Mesleki eğitim merkezlerinde (MESEM) yaşanan iş kazaları ve cinayetleri sürüyor. Son iş cinayeti haberi ise Malatya’daki merkezden geldi. 18 Nisan günü, 17 yaşındaki MESEM öğrencisi Engin Tuncay, çalıştığı şantiyede yüksekten düşerek yaşamını yitirdi. Engin Tuncay’ın iş cinayetinde can vermesiyle MESEM’lerde çalışırken yaşamını yitirirken hayatını kaybeden çocuk (öğrenci) sayısı en az 19 oldu. Engin, MESEM’de tesisat bölümü öğrencisiydi. Malatya’daki MESEM koşullarını ve Engin’i aynı okulda eğitim gören Mert* anlattı.
Babası bana sürekli, ‘Sen dikkat et’ dedi
Mert de Engin’in okulunda bilişim-bilgisayar bölümünde okuyor. Her MESEM öğrencisi gibi yalnızca bir gün okula gidiyor. MESEM merkezinde tesisat, bilişim-bilgisayar ve ayakkabı bölümü olmak üzere üç seçenek olduğunu anlatan Mert, Engin’in cenazesine çalıştığı için gidememiş ama taziye için ailesinin evine gitmiş. Mert, taziye evinde Engin’in annesinin aktardıklarını şu sözlerle anlattı: “Olay günü Engin’i inşaatta birinci katta çalışacaklarmış ama sonra üst kata gönderiyorlar. Ve Engin 8. kattan aşağı düşerek vefat ediyor. Ama ustası sadece bir üst kata gönderdiğini iddia ediyor.” Mert, Engin’in babasının kendisini sürekli iş yerinde dikkatli olması konusunda uyardığını dile getiriyor: “Taziyeye gittiğimde çok üzüldüm, özellikle babasına. Bana sürekli, ‘Sen dikkat et, sakın tedbir almadan hiçbir iş yapma’ diyordu, çok üzgündü. İki oğulları vardı; abisi askerden yeni dönmüştü, şimdi ailenin tek çocuğu kaldı.”
‘Bizden hep ‘okumaz’ diye bahsederler, Engin öyle değildi’
Mert, Engin’den söz ederken bir yandan da kendisi gibi MESEM’li gençlere dönük bakışa da tepki gösteriyor: “Engin’i tanıyordum, çok iyi bir insandı. Genellikle bizim okuldakilere hep ‘okumayan, kötü çocuklar’ gözüyle bakılır ama Engin hiç öyle birisi değildi. Okulda tanıdığım günden beri tek bir kötü sözünü bile duymadım. Zaten okulda da çok kimseyle takılmazdı; okula işe gidip gelirdi.”
‘Tesisat bölümünde hiç önlem yok’
Mert, kendi eğitim gördüğü bilişim-bilgisayar bölümünün koşullarından da söz ediyor. Kendisinin görece daha büyük bir yerde çalıştığı için daha fazla önleme şahit olduğunu, ancak Engin’le tesisat bölümünde çalışan çocuklar için hiçbir önlem alınmadığını söylüyor: “Hem devletin verdiği ücreti hem de çalıştığım yerin verdiği ek ücreti alıyorum. Büyük bir fabrikada, bilgi işlem bölümünde çalışıyorum. Genellikle masa başı oluyor ama sahaya, işletmenin içine gittiğimde tüm tedbirler alınıyor. Benim çalıştığım fabrika büyük bir şirket olduğu ve önlemleri aldığı için bende bir sıkıntı olmadı. Ancak tesisat bölümünde iş güvenliğiyle alakalı hiçbir tedbir veya önlem alınmıyor.”
‘Yusuf Tekin’den umudu kestik’
Mert’e tesisat bölümünde çalışan diğer öğrencilerin ne hissettiğini, kendisinin MESEM’lerdeki iş cinayetlerine dair ne düşündüğünü soruyoruz: “Diğer öğrenciler de korkuyorlar çünkü kimsenin güvenliği yok. Benim düşüncem, bu yaştaki çocuklar şantiyede böyle çalışamaz. Tedbir ve önlem alınmadan çalışmalarını kesinlikle istemiyorum. Çünkü bu ölümler gittikçe artıyor. Yarın bu başka bir öğrencinin başına da gelecek. Tedbir alınmadan sahada, inşaatta çalışmaları doğru değil. Çözüm konusunda ise Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den yana hiçbir umudum yok. Bu ölen kaçıncı öğrenci ama hiçbir tedbir yok.”
‘Öğretmenler defteri imzalayıp gidiyor’
Mert, MESEM’i geleceğe dair bir garantisi olması için tercih etmiş, “Düz liseye gitseydim geleceğime dair ne olacağını bilemeyecektim. En azından okuyup liseyi bitirmiş olurum, iş hayatını görmüş olurum, ona göre de ileride bir tercih yaparım diye MESEM’e geldim” diyor. Okula gittikleri tek günde de derslerin büyük oranda işlenmediğini anlatan Mert, “Hiçbir hoca ders işlemiyor. Çoğu sadece sınıf defterini imzalayıp gidiyor. Liseyi bitirdikten sonra üniversite okumak isteyenler ne yapacak?” diye soruyor.
‘Başımıza bir iş geldiğinde Instagram’a yazıyoruz’
Her ne kadar Bakan Tekin “MESEM’lerde iş güvenliği ve denetimler sağlanıyor” diye iddia etse de Mert’in anlattıkları tam tersini gösteriyor. Engin’e ilişkin de MESEM’li Dayanışma Ağı isimli Instagram hesabına yazan Mert, başlarına bir iş geldiğinde tek çarelerinin bu sayfaya yazmak olduğunu belirterek ekliyor: “Sesimizi duyurabileceğimiz tek yer o sayfaydı. O sayfa olmasa kimsenin bunlardan haberi olmayacak. Başvurabileceğimiz, güvenebildiğimiz hiçbir yer yok. Benim bölümdeki arkadaşlarım da şantiyede fiber internet döşüyor. Yani her bölümün bir tehlikesi var. Bana bir öğretmen MESEM’de her ay senin iş yerine gelip senin durumunu soracak demişlerdi. Sadece okulun ilk haftası beni aradı, ondan sonra da bir kere iş yerime geldi. Onda da ben onu gördüm ama o beni tanımadı bile.”
*Engin’le yaşıt olan gencin ismi, güvenliği nedeniyle değiştirilmiştir.
