21. yüzyılın en vazgeçilmez cihazlarından biri olan cep telefonları insan hayatını kolaylaştırmasının yanı sıra kapitalizmin ellerinde bir dizi sorunu da beraberinde getiriyor.
Türkiye’de yıllardır yoksul semtlere kurulan baz istasyonları bölge halkını kanserle tehdit ederken, yapımı tamamlanan bir belgesel film sayesinde cep telefonu üreten bir dizi firmanın Kongo’daki iç savaşta önemli bir yer tutuğu anlaşıldı.
‘Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde 15 yıldır süren iç savaş, ‘cep telefonu yapımında’ kullanılan minerallerin çıkarıldığı madenlerin geliriyle finanse ediliyor. Danimarkalı yönetmen Frank Piasecki Poulsen, en az 5 milyon insanın ölümüne sebep olan cep telefonlarının üretim hikâyesini anlattığı belgesel filmi (Blood in the Mobile) “Cep Telefonundaki Kan”la kapitalistlerin ezilenler üzerindeki kirli oyunlarından birine vurgu yapıyor.
Zengin maden yatakları ve 12 yaşındaki ucuz iş güçleri Cep telefonu üretiminde kullanılan minerallerin büyük kısmı Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusundaki zengin maden yataklarından elde ediliyor ve batı dünyasının tekelci şirketleri bu şaibeli mineralleri satın alarak beş milyonu aşkın can kaybına yol açan, gelmiş geçmiş en kanlı iç savaşı sürekli besliyor.
Belgesel filminin yapımı için Kongo’ya illegal yollardan giriş yapan Poulsen çocukların maden ocaklarındaki çalışma şartlarını bütün çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Ülkedeki silahlı çetelerin ellinde bulunan maden bölgesine günler süren bir yürüyüşün ardında ulaşan yönetmen ilk gün bizzat kendisi madene giriyor ancak yetişkin bir insan bedeni için dar olan maden ocağında ilerleyemediğini söylüyor.
Çekimlerin zorluklar içinde geçtiğini anlatan yönetmen yaşları 12’den başlayan çocuk işçilerden birine küçük bir kamera veriyor ve maden tünelindeki çekimleri bu sayede gerçekleştiriyor. Kamera, yerin yüz metre altında 72 saat kalarak, çoğu zaman temiz içme suyu bile bulamayan çocuk isçilerin dramını kayıt altına alıyor. Yerin altında tüm bunlar yaşanırken yeryüzünde ise çıkan mineraller tekelci kapitalist firmalara satılıyor ve elde edilen para çetelere aktarılarak ülkedeki kaos ortamı finanse ediliyor.
Çeşitli insan hakları örgütleri ülkedeki iç savaşın 2. Dünya savaşından sonra yaşanan en kanlı savaş olduğunu belirtiyor ve mineralleri ucuz iş gücüyle elde eden çok uluslu firmaların ülkedeki savaş ortamında binlerce kadının tecavüze maruz kalmasına, ucuz iş gücüyle çocukların sömürülmesine, maden göçüklerine ve iş cinayetlerine göz yumduğunu aktarıyorlar. Resmi evraklarda ölümlerin nedeni ise ülkede egemen olmak isteyen 25 ayrı silahlı grubun çıkardığı savaş ve açlık olarak yer alıyor.
İnsanlık harekete geçmeli
“Cebimde Kan Var”, Kongo’daki savaşa karşı bütün insanlığın ve kurumların sosyal sorumluluğunu sorgulamak amacıyla yapılmış bir belgesel film. Filmin yaratıcısı Frank Piasecki Poulsen bazı sivil toplum örgütleriyle görüştüğünü ve bu katliamın durdurulması için çeşitli önerilerin olduğunu belirtiyor ve atılacak ilk adımın tıpkı pırlanta madenlerinde olduğu gibi minarelerinde sertifikalandırılması ve hangi firmanın ne kadar mineral alıp, ödemeyi kimlere yaptığının kayıt altına alınması gerektiğinin elzem bir durum oluğunu söylüyor.
Başta NOKIA olmak üzere pek çok cep telefonu firmasıyla görüşme talep ettiğini fakat bir türlü netice alamadığını dile getiren yönetmen Poulsen bir röportajında "hiç bir firma size ham maddelerinin Kongo’daki "çatışma mineralleri" olmadığını garanti edemez" dedi.
82 dakika olan film katıldığı pek çok festivalden ödüller alıyor. Berlin Barış İçin Sinema Adalet Ödülü, İstanbul İnsan Hakları Dalında En İyi Belgesel Jüri Özel Ödülü bunlardan sadece bir kaçı.