Türkiye’de her yıl 60-70 civarında çocuk işçi tarımda, sanayide, inşaatlarda ve sokaklarda çalışırken hayatını kaybediyor. Bunun temel nedeni yoksulluk, eğitim olanaklarına ulaşamama ve özellikle son dönemde devletin mesleki öğrenim politikaları.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi olarak yaklaşık 14 yıldır işçi sağlığı mücadelesinde yer alırken iş cinayetleri verilerini de tutuyoruz. Bu noktada çocuk işçiliğe karşı mücadele en önemli başlıklardan birisini oluşturuyor. Ahmet Yıldız da simge bir isim.
Ahmet Yıldız hakkında
Ahmet 13 yaşındaydı. 14 Mart 2013 tarihinde Adana Yüreğir’de Keresteciler Sitesi’nde çalıştığı Koç Plastik adlı işyerinde pres makinesine sıkıştı. “Otomobil çarptı, plakasını alamadık” denilerek ağır yaralı olarak getirildiği hastanede hayatını kaybetti. Hastanede yapılan muayene/otopsi sonucu iş kazası geçirdiği belirlendi.
Ahmet, Şanlıurfa’dan göç eden kalabalık bir ailenin çocuğuydu. Şehit Öğretmen Sait Korkmaz İlkokulu 7. sınıf öğrencisiydi. Okul harçlığını kazanmak için öğleden sonraları evlerine yakın bir yerde çalışmaya başladı. Kayıtdışı olan bir işyerinde yine kayıtdışı olarak çalışmaktaydı. (Türkiye’de çocukların ağır ve tehlikeli işkollarında çalışması yasaktır. Ayrıca 14 yaşından küçük çocuklarında çalışması yasaktır.) Ortacı olarak işe alınmıştı. Haftalık 100 TL’ye çalışıyordu. (Mart 2013 için 42,5 Euro).
Birçok işyerinde yapıldığı gibi işlerin daha çabuk bitirilebilmesi için pres makinesinin siviçi devre dışı bırakılmıştı. Ahmet çalışırken kafası plastik enjeksiyon makinesinin presine sıkıştı. Ahmet’i hastaneye götürmeden önce makine ve kan izleri temizlendi. Doktorlara trafik kazası geçirdiği söylendi. Bu durum geçirdiği kazanın niteliği ve tedavisi için de yanlış yönlendirmeyi içeriyordu. Ahmet’i hastaneye getiren iki kişinin verdiği çelişkili ifadeler vardı. Bir doktor durumu fark etti, iş kazası raporu tuttu ve savcılığa bildirimde bulundu.
İşyeri sahibi Ali Koç gözaltına alındı. Bilirkişi raporunda da işyeri sahibinin tam kusurlu olduğu belirtilince “patron” tutuklandı.
Mahkeme süreci
Adana 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen 1. duruşmada hâkim sanığın tutukluluğuna karar verdi. Ailenin avukatı olayın “kaza” olarak değil “olası kasıtla adam öldürmek” olarak değerlendirilmesini ve Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesini talep etti.
2. duruşma 23 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleşti ve işveren “taksirle adam öldürme” gerekçesiyle yargılanmaya başladı.
Mahkemede kick boks sporcusu olduğunu ve dünya ikinciliğinin bulunduğunu söyleyen Koç, “Hem okul hem iş nasıl olacak? dedim. 16 yaşında olduğunu söyledi. Babasının iflas ettiğini eve ekmek götürmek için mutlaka çalışması gerektiğini belirtti. Ben de dayanamayarak işe aldım. Öğleden sonra gelip 3-4 saat çalışıyordu. Bakkal, çay işleri ile hammadde temizliği işinde çalışıyordu. Olay günü ben bir makinayla ilgilenirken Ahmet de ortalıkta dolaşıyordu. Makinanın içinde kalan işi almak istemiş. Kaza bu şekilde olmuş. Oysa makinada iş kaldığında bana haber verirdi. Çok üzgünüm. Haziran ayında yapılacak olan şampiyonaya hazırlanmam gerekiyor. Tahliyemi talep ediyorum” dedi.
Oğlunun ölümünden sorumlu tuttuğu sanık Koç’tan 1. duruşmada şikayetçi olan baba Mustafa Yıldız 2. duruşmada şikayetinden vazgeçti. Maddi ve manevi zararlarının karşılandığını söyleyerek “Olay bir kaza. Kader. Kasıt yok. Barıştık. Allah’ın taktiri” dedi.
Duruşmada, patron Koç'u yüzde yüzde kusurlu bulan bilirkişi raporu okundu. Koç'un avukatları iki uzman tarafından oluşturulan bilirkişi raporunun en az üç kişi tarafından oluşturulması gerektiğini öne sürerek reddini istedi. Bilirkişi raporundaki tespitler için ise Koç, piyasada çok farklı enjeksiyon makinelerinin bulunduğunu gücünün ancak bunu almaya yettiğini kaydetti.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın müdahil olduğu davaya müdahil olmak isteyen Adana Barosu’nun ve Gündem Çocuk Derneği’nin talebi reddedildi. Duruşmada Ahmet Yıldız'ın ailesinin avukatları müvekilleri ile sanık tarafının anlaştığını ifade etti.
Ancak davanın kamu davası olması sebebiyle yargılama devam etti. Mahkeme başkanı savcının hazırladığı iddianame doğrultusunda taksirle adam öldürmekten tutuklu sanık Koç için 2 ile 6 yıl arasında hapis cezası verebilecekti. Mahkeme başkanı eğer suçun bilinçli taksirle işlendiğine kanaat getirirse ceza 1/3 oranında artabilecekti. Mahkeme başkanı, dosyanın Ankara Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilerek bilirkişi heyetince incelenmesini isteyip duruşmayı 21 Haziran tarihine erteledi.
21 Haziran 2013’teki 3. duruşmada ise mahkeme, toplanması gereken deliller büyük ölçüde toplandığı için işyeri sahibinin tahliyesine karar verdi. Sanığın tutuksuz olarak yargılanmasına devam edildi.
1 Ekim 2013’te dava sonuçlandı. İşveren Ali Koç taksirle adam öldürmek suçundan beş yıllık hapis cezasına çarptırıldı. Ceza sanığın duruşmalardaki iyi hali nedeniyle 4 yıl 2 aylık hapis cezasına (1/6 oranında) indirildi. Ardından sanığın aile ve meslek sahibi olması, eylemin “kusurlu” eylem sayılması ve pişmanlık durumu nedeniyle günlük 20 lira üzerinden 30 bin 40 lira adli para cezasına çevrildi (Ekim 2013 için 11 bin Euro). Patron Ali Koç’un bu cezayı 24 aylık taksitler halinde ödemesi kararlaştırıldı.
Yapılan temyiz başvurusu sonucu Yargıtay “cezanın bilinçli taksir sonucu olduğunu belirtip para cezasına çevrilmemesi gerektiğini” belirtse de yerel mahkeme kararını onadı. Kurumların mahkemeye müdahil olmasının reddedilmesinin bir hak ihlali olduğunu belirtse de doğrudan bir zarar oluşmadığı için davaya müdahil olamayacaklarını belirtti. Sonuçta hukuken Ahmet’in adına davayı sürdürebilecek kimse kalmadı ve çocuk işçi ölümlerinde cezasızlık zincirine bir halka daha eklenmiş oldu.
