Oysa maden iş ve enerji iş koluna baktığımızda ağır ve tehlikeli iş kollarında başında yer almaktadır. Buralarda gerekli iş sağlığı ve iş güvenliği önlemleri almazlarsa, çalışanların çalışma ilişkilerini insana yakışır ve sağlıklı çalışma koşulları yaratılmazsa, bunların özlük hakları, sosyal hakları, ekonomik hakları ve demokratik hakları sağlıklı bir şekilde gündeme getirilmezse ve ertesi gün yorgun argın işe gelen bir işçi topluluğu yaratılırsa, beyinlerinin ve vücutlarının teslim alındığı bir çalışma ilişkisi yaratılırsa, doğal olarak özel şirketlerin ve özel sermayelerin en önemli beklentileri olan daha fazla kar etmek ve insan unsurunun asli unsuru olarak görmeye devam ettikleri müddetçe doğal olarak maliyetlerin azaltılması daha az iş güvenlik önlemlerinin alınması anlamına gelmektedir. Bunlarda zaten kazalara davetiye çıkartmaktadır. Geçen aylarda İstanbul’da çeşitli kitle örgütleri iş sağlığı ve iş güvenliği meclisi olarak da maden kazalarına dikkat çeken basın açıklamaları yaptık. Buradaki kazaların temel sorumlusu güvensizleştirmektir, taşeronlaştırmaktır, işçileri sosyal olarak, ekonomik olarak açlığa ve sefalete mahkum etmektir. Bu kar hırsında başta devletin kendisi olma üzere, çalışma bakanlığı olmak üzere ve enerji bakanlığı olmak üzere birincil derecede sorumludur. Denetim mekanizmaları maalesef insanlar ölmeden devreye sokulmamaktadır. Yeri ve zamanı geldiğinde denetlenmemektedir.” dedi.
