Yine bir servis aracı kazası: Denetim eksiklikleri ve riskler - Hüseyin İrfan Fırat

Esenyurt’ ta dün meydana gelen servis kazası, ilk anda bizde bir iş kazası olgusu çağrışımı yarattı. Bunun nedeni, Türkiye’de iş cinayetleri arasında işe gidiş-geliş sırasında meydana gelen trafik ve servis kazalarının uzun süredir önemli bir yer tutmasıdır. İSİG Meclisi raporları, trafik ve servis kazalarının iş cinayetleri içinde düzenli ve yüksek bir paya sahip olduğunu gösteriyor. Nitekim 2025 Mayıs ayında açıklanan raporda, yaşamını yitiren işçilerin önemli bir bölümünün bu tür kazalarda hayatını kaybettiği görülüyor. Bu tablo, servis kazalarının yalnızca “trafik kazası” olarak ele alınamayacağını; çalışma ilişkili taşımacılığın yarattığı risklerin, iş cinayetlerinin süreklilik gösteren nedenlerinden biri olduğunu ortaya koyuyor.

Daha önce bu köşede “İşe giderken ölmek zorunda mıyız?” başlıklı yazımda, işe gidiş-geliş sırasında yaşanan trafik ve servis kazalarının nasıl sistematik bir iş güvenliği boşluğu oluşturduğunu yazmıştım. O yazıda ifade ettiğimiz riskler, ne yazık ki Esenyurt’ta yaşanan yeni servis kazasıyla bir kez daha kanıtlanmış oldu.

ŞOFÖR VE MÜŞTERİ AÇISINDAN İŞ KAZASI TANIMI
Kazada hayatını kaybeden şoförün durumu farklıdır. Eğer şoför, aracı kendi nam ve hesabına işleten bağımsız bir kişi değil, bir işverene bağlı olarak ücret karşılığı çalışıyorsa, uğradığı bu kaza hem 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hem de 4857 sayılı İş Kanunu bakımından iş kazası niteliği taşır. Buna karşılık, kazada ölen diğer beş kişi müşteri olduğundan, olay onların açısından iş kazası olarak değerlendirilemez.

Türkiye’de işe giderken yaşanan kazaların, iş cinayetleri içindeki payı dikkat çekicidir. Özellikle işverenin sağladığı servisler, taşeron sistemindeki taşımacılık ve vardiya saatleri, güvenlik standartlarının düşük olması, bu kazaların sıklığını artırmaktadır. Bu durum, çalışma hayatında taşımacılık ve servis güvenliği konusunun ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor.

SERVİS ARAÇLARI VE DENETİM EKSİKLİKLERİ
Türkiye’de işe gidip gelirken kullanılan servis araçları, özellikle özel okullar, marketler ve toplu taşımacılık gibi alanlarda çok yaygın. Ancak bu araçların periyodik denetimleri, teknik kontrolleri ve sürücü eğitimleri çoğu zaman yetersiz. İSİG verileri, özellikle taşeron sistemlerinde çalışan servis şoförlerinin uzun saatler boyunca tek başına çalıştığını, araçların teknik bakımlarının aksadığını ve hız ile güvenlik kurallarına uyumun yeterince denetlenmediğini ortaya koyuyor.

Karayollarında servis araçlarının denetiminde ciddi boşluklar:

• Araçların periyodik muayeneleri gecikiyor veya resmi kayıtlarda eksiklikler yaşanıyor.

• Şoförlerin mesai süreleri ve yorgunluk yönetimi yeterince takip edilmiyor.

• Taşeron servis araçları çoğu zaman standart dışı araçlar kullanıyor; güvenlik donanımları eksik olabiliyor.

• Araçlarda koltuk emniyet kemeri ve acil çıkış kontrolleri düzenli olarak denetlenmiyor.

Bu eksiklikler, yalnızca trafik kazası riskini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda iş kazası olarak değerlendirilen olayların artmasına da yol açıyor. Dolayısıyla, servis araçları ve taşımacılık sistemine yönelik düzenli denetim, sürücü eğitimi ve teknik kontroller, çalışma güvenliğinin kritik bir parçası olarak ele alınmalıdır.

Esenyurt kazası, müşterileri taşıyan bir servis aracı olması nedeniyle hukuki açıdan iş kazası sayılmasa da, sistemin taşıdığı riskleri bir kez daha ortaya koyuyor. Yalnızca işyerinde değil, işyerine ulaşımı sağlayan araçlarda da önlem alınmazsa, işe giderken yaşam tehlikesi sürekli var olmaya devam edecektir. Bu nedenle, çalışma ilişkili taşımacılığın güvenliği, işçi sağlığı ve iş güvenliği politikalarının ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır.

Birgün