DİSK/Limter-İş Sendikası'nın Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde 27-28 Şubat 2008'de "yaşam hakkı" talebiyle düzenlediği iki günlük greve katıldıkları için yargılanan 75 işçi 6. kez Tuzla Adliyesi'nde hakim karşısına çıktı.
1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya Limter-İş Genel Başkanı Kamber Saygılı, Genel Sekreter Hakkı Demiral ve işçiler katıldı.
Sanık avukatları Sezin Uçar ve Osman Zeki Erdoğan, sendika yönetici ve işçilerin, iş cinayetlerine karşı, yasal haklarını kullanarak grev düzenlediklerini belirtti. Avukatlar, bütün sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinin istedi.
Mahkeme başkanı Ömer Yolal, yargılanan işçiler Muammer Kargı ve Ömer Meral hakkında, bugüne kadar mahkemeye katılmadıkları için yeniden yakalama çıkarılmasına karar verdi. Bir sonraki duruşma, 7 Mayıs 2012'ye ertelendi.
Limter-İş Sendikası duruşma öncesi Tuzla Adliyesi önünde açıklama yaptı.
Eyleme, DİSK Genel Başkan Yardımcısı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, İstanbul Bağımsız Milletvekili Abdullah Levent Tüzel, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, Tekstil-Sen Genel Sekreteri Beycan Taşkıran, Deri-İş Tuzla Şube Başkanı Binali Yıldırım, Enerji-Sen ve ESP, BDP, EMEP İl ve ilçe yöneticileri katıldı.
Burada açıklama yapan Limter- İş Sendikası Genel Başkanı Kamber Saygılı, Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde "yaşam hakkı" talebiyle grev düzenledikleri için 75 işçi ile birlikte, 3 yıl hapis istemiyle yargılandıklarını hatırlattı.
'Hükümet destekli bir dava'
Grevi gerçekleştirdikleri 2008 yılında, tersanede 26 işçinin iş cinayeti sonucu yaşamını yitirdiğini hatırlatan Saygılı, halen koşulların değişmediğini, işçileri ölüme gönderen tersane patronlarının elini kolunu sallayarak gezdiğini kaydetti.
Saygılı, "Bu dava, tersanelerden kot taşlamaya, inşaattan madenlere, sağlıktan eğitime, iş cinayetlerinden taşeronlaşmaya karşı mücadele edenlere açılmış gözdağı ve tehdit amaçlı açılmış, hükümet destekli bir davadır" dedi.
Saygılı: Adalet kimin için var?
"Adalet kimin için var?" diye soran Saygılı, şöyle devam etti; "Tuzla'da 'kullan at' modeliyle canı pahasına çalıştırılan işçiler için mi? Haftada 60 saatten fazla çalışan, yine de çocuğuna insanca bir gelecek sunamayan işçiler için mi? Merdiven altı atölyelerde yoğun baskı ve açılık sınır altında çalışan tekstil işçisi için mi? Atamasını beklerken intihar eden öğretmenler için var mı adalet? Bir senedir halen toprak altında olan 9 maden işçisi için, Hrant Dink ve katilleri korunan sözde 'faili meçhuller' için, anadil hakkını savunan halkın siyasetçilerine, destekçilerine, çocukları kaybedilen analara adalet ne zaman gelecek?"
'Hiç şüpheniz olmasın!'
"Sizin kalkınmanız, ekonomik büyünmeniz, verimliliğiniz, esnekliğiniz, azami kar hırsınız bize adaletsizliktir, ölümdür, hapistir, zulumdür" diyen Saygılı, zulüm olduğu sürece, "Adalet için; boykot, grev, eylem, işgal ile havzalarda olmaya, sınıf savaşını yükseltmeye devam edeceğimizden şüpheniz olmasın" diye konuştu.
'Kazanan her zaman işçi sınıfı olacak'
DİSK Genel Sekreteri Alı Rıza Küçükosmanoğlu, grev ve direnişin meşru bir hak olduğunu, yargılayamayacağını vurguladı. Sermayenin kendi çıkarları için işçi sınıfının mücadelesini engellemeye çalıştığını, 75 işçinin bu nedenle yargılandığını kaydeden Küçükosmanoğlu, "Ama başaramayacaklar, tarihte gösterdiki kazanan her zaman dünya işçi sınıfı oldu" dedi.
Limter-İş Sendikası'nın, iş cinayetlerini karşı verdiği mücadele ile önemli bir sorumluluğu yerine getirdiğini vurgulayan Küçükosmanoğlu, "Yasın Limter-İş yaşasın DİSK" diyerek sözlerini noktaladı.
'İşçiden yana yasalar için birlikte mücadele etmeliyiz'
HDK adına konuşan İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, işçileri ölüme götüren, sömüren patron ve sermayedarların yargılanması gerektiğini söyledi. AKP'nin hazırladığı yeni anayasa ve yasalarla işçi ve emekçilerin grev ve örgütlenme haklarını gasp ettiğine dikkat çeken Tüzel, bu hakların güvence altına alan yasaların çıkarılması için birlikte mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
ÖDP Genel Başkanı Alper Taş ise "Adalet sermaye sınıfının mülkünün temelidir" dedi. AKP'nin giderek güvencesiz çalışmayı yaygınlaştırdığını kaydeden Taş, bunun iş cinayetlerini arttıracağını vurguladı.
'Majestelerinin emrine girmediği için cezalandırılıyor'
ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Limter-İş'in düzenlediği "yaşam hakkı" grevinde yaratılan dayanışma ve birleşik mücadele ruhunun yeniden yaratılması gerektiğine işaret etti. Son olarak Adana'da barajın patlaması sonucu 10 işçinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Yüksekdağ, "Bu düzenin değişmesi için 'yaşam hakkı' grevinde ortaya çıkan fiili meşru mücadele ruhunu yeniden harekete geçirmeliyiz" dedi.
Limter- İş' AKP hükümetinin yarattığı sendikal çizgide yürümeyi reddettiği için saldırıya maruz kaldığını kaydeden Yüksekdağ, "Limter-İş, majestelerinin muhalefeti ve sendikası olmayı reddettiği için cezalandırılmak isteniyor. Bu dava hukuki değil tamamen siyasi bir davadır." diye konuştu. Davada ESP üyelerininde yargılandığını hatırlatan Yüksekdağ, "Dün olduğu gibi bundan sonra da işçi sınıfı için yargılanmaya, bedel ödemeye hazırız" şeklinde konuştu.
Deri-İş Tuzla Şube Başkanı Binali Yıldırım, davanın, yasaların işçilerden yana olmadığının göstergesi olduğunu söyledi.
ETHA
Basın Açıklaması Tam Metin
TUZLA’DA VE HER YERDE ADALET KİMİN İÇİN?
Basın emekçileri, sınıf dostlarımız, Bugün burada, 27/28 Şubat 2008 tarihinde Konfederasyonumuz DİSK ve sendikamız Limter-İŞ tarafından ‘yaşam hakkı’ talebiyle gerçekleştirdiğimiz fiili ve meşru greve katılan 75 işçi, sendikacı ve sınıf dostlarımız hakkında, Tuzla Cumhuriyet Savıcılığı tarafından" Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu"na muhalefetten tam 28 ay sonra ve üç yıl hapis istemiyle açılan davanın 6.duruşması için bulunuyoruz.
Yaşam Hakkı’ için fiili-meşru grevimizi gerçekleştirdiğimiz 2008 senesinde tersanelerinde 26 işçi arkadaşımız iş cinayetine kurban gitmişti. 2008 senesinde, aynı bugün olduğu gibi tersane patronları yasadışı taşeron firma çalıştırıyor, işyeri risklerini bu yükü kaldıramayan taşeronlara aktarılıyordu.
2008 senesinde Gisan Tersanesi’ndeki filika testinde kum torbası yerine işçiler kullanılıyor, test filikası üç işçiye mezar oluyordu Öte yandan hükümetten, bürokrasiden ve yargıdan aldıkları güçle İşçi arkadaşlarımızı bile bile ölüme göndermeye devam eden, mevcut yasalara dahi uymayan tersane patronları ise salına salına gezmeye devam ediyor. Hani adalet nerede. Bu dava tersanelerden kot taşlamaya, inşaattan madenlere, sağlıktan, eğitime iş cinayetlerine, taşeronlaşmaya, esnek ve güvencesiz çalışmaya karşı mücadele edenlere açılmış hükümet destekli bir dava olup gözdağı ve tehdit amaçlıdır .
Bugün soruyoruz, adalet kimin için var? Tuzla’da ‘kullan, at’ modeli canı pahasına çalıştırılan işçiler için mi? Haftada ortalama 60 saate yakın çalışan, gene de çocuğuna insanca bir gelecek sunamayan işçileri için mi? Yüz binlerce irili ufaklı merdiven altı atölyelerde yoğun baskı ve açlık sınırı altında çalışan tekstil işçisi için mi? Çağrı merkezlerinde, ucuz paket program satan otellerde baskıya maruz çalışanlar için mi? HES’lerle doğal çevresi elinden alınan halk için adalet var mı? Bilimsel,parasız,demokratik,anadildeeğitim istedikleri için yüzlercesi tutuklanan öğrenciler için var mı? Atamasını beklerken intihar eden öğretmenler için var mı adalet? Bir sene sonra hala toprak altında olan 9 maden işçisi için adalet ne gün gelecek? Hrant Dink’in ve diğer katilleri korunan sözde ‘faili meçhuller’ için adalet nerede? Anadil hakkını savunan bir halkın siyasetçilerine, destekçilerine, aydınlarına, çocuklarına, çocukları kaybedilen analara adalet ne zaman, ne zaman gelecek?
Bu Bizim Son Sözümüzdür
Sizin ‘kalkınmanız’, sizin ‘ekonomik büyümeniz’, sizin ‘verimliliğiniz ve rekabet edebilirliğiniz’, sizin ‘esnekliğiniz’ sizin ‘azami kar hırsınız! bize adaletsizliktir, ölümdür, hastalıktır, hapistir, zulümdür. Zulüm olduğu sürece, biz de adalet için eylem ile, yazı ile, boykot ile, grev ile direniş ile, işgal ile, sokaklarda, havzalarda olmaya, dayanışmaya ve sınıf savaşını yükseltmeye devam edeceğimizden hiç şüpheniz olmasın.
" />

Limter-İş Sendikası'nın Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde "yaşam hakkı" talebiyle düzenlediği greve katıldıkları için 75 işçinin yargılandığı dava 7 Mayıs'a ertelendi. Tuzla Adliyesi önünde açıkama yapan Limter-İş ve siyasi partiler, fiili meşru mücadele hattından yürüdüğü için Limter-İş'in cezalandırılmak istendiğini vurguladı.