SES, kalp krizi geçirerek ölen Bülent Uçar ve intihar eden Orhan Çetin’in ardından yaptığı açıklamada ölümlerin sorumlusunun OHAL olduğunu belirtti, kaldırılmasını istedi
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) 23 Şubat’ta Malatya’da kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren Bülent Uçar ve İzmir’de çalıştığı hastanenin 10. katından atlayarak intihar eden asistan hekim Orhan Çetin’in ölümlerine ilişkin basın toplantısı düzenledi.
SES adına basın açıklamasını gerçekleştiren Eş Genel Başkan İbrahim Kara, 20 Temmuz 2016’dan bu yana çıkarılan KHK’lerle kamudan ihraç edilenlerin sayısının yüz bini aşmış durumda olduğunu hatırlattı.
Kara, darbe sonrası KHK’lerin sağlık emekçilerinin elinden mesleklerini yapabilme haklarını ellerinden aldığını, halkın ve sağlık emekçilerinin ise sağlık hakkını elinden aldığını belirtti.
“Son bir hafta içerisinde karşı kaldığımız kayıplar bile bu hukuksuz ihraçların sonuçlarının ne boyutta olduğunu olabileceğini ne yazık ki gösteriyor” diyen Kara, ölümlerin sorumlusunun OHAL olduğunu ve derhal kaldırılması gerektiğini ifade etti.
SES basın açıklaması:
OHAL CAN ALIYOR, KALDIRILSIN…
20 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen ve bugüne kadar kesintisiz bir biçimde devam eden OHAL’e dayandırılarak çıkarılan KHK’lar ile somut gerekçelere dayandırılmayan, darbe ile ilişkisi kanıtlanmamış, hukuksuz bir şekilde kamudan ihraç edilenlerin sayısı yüz bini aşmış durumda.
Darbecilerle hesaplaşma iddiası yerini muhalif olanlara bıraktı. Öyle ki, sendikamıza üye olup ihraç edilenlerin yüzde sekseninden fazlası memuriyet hayatı boyunca hiçbir adli ya da idari soruşturma geçirmemiştir. Sendikamızın eylem ve etkinliklerine katıldıkları için disiplin cezası alanların ise bu cezalarının mahkemeler tarafından kaldırıldığını ifade etmek bile KHK’larla ihraçların hukuksuzluğunu ifade etmeye yeter sanıyoruz. Keza çalışmaları ile kamuoyunun tanıdığı akademisyenlerin ihraç edilme durumu da hukuksuzluğun nasıl bir noktada olduğunu açık göstergelerinden…
İşte böyle bir hukuksuzluğun, adaletsizliğin değdiği yüz binden fazla kamu emekçisi…
Sadece rakam değil “ihraç edilenler”;
her biri bir hayat,
her biri ayrı hikayesi olan bir can,
her biri yaşanan hukuksuz süreçlerin sonuçlarını farklı farklı şekilde yaşayan binlerce insan…
İşinden, mesleğinden olan, açlıkla terbiye edilmeye çalışılan, hayatı boyunca darbelere karşı çıkmış, darbelerden çekmiş olsalar da darbecilikle suçlanmanın dayanılmaz ağırlığı, ayaklar altına alınan akademi cübbeleri, hakkını aramak işini geri isteyince ise maruz bırakılan polis şiddeti, gözaltılar…
Bu adaletsiz döndürülen çark, hayatlarımızdan günleri, yılları çalmıyor sadece; mesleğimizi yapabilme hakkını, hakkını arama özgürlüğünü çalmakla da kalmıyor;
Sağlığımızı elimizden alıyor;
Doğrudan canlarımızı aramızdan alıyor;
Geleceğimizi, yaşanacak güzel günlerimizi elimizden alıyor…
Son bir hafta içerisinde karşı kaldığımız kayıplar bile bu hukuksuz ihraçların sonuçlarının ne boyutta olduğunu olabileceğini ne yazık ki gösteriyor.
Sendikamızın Malatya Şubesinin 8. Dönem Eş Başkanlığını yürüten Bülent Uçar, kamuda çalıştığı süre boyunca da sendikamızın her kademesinde görev alarak sağlık emekçilerinin iş güvencesi, ücreti ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve halkın sağlık hizmetine erişiminin önündeki bütün engellerin kalkması için mücadele etmiştir.
Hakkında herhangi bir adli soruşturma olmamasına rağmen 675 sayılı KHK ile ihraç edilen Bülent’in kalbi bu haksız ve hukuksuz uygulamalara karşı daha fazla dayanamayarak durdu. Sadece kendisi için değildi kaygısı, her bir kamu emekçisinin yaşadıklarıydı…
Bülent’i bizden çekip koparan hukuksuz bir şekilde yürürlükte olan OHAL’dir.
Yine İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde asistan hekim olarak görev yapan 28 yaşındaki Orhan Çetin, çalıştığı hastanenin 10. Katından atlayarak yaşamına son verdi.
Hakkında herhangi bir somut dayanak ve hukuki bir gerekçe olmadan açığa alınan hekim, kendi bedenini hayat kurtarmak için bulunduğu hastanenin 10. Katından aşağıya bırakıvermesi sizce sıradan bir “intihar” vakası mıdır.
Yoksa Orhan’ı, hastalarından alan, savunma hakkı bile tanımayan OHAL değil midir.
Yine hakkında herhangi bir idari ve adli soruşturma olmamasına rağmen kamudan ihraç edilen bir pratisyen hekim.
Karaciğer yetmezliği ile mücadele ediyor ve hastalığı son evrede…
Sık sık kontrollere gitmesi, tedavi süreci ve kullanması gereken ilaçlara ihtiyacı olduğu bu dönemde ihraç olduğu için bir süre sonra sağlık güvencesini kaybedecek olması, yani sağlığının tehlikeye girmesi…
Bunlar sağlık ve sosyal hizmet alanından sadece birkaç örnek…
Bugün yaşanan tüm hukuksuzluklar inanıyoruz ki bir gün adalet karşısında yargılanacak, haksızlığa uğrayanlar haklarını elde edecekler ve kamudaki görevlerine geri dönecekler.
Ya peki yaşamını yitirenler, onların yakınları…
Ama geç gelen adalet, adalet olmadığı gibi, geri getirilemeyecek kayıplar, canlar, hayatlar, mağduriyetler, haksızlıklarla daha fazla karşı karşıya kalmamak için bir an önce OHAL kaldırılmalı; KHK’lar ile gerekçesiz dayanaksız olarak ihraç edilen tüm kamu emekçileri işlerine geri döndürülmelidir.
Bizler sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak daha fazla kayıp vermek istemiyoruz. Sizin OHAL’inize verecek bir canımız daha yok artık.
Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini OHAL’in ve hukuksuzluklarının karşısında yer almaya ve mücadele etmeye çağırıyoruz.