'Katı atık' diye diye tehlikeli çöpleri unuttuk - İsmail Kılınç

Çöp’ün adı “atık” olarak değiştikten sonra atık da sadece “katı” olmaya başladı. Cam, kâğıt-karton, plastik, metal; “katı atık” adı altında anılmaya, toplanmaya başlandı. Mutlaka geri dönüşümü yapılmalıdır dendi. Tüketin ama ne olur ayrıştırın, çöpe atmayın, bir yerlere koyun, geri dönüşümünü sağlayıp ekonomiye katkıda bulunun dendi ve denmeye devam ediliyor.

Avrupa ülkelerinde olduğu gibi evlerimizde her çöp için ayrı çöp kutuları yok. Yerel yönetimlerin kimileri sokaklara geri dönüşüme konu olan çöpler için ayrı ve büyükçe çöp kutuları koymaya çalışıyor.

Ama esas ayrıştıranlar ve çöpten ekmek kazanmaya çalışanlar sokaklarda gece gündüz, yaz kış demeden yeniden değerlendirilmesi olanaklı olan çöpleri toplayan emekçiler. Bir taraftan da önlerine engel koyanlarla mücadele ediyorlar.

Dünya genelinde çöpten ekmeğini kazananların sayısı 15 milyon.

Hurdacılar ise yıllardır sokaklarda dolaşıp “hurdalar, eskiler alırım” diye geri dönüşümü sağlıyorlar.

“Katı atık” bilinçlere yerleştirildi. Çöpü nasıl daha az üretebiliriz sorusu unutuldu.

Çöp’ün sadece “katı” olmadığını sıvı, gaz da olabileceğini hep yineliyoruz. Ayrıca daha çok sanayinin ürettiği sıvı ve gaz çöplerin daha tehlikeli ve zehirli olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.

Dünya bankasının incelemesine göre 2050 yılında dünyadaki toplam çöp miktarının 3,4-4 milyar tona ulaşacağı söyleniyor yani bir günde 10 milyar kilo çöp!

Toplam çöpün içinde tehlikeli çöp miktarı ise 490 milyon ton.

Bakanlık resmi kayıtlarına göre ülkemizdeki tehlikeli çöp miktarı (2018 verilerine göre) 1 milyon 513 bin 624 ton. Bunun yüzde 84,9’u geri dönüşüme gidiyor. (Ama nasıl ve neye dönüştürüldüğü açıklanmamış). Yüzde 13,2’si ise düzenli depolamada (çöplüğün yeni adı) toplanıyor ve yakma birimlerinde bertaraf ediliyor.

Tehlikeli çöp içinde tıbbi çöp miktarı ise (2017 verilerine göre) 85 bin 987 ton. Bunun yüzde 12,4’ü yakma birimlerine, yüzde 87,6’sı sterilize edilerek depolara yollanıyor. (Depolarda ne oluyor, bilinmiyor.) Tıbbi çöplerin yüzde 40,4’ü üç büyük kentte üretiliyor.

Bugün için dünyada bireysel olarak kişi başı üretilen çöp miktarı günlük 0,74 kg. 30 yıl içinde bu miktar yüzde 70 artacak deniliyor.

Dünya genelinde üretilen çöplerin yüzde 37’si çöplüklere, yüzde 33’ü doğaya, yüzde 20’si geri dönüşüme, yüzde 10’u yakma birimlerine gidiyor.

Kişi başına bir günde üretilen sanayi çöpü miktarı ise 12,7 kg. Tarım çöpü de 3,35 kg.

Dünya genelinde kişi başı 500 kg/yıl bireysel çöp üreten ülkeler ise Hong-Kong, Türkiye, Avrupa (15), Avustralya, ABD.

Tehlikeli çöpler, zehirli çöpler

Tehlikeli çöpler genelde üç grupta ele alınır:

  1. Organik olanlar: Hidrokarbür, çözücüler, tıbbi çöpler, arıtma çamuru
  2. Mineral katı çöpler: Asbest
  3. Sıvı, yarı-sıvı mineral çöpler: Asitler

Zehirli çöpler tehlikeli çöpler içinde yer alır. Bu çöpler insan ve doğaya zarar verdiği gibi kısa ve uzun vadede etkili olabilirler. Ölüme, yaralanmalara, sakatlıklara, hatta çocukların hastalıklı ya da sakat doğmalarına neden olabilir. Çevre yaşamını tehdit eder, toprağı ve suları zehirler, türleri yok eder. Bu çöpler de katı olabildiği gibi sıvı ve gaz şeklinde de olabilir. Tehlikeli çöpler birçok özelliğe ya da risklere sahiptir. Bunlar arasında patlama, yanma, alevlenme, zehirli, bulaşma riskli, çözücü, oksitli, aşındırıcı, tahriş edici (göz, deri), hastalık yayıcı özellikleri sayabiliriz. Dolayısıyla toplanması, taşınması ve imha edilmesi özel hükümlere tabidir.

Dünya genelinde günlük kişi başı tehlikeli çöp üretimi 0,32 kg, tıbbi çöp üretimi 0,25 kg ve e-çöp üretimi 0,02 kg’dır.

Bir yılda kullanılan iğne sayısı 16 milyardır. Tıbbi çöpler yakıldığında dioksin ve füran yayar.

Ülkemizde tehlikeli çöp yönetmeliği 14 Mart 2005 yılında çıkarılmıştır.

Tehlikeli çöpler sanayi, tarım, ulaşım, tıbbi ve evsel kaynaklıdır. Sanayide kimyasal ürün üretenler (çözücülerden antijele kadar), gaz ve petrol sanayi çöpleri, tarımda zirai ilaçlar üreten ve kullananlar, hastanelerde ilaçlar ve tıbbi aletler, evlerde ise piller, boyalar, kızartma yağları tehlikeli ürünler arasına girer.

Sanayinin çöpleri çoğu kez üretimde kullandıkları suya karışmaktadır (proses suyu) ve bu sular arıtma yapılmadan akarsulara ve denizlere boşaltılmaktadır. Ergene nehri bunun en iyi örneğidir ve çöp akarsuyudur.

Günlük yaşamımızda kullandığımız tehlikeli çöpler vardır ve ne yazık ki ayrı toplanması gereken pil, tutkal, boya, yazıcı kartuşu, leke, kir temizleyicileri gibi tehlikeli çöpler ev çöplerine karışmaktadır.

Plastik lobisi dünyayı zehirliyor

Plastik de tehlikeli çöp sınıfına girmelidir. “Plastik lobisi dünyayı zehirliyor” adlı kitabın yazarı Dorothée Moisan plastiğe “sessiz katil” adını veriyor. Denizlerdeki çöplerin yüzde 50-80’i plastik olup bunların da yüzde 90’ı mikro plastiktir. Her yıl 1,4 milyon kuş ve 14 bin memeli plastik atıkları nedeniyle ölmektedir.

1950 yılından beri üretilen 6,3 milyar ton plastik çöpünden sadece yüzde 9’u geri dönüşüme uğramıştır ve yüzde 12’si de yakılmıştır. Yakmak ise zehirli dioksin, füran gazı, cıva ve PCB açığa çıkarır.

2020 yılında plastiğin üretimi, ortadan kaldırılması ve yakılmasıyla ortaya çıkan sera gazı 180 kömür santralinin saldığı sera gazına eşittir.

Plastik zerrecikleri toprağı okyanuslardan daha fazla kirletiyor ve sebze ve meyveler yoluyla midemize kadar geliyor.

Sigara izmariti bile tehlikeli çöptür. İçerdiği kimyasallar doğayı zehirler. Her yıl dünyada atılan izmarit sayısı 4 milyar 300 milyondur, yani her saniyede 137 bin izmarit.

Demiryollarında kullanılan traversler, elektrik, telefon direkleri işlenmiş ahşap olup tehlikeli çöpe dahil edilmelidir.

PCB ve PCT olarak yazılan ve poliklorlu bifenil ve poliklorlu terfeniller zehirli çöpler içinde yer alırlar. Kalıcıdırlar ve buharlaşma yoluyla sağlığa zarar verirler. Transformatörler ve elektrik kablolarında, hidrolik sistemlerde ve ısı transfer sistemlerinde, plastik ve yalıtım malzemelerinde ve zirai ilaçlarda, boya ve astar malzemelerinde bulunurlar. İnsanların yağ dokusuna yerleşirler. Hangi kurum ve kişi bu tür malzemeleri ayrı toplar, taşır ve imha eder? Bilemiyoruz.

1940 yılından beri üretilen kimyasal perflüor ürünler olan PFAS (Poliflüorarkiles) ile üretilen ürünler ise yaşamımızın her yerinde. Kozmetikten gıda ambalajına, kaplama ürünlerinden vernik, boyaya, elektrik kablosundan tavalara kadar her yerde kullanılırlar, dolayısıyla bu ürünlerin çöplerinde de bulunur. İnsanda tiroit, göğüs kanseri, böbrek kanserine neden olurlar, karaciğeri yıpratırlar. Düşük yapma riskini artırır, yüksek tansiyona neden olurlar.

E-çöpler (elektrik ve elektronik çöpler) ise giderek artmaktadır. Özellikle elektrikli/elektronik aletlerin ömrünü programlı olarak kısaltan şirketler tüketimlerini kamçılayarak çöpünü de artırmaktadır. Tamir edilip yeniden kullanılma olanakları bilerek ortadan kaldırılmaktadır. Bu tür çöpler de tehlikeli maddeler içerirler.

Atık sular tehlikeli çöp içerebilirler ve iyi arıtılmadığı takdirde tarımda sulama suyu olarak kullanılması tehlikelidir.

Son yıllarda ortaya çıkan nanoteknoloji ve biyoteknoloji ürünleri de tehlikeli maddeler içerdiğinden çöpleri dikkatle incelenmelidir.

Nükleer çöpler ise ayrı bir çöp sınıfı olarak ele alınır ve tehlikeli çöp içindedir. Taşınması ve saklanması diğer tehlikeli çöplerden farklıdır.

Yoksulu çöple öldürmek

Uluslararası çöp ticaretinde tehlikeli çöpler önemli bir yer tutarlar.[1] Gelişmiş ülkeler bu tür çöplerin ayrımı, taşınması, depolanması ve imha edilmesi konusunda sıkı önlemler almak zorunda kaldıklarından, daha ucuz yolla gelişmekte olan ülkelere bu tür çöpleri yollayarak çok sayıda insanın -çocuklar da dahil olmak, üzere- ölümüne ve sakatlanmalarına neden olmaktadırlar. Bu konuda çok sayıda örnek vardır. 2006 yılında Fildişi Sahili’ne giden Proba Kaola gemisi 581 ton tehlikeli çöpü (petrol, hidrojen sülfür, fenol, südkostik) limana döker ve 17 kişinin ölümüne neden olur.

Mafya radyoaktif çöple dolu olan gemileri Akdeniz’de batırarak çözüm bulmuştur.

2018 yılında Çin aldığı bir kararla ABD, Avrupa, Avustralya ve Japonya’dan yapılan plastik ithalatına dur deyip önemli ölçüde azaltır. Plastik üreticileri bu kez Malezya, Filipinler, Vietnam, Hindistan ve Tayland’a yönelir. Ve ülkemiz de plastik çöpünden payını alır: 2019 yılında İngiltere, İtalya, Belçika, Almanya ve Fransa’dan 14 milyon ton çöp ithal eder ve bunun 582 bin tonu plastiktir. 15 yılda çöp ithalatımız yüzde 173 artar.

1989 tarihli Basel Sözleşmesi tehlikeli çöplerin uluslararası dolaşımı ve imhasını ele alırken 1991 tarihli Bamako sözleşmesi ise Afrika ülkelerine çöp ithal etme yasağını ve sınırdaki hareketlerini izleme ve denetleme olanağı getirir. Ancak sözleşmelerde kesin yasaklama olmadığından zengin ülkelerin tehlikeli çöpleri sınırları aşar. 2019 yılında Cenevre’de toplanan Basel Sözleşmesi toplantısında geri dönüşümü olmayan plastiklerin ihracatı yasaklanır. Sözleşme 1 Ocak 2021’de devreye girmiştir.

Herve Kempf’in de dediği gibi, “Tehlikeli çöplerin ihracatı ekolojik mekânı işgal etmenin bir yoludur ve örneğin kullanılmış elektronik ürünlerin ayrımına bağlı olan zararları başka ülkelere yollamak (Çin ya da Afrika) ya da eski gemilerin sökümünü (asbestli) başka ülkelerde (Bangladeş, Hindistan, Türkiye) gerçekleştirmek bunun yoludur.”

Kısacası tehlikeli ve zehirli çöpler tek seferde, tekrarla ve kalıcı olarak zararlıdırlar. Yutma ile, nefesle, patlamayla zarar verirler. Hafif ve ağır olabilirler. Gelecek kuşakları etkileyebilirler. Zehirli gaz saçabilirler. Sera gazı salımına neden olurlar.

Bu tür ürünler özel etiketlere sahiptirler (sahip olmalıdırlar) ve tüketiciyi uyarmalıdırlar.

Tehlikeli çöpler öncelikle üretilmemelidir. Üretenler gerekli önlemleri alıp bu çöpleri kaynağında imha etmeli ya da yeniden kullanmalıdır. Her sanayi tesisinin arıtma şebekesi ya da geri dönüşüm tesisi olmalıdır. Sıkça denetim şarttır. Doğaya ve insana zarar verenler ya da bu çöpleri yasa dışı şekilde diğer ülkelere gönderenler ağır şekilde cezalandırılmalıdırlar ve gerekirse tazminat ödemelidirler.

Biz de tüketici olarak kullandığımız tehlikeli çöpleri ayrıştırarak eğer varsa gerekli kutulara bırakmalıyız.

Kalıcı olduklarından gelecek kuşakları ve içinde yaşayacakları doğayı düşünmek zorundayız.

Dipnot:

[1] Bu konuda bakınız: İsmail Kılınç, Uluslararası çöp ticareti, sendika.org, 18-04-2016. https://sendika.org/2016/04/uluslararasi-cop-ticareti-ismail-kilinc-344269/

Bir kitap:

Dorothée Moisan: Les plastiqueurs, Enquete sur ces industriels qui nous empoisonnent, Kero yay., Mart 2021.

Kaynaklar:

Coralie Schaub, Des ONG européens sonnent l’alarme sur les perfluores toxiques dans les emballages alimentaires, Libérarion, 20 Mayıs 2021.

Aude Vidal; Déferlement de déchets plastiques en Asie de Sud-Est, Le monde diplomatique, Mayıs 2021.

Herve Kempf;Fin de l’occident, naissance du monde, Seuil, 2013.

Les perflores ; des polluants eternels et omniprésents, Libération, 17 Haziran 2020.

Actu-environnement, Nisan 2021, sayı: 412.

Le lobby du plastique empoisonne le monde, reporterre.net, 20 Nisan 2021.

La Turquie: Nouvelle destination de déchets plastiques européennes, reporterre.net, 24 Kasım 2020.

rfi.fr; cogetrad.com; fr.wikipedia; futura-sciences.fr; recyclage-ooreka.fr; info-afrique.com; planetoscope.com; politiquedesante.fr; geo.fr; who.int; ced.csb.gov.tr; cevreonline.com

Sendika.Org