Ford Otosan’ın Gölcük ve Yeniköy fabrikalarında çalışan yüzlerce işçi yedikleri yemeklerden zehirlenerek, mide bulantısı ve ishal şikayetiyle çevre hastanelere başvurdu. Zehirlenme vakasının büyüklüğünü Ford’un Yeniköy fabrikasındaki üretim hattının durmasından anlayabiliyoruz.
Türkiye’deki en önemli işçi sağlığı sorunlarından bir tanesi sağlıksız ve hijyenik olmayan öğünlerden kaynaklı toplu işçi zehirlenmeleridir. Fabrikalardan şantiyelere, tarım alanlarından kamu kurumlarına dek toplu zehirlenme vakaları artış gösterdiği gibi, başta kamu kurumlarının yemekhaneleri olmak üzere çalışanlara verilen öğünlerin içerisinden kurt, böcek, kıl, çivi, tırnak gibi maddeler çıkıyor. Hatta Mersin’de inşaatı devam eden Akkuyu Nükleer Santralinde işçilerin yemeğinden kullanılmış prezervatif çıktığı basına yansımıştı.
Basın taraması yaptığımızda temmuz 2024-temmuz 2025 dönemini kapsayan son bir yıl içerisinde; Ford Otosan’ın Gölcük ve Yeniköy fabrikalarında en az 100 işçi; Bursa’nın İnegöl ilçesindeki bir fabrikada en az 30 işçi; Bursa’nın Yenişehir ilçesindeki başka bir fabrikada en az 23 işçi; Gaziantep’in Başpınar ilçesinde bulunan bir tekstil fabrikasında 14 işçi; Samsun’da organize sanayi bölgesindeki 10 fabrikada en az 225 işçi; Muğla’nın Marmaris ilçesinde bulunan bir şantiyede 45 işçi; Gaziantep’te bir halı fabrikasında çalışan 11 işçi; İzmir’in Torbalı ilçesindeki bazı fabrikalarda çalışan 40 işçi; Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalışan 50 kişi; Aydın’da otoyol yapımında çalışan 100 işçi; Akkuyu Nükleer Santral inşaatında çalışan 200 işçi; en az 838 işçi yedikleri yemeklerden zehirlenerek hastanelere kaldırıldı.
Halk sağlığı ve işçi sağlığı açısından tehlikeli bir hale gelen sağlıksız öğünlerden ötürü zehirlenmelerin arkasında emek maliyetlerini düşürmeyi amaçlayan kâr-zarar hesaplarından kamu kurumlarının gerekli denetimleri yapmamasına uzanan piyasa mantığı bulunur. Zehirlenme vakalarının yaşandığı iş yerlerinin neredeyse hepsi yemek hizmetlerini endüstriyel yemek şirketlerine devretmiş durumdadır ve üretim hesapları için porsiyonlar küçülürken, öğünler sağlıksızlaşıyor.
Sermaye sınıfı, işçilerin yemek sürelerini patronlardan kaçırılan yani “İş gününden çalınan ölü zaman” olarak görür. Özellikle fiziksel ve bedensel aktivitenin yoğun olduğu emek yoğun iş kollarında kâr oranını belirleyen iş günü sınırının uzatılması, artık değere daha fazla el konulmasıdır. Kapital’in ilk cildinde belirtildiği üzere iş gününün sınırı emek gücünün bir günde mümkün olabilecek en yüksek harcanma miktarıyla belirlenir.
Bu nedenle -kamu veya özel sektör fark etmeksizin- işçilerin bir an önce işbaşı yapması amacıyla porsiyonlar küçültülüyor. Hemen yenilebilir ve hızlı tüketilebilir porsiyonlarla hem yemek maliyetleri düşürülüyor, hem de yemek molaları kısalıyor.
Sermayenin sözde “tasarruf politikaları” öğünlerin besin değerlerini ve besleyiciliğini azaltan temel nedendir. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Türkiye beslenme rehberi 2022”ye göre işçilerin beslenmesindeki en önemli sorun, işçinin harcadığı enerjinin öğünle alınması gereken enerjiden karşılanamamasıdır.
İşin türüne ve sınıfına göre bakarsak:
Ortalama günlük enerji gereksinmesi 3 bin 500 kkal olan ve genellikle 8 saat ayakta çalışan bir işçi için bir öğünün değeri 1750 kkal olarak hesaplanmıştır. Bu öğün protein, karbonhidrat, vitaminler, yağ ve sıvı açısından dengeli bir dağılıma sahip olmalıdır. 1750 kkal diyet ile dengeli beslenebilmek için gerekli temel besin grupları şu şekildedir:
Ne var ki, kamu ya da özel sektör olsun bu değerleri dikkate alarak işçilere öğün hazırlayan işletme sayısı çok azdır.
Yazın yüksek sıcaklarda, kışın aşırı soğuklarda, kapalı alanlarda yeterli iklimlendirme koşullarının sağlanmadığı ağır çalışma ortamlarında, niteliksiz ve sağlıksız öğünler çok sayıda rahatsızlığı ve hastalığı tetikler. Ankara Tabip Odasının araştırmasına göre yetersiz ve dengesiz beslenmek zorunda kalan kişilerde çabuk yorulma ve halsizlik, depresyon, çinko demir yetersizliğine bağlı saç dökülmesi, zayıflayan bağışıklık sistemi nedeniyle sık hastalanma, obezite, hipertansiyon, diyabet, kabızlık ve ödem oluşumu, kalsiyum ve D vitamini eksikliğine bağlı diş çürümesi ya da kemik erimesi, demir ve folik asit eksikliğine bağlı anemi gibi hastalıkların görülme olasılığı artar. Bu rahatsızlıkların ve hastalıkların bazıları iş cinayetlerine yol açan etkenler arasındadır.
İşin niteliğine ve sınıfına göre yeterli, dengeli ve güvenli beslenme değerleri tanımlanmasına karşı sağlıksız yemek sorununun nedenlerinden biri maliyet hesaplarıdır. Türkiye kapitalizmi işçilerin yemeklerini sağlıksızlaştırıp porsiyonlarını küçültülürken, şirketlerin kârlarını ve yemek şirketlerinin porsiyonlarını büyütüyor.
