Çocukları Sağlıklarından, Geleceklerinden ve Hatta Yaşamlarından Mahrum Eden Çocuk İşçiliği Önlenmelidir - TTB İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kolu

Dünyada ve ülkemizde tarihsel bir sorun olan çocuk işçiliğine dikkat çekmek amacıyla Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 2002’de, bugünü, 12 Haziran gününü Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü ilan etmiştir.

Çocuk işçiliği, çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyen, onları eğitim hayatından uzaklaştıran ve temel insani haklarını ihlal eden önemli bir toplumsal sorundur. Ayrıca eğitim hakkı engellenen çocuğun uzun vadede düşük gelirli işlerde çalışma döngüsü devam etmektedir.

Çocuk işçiliğinin ruh sağlığı üzerine etkileri hakkında yapılan incelemeler de, uzun çalışma saatlerinin, düşük sosyal desteğin çocuklarda kaygı, depresyon ve travma riskini artırdığını göstermektedir.

ILO 2021 verilerine göre; dünya genelinde toplam 160 milyon çocuk (5-17 yaş) işçi vardır, yani her 10 çocuktan biri işçi olarak çalışmaktadır. Üstelik bu çocukların yaklaşık yarısı sağlıklarını, güvenliklerini ve ahlaki gelişimlerini olumsuz etkileyen tehlikeli durumlara maruz kalmaktadır.

TÜİK 2019 yılı verilerine göre; ülkemizde 5-17 yaş arasında 720.000 çocuğun hizmet, tarım ve sanayi sektörlerinde çalışmakta olduğu rapor edilmiştir. Bu durum ülkedeki 5-17 yaş arası çocukların %4,4’ünün ekonomik faaliyetlerde yer aldığı anlamına gelmektedir. Yine TÜİK’in 2023 raporuna göre; 15-17 yaş grubunun işgücüne katılma oranı 2020’de %16,4 iken, 2023’te %22,1’e yükselmiştir. Kayıtdışı ekonomi ve Mesleki Eğitim Merkezleri’ndeki (MESEM) çocuklar da dikkate alındığında bu sayı 4 milyonu bulmaktadır.

Bu artış, ekonomik krizler ve yoksulluğun çocukları örgün eğitimden uzaklaştırarak çalışma hayatına yönlendirdiğini göstermektedir. Bu durum çocuk işçi ölümlerinin de artmasına neden olmuştur, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre; 2024 yılında 71 çocuk işçi iş kazasında ölürken bu sayı, 2025 yılında 94’e ulaşmıştır.

MESEM’e çocuk işçiliğini artıran bir fonksiyon yüklenerek; işçilerin birikimleri ile (işsizlik sigortasından MESEM öğrencilerine ödenen ücretler) çalışmaya zorlanan, çalışmaya mahkûm bırakılan çocuklar işverenlere ucuz işgücü olarak sunulmaktadır. Staj tanımı gereği stajyer olmasa da o işin gerçekleşebilir olması gerekmektedir, oysaki MESEM öğrencileri işçi gibi çalıştırılmakta, uzun mesailer yapmakta, izin hakları ellerinden alınmakta ve söylenenin aksine hiçbir eğitim almamakta, deneyim kazanmamaktadırlar.

İSİG Meclisi verilerine göre, 2013-2026 yılları arasında en az 852 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. ⁠Türkiye’de ortaöğretim kademesinde 1,5 milyona yakın çocuk örgün eğitimin dışında. ⁠“Mesleki eğitim” kılıfı altında 560 bini aşkın çocuk sanayide, atölyelerde ve şantiyelerde ucuz işgücü olarak kullanılıyor. ⁠MESEM, kamu kaynaklarının sermayeye aktarılmasıyla finanse ediliyor. ⁠“İstihdam teşviki” adı altında kamu kaynaklarından sermayeye aktarılan miktar 7,1 milyar TL’yi aştı. ⁠MESEM öğrencilerinin %53,6’sı işyerinde fiziksel veya psikolojik şiddet görüyor. ⁠MESEM uygulaması yoksulluğu bir kaynak olarak kullanarak çocukları denetimsiz işyerlerine, psikolojik-fiziksel şiddete, uzun saatleri bulan mesailere, güvencesizliğe ve geleceksizliğe mahkûm ediyor. ⁠MESEM kapsamında 18 çocuk, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

Çocuk işçiliğinin temel nedenleri, yoksulluk, eğitime erişim zorlukları, işsizlik, iç ve dış göçler, ucuz işgücü talebi ve yetersiz denetimlerdir. Çocuk işçiliği “normal” veya “kaçınılmaz” değildir, olmamalıdır. Çocukları sağlıklarından, potansiyellerinden ve geleceklerinden mahrum eden çocuk işçiliğini önlemek devletin, kamunun görevidir.

Çocuk işçinin ufacık gelirine bile muhtaç yoksul ailelere sosyal yardımlar artırılmalı, yetişkinlere istihdam sağlanarak çocukların çalışmak zorunda kalması önlenmelidir. Örgün eğitim yaygın, ücretsiz ve kaliteli olmalıdır, yoksul çocuklara burs verilmeli ve tüm öğrencilerimize en azından günde bir öğün yemek desteği verilmelidir. Ayrıca mevsimlik tarım işçilerinin çocukları için özel eğitim uygulamaları gündeme alınmalıdır. Ve tabi ki işyerleri etkin ve düzenli olarak denetlenmeli ve çocuk işçi çalıştıran işverenlere ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır. MESEM aracılığıyla çocuklarımızın sözde mesleki eğitim denilerek sermayeye ucuz işçi olması uygulamalarına derhal son verilmeli ve çocuklarımıza, okullarındaki modern atölyelerde, öğretmenleri gözetiminde çağdaş, bilimsel bir mesleki eğitim sunulmalıdır.

Türk Tabipleri Birliği İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kolu

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi