
Silika adı verilen bir maddenin akciğerlere yerleşmesi sonucu gelişen bir hastalık.
Daha çok maden ocaklarında ve kot kumlamada çalışan işçilerde görülüyor.
Kot kumlamada altı ay gibi kısa bir süre çalışmak bu hastalığa yakalanmak için yeterli.
İlk vakalarda doktorların veremle karıştırdığı bu hastalıktan kurtulmak için işten ayrılmak çözüm olmuyor.
Hastalık ilerlemeye devam ediyor.
 
Şimdi,
Bu iş yapılmak zorunda ise eğer çalışanların korunma tedbirleri neden alınmıyor?
İşverenler işyerlerinin sağlık koşullarını düzenleme noktasında neden ihmalkar davranıyor?
Kaldı ki kaliteli malzemeye verilecek bedel, bu gencecik insanların hayatlarından daha mı değerli?
Ve en önemlisi yüksek risk unsuru taşımasına rağmen, çalışanların sağlık güvenceleri neden yok?
“Ne diye bu kadar kötü bir işte çalışıyorlar, bıraksınlar” diye düşünenler olmuştur mutlaka.
Başında da dediğim gibi,
İşsizler…
Sorumlu oldukları aileleri var…
Çaresizler…
Yani bu işe mecburlar…
 
Pek çok ulusal kanalda dile getirildiği halde belki henüz farkında olamadığımız bir konu bu.
Bizler taşlanmış kot tercih ederken, pek çok insanın hayatı kararıyor.
Bu insanlar seslerini duyurmak için Ankara’da toplanıyor.
Çeşitli platformlarda kendilerini anlatmaya çalışıyor.
“Arkadaşlarımız ölüyor, bizlerin ise ne olacağı belli değil” diyorlar.
Resmi makamlara ulaşabilmek istiyorlar.
Yetkili mercilerden çözüm ümit ediyorlar.
İnşallah çabaları sonuç verir.
 
Bizlere gelince…  
Belki kot satın alırken taşlanmış olanları tercih etmeyerek onlara bir nebze de olsa destek verebiliriz ha!
Ne dersiniz?