Savranoğlu ve Billuz Tuz Raporları - İzmir İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve İzmir Barosu’nun bir araya gelmesi ile oluşturulan İzmir İşçi Sağlığı ve Güvenliği Koordinasyonu, İzmir Barosu’nda yaptığı basın açıklaması ile 243 gündür direnen Savranoğlu Deri İşçileri ve 87 işe geri dönme mücadelesi veren Billur Tuz işçileri ile ilgili hazırladıkları raporu kamuoyu ile paylaştılar.

Sağlıklı çalışma koşulları için sendikalı olduktan sonra işten atılan işçilerin, işverenin kâr hırsı sonucu kötü koşullarda çalıştırıldığını söyleyen komisyon üyeleri, aylardır direnen işçilerin mutlaka kazanacağına inandıklarını ifade ettiler.
 
Komisyon adına basın açıklaması yapan KESK dönem sözcüsü ve BES Şube Başkanı Ramis Sağlam, Savranoğlu Deri ve Billur Tuz işçileri farklı işlerde, farklı işyerlerinde çalışsalar da, mücadelelerinin ortak olduğunu ifade etti. İşçilerin mücadelelerinin, ülkenin her köşesinde şahit olduğumuz, sendikal örgütlenmeye yönelen saldırılara karşı olduğunu söyleyen Sağlam, işçiler ve sendika temsilcileri ile yüz yüze yaptıkları görüşmeler sonucu çıkardıkları raporu kamuoyuna açıkladıklarını belirtti.

ÇALIŞMA SÜRELERİ 18 SAATİ BULUYOR
Sağlam “Bu raporlarda, Savranoğlu ve Billur tuz işyeri özelinde de olsa yaşanan problemlerin ortak olduğunu, İstanbul Esenyurt’ta 11 işçinin yanarak ölmesi ile sonuçlanan iş cinayetlerinin ve her geçen yıl artan iş cinayetlerinin aslında önlenebilecek iken gerekli tedbirlerin alınmamasından meydana geldiğini göstermektedir. Savranoğlu Deri’de deri tabaklama işi ağır ve tehlikeli işler kapsamında olmasına rağmen, kadın işçiler çalıştırılmakta, işçilerin periyodik sağlık kontrolleri yaptırılmadığı gibi günlük 18 saate varan çalışma saatleri uygulanmaktadır. İşyerinde kullanıldığı tespit edilebilen kimyasallar, işçilerden korunmadığı gibi, hiçbir önlem alınmadan çevreyi de kirlettiği gözlenmiştir. Tehlikeli kimyasallarla korunmasız temas ve işyerinde havalandırmanın da bulunmaması nedeniyle tozlu ve havasız ortamda çalışılması sonucunda işçilerde yaygın akciğer hastalıkları tespit edilmiştir. Kullanılan kimyasallardan dolayı işçilerin el ve vücutlarında asit yanıkları bulunmaktadır. Yine aynı nedenle genç erkekler çocuk sahibi olamamakta, işçilerin çoğunluğu astım tedavisi görmekte, saçları dökülmektedir. Söz konusu maddelere ne denli yoğun maruz kalındığı, işçilerin günlerce işlem yaptıkları maddelerin renginde tükürmeleri ile çarpıcı bir biçimde gözlenmiştir.”dedi.

İŞ SAĞLIĞI DEĞİL İŞÇİ SAĞLIĞI İSTEDİLER
Billur Tuz’da ise taşeronlaşma ile gelen esnek çalışma, düşük ücret, uzun çalışma saatleri, sektörden kaynaklı işçi sağlığını etkileyen sorunlar yaşandığını söyleyen komisyon sözcüsü Ramis Sağlam, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle organ kaybı ile sonuçlanan iş kazalarının yaşandığını söyledi. İki fabrikanın direnen işçilerinin bir kez daha işçi sınıfının örgütlenmesinin önündeki engelleri hatırlattığını söyleyen Sağlam, bu engellerin tümünün kaldırılmadan, esnek işgünü ve esnek istihdam olmak üzere esnekleşme adı altında üretim sürecini kuralsızlaştıran tüm uygulamalara son verilmeden, taşeron sistemi yasaklanmadan, İşçi sağlığı ve güvenliğini, “iş sağlığı ve güvenliği” adı altında verimliliğe indirgeyen, merkezine kârlılığı koyan anlayış terk edilmeden iş cinayetlerinin son bulamayacağını açıkladı.

İzmir İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi olarak sınıftan yana tüm kişi ve kurumları Savranoğlu Deri ve Billur Tuz işçilerine yönelik bu saldırıya karşı; Savranoğlu ve Billur Tuz işçileri ile dayanışmaya, bu işletmelerin ürünlerini kullanmamaya, sermayenin saldırısını Billur Tuz ve Savranoğlu özelinde teşhir etmeye çağıran Sağlam, meclis olarak çalışmalarına İzmir’deki diğer işçilerin sorunlarını da ekleyerek devam edeceklerini söyledi.

GÜVENCESİZ ÇALIŞMA KOŞULLARI HER YERDE
Basın açıklamasında direnişteki işçiler ile birlikte yer alan Deri-İş ve Tek Gıda-İş İzmir şube yöneticileri ise işe iade davalarında yargı sürecinin çok uzadığını, dört ayda verilmesi gereken kararın 8-9 ayda çıktığını söyleyerek, sermaye ile yargının iş birliği içinde olduğunu iddia ettiler. Benzer sorunların sadece bu fabrikalarda değil İzmir’deki neredeyse tüm fabrikalarda ve ülkede de yaşandığını söyleyen sendika başkanları, kazanmak için işçiler ile birlikte mücadeleye sonuna kadar devam edeceklerini söylediler.

 

İZMİR İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MECLİSİ SAVRANOĞLU RAPORU 
 
Savranoğlu Raporu sendikalaşma nedeniyle işten çıkarılan işçiler ve sendika şube başkanı ile yüz yüze yapılan görüşmeler çalışma grubunun izlenimleri çerçevesinde hazırlanmıştır...

İşyerinin adı:  Savranoğlu Deri San. Tic. A.Ş.’ne ait işyerinde, asıl işveren ve Mustafa Murat Savranoğlu ile Fikri Ayyıldız Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli iki taşeron şirketin birlikte faaliyet yürüttüğü tespit edilmiştir. T.Deri-İş Sendikasının şikâyeti sonrasında yapılan denetim neticesinde, taşeron şirketler ile asıl işveren Savranoğlu A.Ş. arasındaki alt-işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu’na bağlı müfettişlerce tespit edilmiştir. Savranoğlu Deri San. A.Ş. işvereni,  30.09.2011 tarihi itibariyle Menemen’deki işyerini kapattığı gerekçesiyle tüm sendika üyelerini işten çıkarmış, İstanbul’da kayıt üzerinde açmış gösterdiği yeni işyerine gitmeyi kabul eden 36 sendika üyesi işçiyi ise 13.10.2011 tarihinde işten çıkarmıştır. Kapandığı duyurulan Menemen’deki işyerinin ise 20.10.2011 tarihinden itibaren Rodeo Deri  San. ve Tic. Ltd. Şti. olarak yeni bir unvan ile faaliyetine devam ettiği tespit edilmiştir. 
 
Yapılan iş:  Menemen ilçesinde kurulu, Savranoğlu A.Ş. fabrikasında yapılan iş, kromlama yöntemiyle büyükbaş yaş hamderi işleme, videla, kösele, deri boyamadır. 
 
İşçi sağlığı ve güvenliği birimleri: İşyerinde işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanın istihdam edilmediği ve iş sağlığı ve güvenliği kurulunun bulunmadığı ifade edilmiştir. 
 
İşçi profili: İşçilerin çalıştığı süreçte işyerinde çalışan işçi sayısının 101 (79 erkek 22 kadın) olduğu tespit edilmiştir.
 
Çalışma saatleri ve şartları: Sabah 08:00’de başlayıp çıkış saatinin belli olmadığı, gece 01:00-02:00 saatlerine kadar çalışmanın sürebildiği, çoğu zaman haftanın yedi günü çalışıldığı, yalnızca 12:00-13:00 saatleri arasında ara dinlenmesi uygulandığı ve fazla çalışmanın süreklilik arz ettiği ifade edilmiştir.
 
İşyerinden servis sağlanmaması nedeniyle 5-6 km. mesafedeki işyerine yürüyerek gidip gelmek zorunda kaldıkları, işyerinde yıkanma ve soyunma odalarının kullanılamaz halde olması nedeniyle işyerinde kimyasallarla çalışmalarına rağmen yıkanamadıkları, aldıkları ücretin tamamının kayıtlara yansıtılmadığı bir kısmının bankaya yatırıldığı bir kısmının elden ödendiği işçiler tarafından ifade edilmiştir.
 
İş Akış Şeması: 
 
 
 
Yapılan işin aşamaları:  
Fabrika üç bölümden oluşmaktadır:
• Tabakhane bölümü
• Kurutma bölümü
• Finisaj bölümü boyahane
 
TABAKHANE BÖLÜMÜ
 
Dışarıdan satın alma yoluyla temin edilen ham derinin, böceklenmiş, çürümüş, kokuşmuş olabildiği bunlardan oluşabilecek hastalıklardan korunmak için herhangi bir önlemin alınmadığı dile getirilmiştir. Ağır derileri kaldırmaktan dolayı bel ve boyun fıtığı şikâyeti bulunduğunu belirten çok sayıda işçi mevcuttur. 
 
Ham derinin dolaplarda ıslatılmak suretiyle kıllarının döküldüğü, kavaleto makinesinden geçirilerek derinin arkasındaki et ve yağ artıklarının temizlendiği, sonra derilerin tekrar dolaba alınarak yıkama, kireç giderme ve salamurasının yapıldığı, daha sonra derilerin tabaklandığı (kromla bozulmayacak hale getirme) belirtilmiştir.
 
Derinin tüylerinin dökülmesi için zırnık, kireç, amonyak kullanıldığı, bunlara ilişkin yalnızca kendilerine toz maskesinin verildiği, bu nedenle kimyasalları solumak zorunda kaldıklarını belirtmişlerdir.  Deriler dolap denilen içinde dişlilerin bulunduğu ve dişlilerin dönerek derileri çevirdiği bir makinenin içine istiflendiği,  dolaplara derinin yerleştirilmesi için 1,5-2-ton deriyle birlikte işçilerin forkliftin üzerinde 5-6 metre yükseklikten derileri dolaba yerleştirildiği, burada işçilerin düşmesini engelleyici herhangi bir koruma önleminin bulunmadığı ifade edilmiştir. Forkliftin devrildiği kazalar yaşandığı ifade edilmiştir. İşçilerin dolabın içerisine düşme tehlikesini ortadan kaldırıcı herhangi bir önlem alınmadığı da dile getirilmiştir. 
 
Derinin tabaklanma aşamasında deriye tuz ve asit verildiği arkasından kromlandığı belirtilmiştir. Burada yalnızca plastik eldivenlerin kullanıldığı, işçilerin çoğunun elinde asit yanıklarından kaynaklı derin izlerin bulunduğu tespit edilmiştir.  Gözlerini korumaya yönelik önlem alınmadığı dile getirilmiştir. Yüzlerine asit sıçrayıp yanan işçiler mevcuttur. 2005 yılında iki işçinin vücudu asit yanığına maruz kalmıştır. İşçilerden birinin vücudunun bir bölümü asitten yandığı, yanıktan dolayı 7 ay hastanede yatarak tedavi altına alındığı belirtilmiştir. 
 
Derinin yıkama aşamasında da yine kimyasalları solumak zorunda kaldıklarını işçilerce dile getirmişlerdir. İşyerinde en önemli sorunlardan birisi, havalandırmanın bulunmaması nedeniyle, uygulanan kimyasalları ve tozu diğer bölümlerde çalışan işçilerin de solumak zorunda kalmalarıdır. 
 
KURUTMA BÖLÜMÜ
 
Tabaklanan derinin müşterinin siparişine göre keçeli silindirlerde sıkıldığı, yarma makinesinde yarılıp zımparadan geçirildiği tekrar dolaplarda işlenerek renk ve yumuşaklığının ayarlandığı belirtilmiştir.  Bu sıkma işlemi de elle yapıldığı, silindirde koruma olmadığı için kolu silindirde yaralanan işçinin bulunduğu belirtilmiştir.
 
Derinin vakumlanması aşamasında presle bastırılıp deriye buhar verildiği dile getirilmiştir. Verilen buhar önlük koruması olmadığı için doğrudan özellikle işçilerin karın bölgesine geldiği ve sıcak buharın bu bölgeleri yaktığı dile getirilmiştir. 
 
Derilerin askılara asılarak kurutulduğu, askıların, işçilerin çalıştıkları yerin üstünde olması nedeniyle hem askıdaki derilerin kokusunun bütün işyerine yayıldığı hem de askıdaki derilerin zaman zaman üzerlerine düştüğünü dile getirmişlerdir. 
 
Derilerin zımparalanması sırasında bütün tozların etrafa yayıldığı ve bunu solumak zorunda kaldıklarını dile getirmişlerdir. 
 
İskefe denilen deriyi yumuşatma olarak tarif edilen aşamada da aynı şekilde makinenin çok gürültülü çalıştığından ve çıkan tozların etrafa yayıldığından bahsedilmiştir. 
 
Derinin zımparalandıktan sonra boya ya da rota bölümüne gönderildiği belirtilmiştir. 
 
FİNİSAJ BÖLÜMÜ (BOYAHANE)
 
Kurutma bölümünden gelen crust deri, müşteri siparişleri doğrultusunda pistole sprey boya makinesinde veya rooler coat (kadife) makinesinde boyandığı, pres makinelerinde şekil desen ve parlaklık verilerek makyajlandığı, kalite kontrolden geçen mamul hale gelmiş finisajlanmış deri desi makinesinde alanı ölçülerek, sevkiyat için paketlendiği belirtilmiştir. 
 
Boyama bölümünde çok sayıda kimyasalın kullanıldığı belirtilmiş, burada püskürtme şeklinde boyamanın yapıldığı boyanın makinenin kenarlarından çıkarak etrafa yayıldığı ve boyaya maruz kaldıklarını dile getirmişlerdir. Hatta birkaç gün tükürüklerinin yaptıkları boyanın renginde olduğunu dile getirmişlerdir. 
 
Rooler coat (kadife) makinesinde boyanın silindirle verildiği ve bıçakla boya fazlasının sıyrıldığı, derinin iki bant arasından çıplak elle verildiği belirtilmiştir.
 
Rugan deri işleme makinesinde çalışmanın, kapalı tamamen havasız bir ortamda özel elbiseler ve maske kullanılarak yapıldığı, butil asetatın kullanıldığı, filtreli maske kullanıldığı ancak filtrelerin değiştirilmediği dile getirilmiştir. 
 
Polish  makinasının yağlı deriyi parlatmak için kullanıldığı, keçe ile derinin parlatıldığı ifade edilmiştir. Keçenin ve derinin tozunun etrafa yayıldığını ve tozları solumak zorunda kaldıklarını belirtmişlerdir. 
 
Çalışanların çoğunda akciğer rahatsızlığının mevcut olduğu, iki çalışanın bu nedenle çalışamaz raporu aldığı, bel fıtığı tedavisi ve halen ileri derece astım tedavisi görenlerin mevcut olduğu tespit edilmiştir. 
 
Sendikalaşma süreci;
 
İşyerindeki çalışma koşullarının ağırlığı nedeniyle işçiler, Türkiye Deri-İş Sendikasında örgütlenme çalışması sürdürdüklerini  ve yetki süreci başlamadan önce sendikal örgütlenmede aktif iki işçinin işine işverence son verildiğini  belirtilmiştir. 
 
Sendika tarafından yetki başvurusu yapıldıktan sonra taşeronlarda ve asıl işverende ayrı ayrı toplu sözleşme yapma yetkisinin olduğuna dair yetki belgesi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca düzenlendiği,  işveren tarafından yetkiye itiraz edildiği yargılama sürecinin devam ettiği tespit edilmiştir.   
 
İşveren tarafından işçilere İzmir’deki işyerinin kapatılacağı ve İstanbul’daki işyerinde üretime devam edileceği, işçilerin işyeri değişikliğini kabul edip etmedikleri sorulmuş, sendika üyesi işçiler İstanbul’a gitmeyi kabul ettiklerini ve İstanbul’a gittiklerini belirtmişlerdir.  İşçiler, 03.09.2011’de İstanbul’a varış sabahında işbaşı yaptıklarını, akşam kalacak yer bulamadıkları için geceyi işyerinde geçirmek zorunda kaldıklarını belirtmişlerdir.  İşveren tarafından işyerini işgal ettikleri gerekçesiyle iş akitlerine 13.10.2011 tarihinde son verilmiştir. İşçiler, iş akitlerinin feshi üzerine Menemen’de bulunan fabrikanın önüne dönerek raporun düzenlendiği tarih itibariyle direnişlerini devam ettirmektedirler.
 
İşyerinde karşılaşılan riskler gerçekleşen kazalar ve meslek hastalıkları ile izlenimler:
 
1- Yapılan işin ağır ve tehlikeli işler statüsünde olup tabakhanede kadın işçilerin çalıştırılmaması gerekirken kadın işçilerin çalıştırıldığı, ağır ve tehlikeli işlere ilişkin çalışma koşullarının sağlanmadığı, yasal çalışma ve fazla çalışma saatlerinin üzerinde çalışmanın yaptırıldığı tespit edilmiştir.
 
2- Taşeronlaştırma ile işçi sayısına bağlı yasal yükümlülüklerin dışında kalınmaya çalışıldığı tespit edilmiştir.  
 
3- Deri iş kolunda yaygın olarak kullanılan ve inceleme konusu işyerinde  kullanıldığı tespit edilebilen kimyasallar;  kireç, sodyum sülfür, sodyum klorür, sudkostik, klorhidrik asit,sülfirik asit, sodyum bikromat, potasyum bikromat, kaolin, krom sülfat tuzları, deri vernik ve boyaları, magnezyum sülfat, bitkisel ve sentetik yağlar, yağ çözücüler, titan oksit.
 
4- Kimyasallardan işçilerin korunmasını sağlayacak yeterli sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınmadığı, işçilerin periyodik sağlık kontrollerinin yapılmadığı tespit edilmiştir.
 
5- İşçiler tarafından çalışma ortamının havasız, tozlu, kimyasal kokularının yoğun olduğu belirtilmiştir. 
 
6- İşçilerin kullanıma uygun giyinme soyunma odalarının ve duşlarının olmaması kimyasallara daha uzun süre maruz kalmalarına ve maruz kaldıkları kimyasalların etkisini arttırmaktadır.  
 
7- İşyerinde çok sayıda kimyasal maddelerin kullanılmasından kaynaklı ve havalandırmanın mevcut olmaması gerekli işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle işçilerin iş kazalarına ve meslek hastalıklarına maruz kaldıkları; 
 
a. İş kazaları arasında asit yanıklarına maruz kaldıkları, makinelere kol ve bacaklarını kaptırmaktan dolayı yaralanmaların olduğu
b. Asit yanıklarına maruz kalan işçilerin bulunduğu, 
c. Solunum sistemi hastalıkları, işçilerin çoğunun astım-bronşit tedavisi gördüğü, akciğer rahatsızlıkları nedeniyle çalışamaz raporu bulunan işçilerin mevcut olduğu, 
d. İskelet sistemi rahatsızlıkları,  bel fıtığı boyun fıtığı rahatsızlıklarının yaygın olduğu,
e. Sindirim sistemi rahatsızlıkları, kusma, bulantı, baş ağrısı, bayılmaların yaşandığı, çalışılan sürelerde gözle görünür şekilde kimyasal tükürüldüğü,
f. Çoğu genç çalışanın çocuk sahibi olamadığı,
g. Cilt hastalıkları, ciltte yanma kaşıntı, saç ve kıl dökülmesi, gözlerde kızarıklık ve yanma rahatsızlıklarının mevcut olduğu,
h. İşyerinde üzerlerine sinen kokunun uzun süre çıkmaması nedeniyle sosyal travma yaşadıkları ve psikolojilerinin bozulduğu tespit edilmiştir. 

8- İşyerinin kapatılacağı gerekçesiyle işçilerin iş sözleşmelerinin feshinden sonra işyerinin başka bir şirkete kiralanmış gibi gösterilerek faaliyetin halen sürdürüldüğü tespit edilmiştir.   
 
9- İşyerindeki çalışma koşullarından kaynaklı sendikalaşma süreci başlatıldığı, işveren tarafından işçilerin işyerlerinin değiştirilmesi, işten çıkarmalar yoluyla sendikal örgütlülüğün kırılmaya çalışıldığı gözlenmiştir.
 
10- 2011 Mayıs ayında başlayan sendikalaşma sürecinde sendikanın ÇSGB İzmir Bölge Müdürlüğü’ne yapmış olduğu şikâyetler üzerine yapılan teftişler öncesinde fabrikanın faaliyet yürüttüğü 1994-2010 yılları arasındaki 16 yıllık dönemde sadece 2 kez teftiş incelemesinin yapıldığı tespit edilmiştir. Bu durum işçi sağlığı ve güvenliği yönünden işyeri teftişlerinin sıklıkla yapılmadığını ve yetersiz olduğunu ortaya koymaktadır. 
 
11- İşyerlerinde işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanın istihdamına ve iş sağlığı ve güvenliği kurulunun kurulması ve işlerliğinin sağlanmasına ilişkin yaptırımların ve kontrollerin işvereni zorlayacak düzeyde olmadığı tespit edilmiştir. 
 
12- Sendikalaşma sürecindeki yasal prosedürlerin uzun süreler alması, işçilerin örgütlenme hakkının önündeki en önemli hukuki engellerden birini oluşturmaktadır. 
 
13- İşletme ruhsatlarının işyerinin çalışmaya başladıktan sonra verilmesi nedeniyle işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği koşulları sağlanmaksızın çalışmanın başlatıldığı anlaşılmaktadır. 
 
14- İşçilerin mücadelesinin başarıya ulaşmasında,  sınıfın diğer bileşenlerinin vereceği destek önem taşımaktadır. 

İZMİR İŞÇİ SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİ KOORDİNASYONU

 
DİRENİŞTEKİ BİLLUR TUZ İŞÇİLERİ ÇALIŞMA GRUBU RAPORU / 14.02.2012

Rapor eylemci Billur Tuz  işçileri ve Tek Gıda-İş Sendikası yetkilileri ile yüz yüze görüşmeler ve grubun izlenimleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.

Billur Tuz San. AŞ
10003 Sokak No.7 A.O.S.B.  Çiğli – İZMİR
Kuruluş: 1964 

İşçi Profili: 140 İşçi çalıştırılıyor. İşçilerin yaş ortalaması 30 olup 6 kadın işçi olmak üzere 49 işçinin işten çıkarıldığı tespit edilmiştir. Çalışan işçilerin 20 tanesi asıl işverene, 120 tanesi üç alt işverene (taşeron) bağlı çalıştığı sendika yetkilisi tarafından belirtilmiştir. Ortalama maaş düzeyi 800 TL olup asıl işverenin işçileriyle alt işverenin işçileri aynı işlerde çalıştırılmaktadır.
 
Şirket yapısı: Billur Tuz Gıda sektöründe faaliyet göstermektedir. İstanbul merkezli, üretim tesisi Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesinde faaliyetini yürütmektedir. Yıllık üretim kapasitesi internet sayfasında 120.000 ton olarak bildirilmiştir. Başlangıçta 12.000 ton olan kapasitelerini zaman içinde on kat artırdıkları anlaşılmaktadır. Yurtiçi pazar payının % 75 olduğu iddia etmektedirler. 
 
Üretim tesisinin yer aldığı Çiğli A.O.S.B’nin yapısı: Bölgede yaklaşık 30.000 işçi çalışmaktadır. Bunlardan ancak 3.000 kadarı sendikalarda örgütlüdür. İşletmeler daha çok Petro-kimya ve Tekstil ağırlıklıdır. Bölgedeki işletmelerin en küçüğü yaklaşık 170 işçi en büyüğü 1500 ile 2000 arasında işçi çalıştırmaktadır. 6 işyerinde yetkili sendikanın olduğu tespit edilmiştir. Üç işyerinde Birleşik Metal-İş Sendikası, 1 işyerinde Tek Gıda-İş Sendikası, 1 işyerinde Teksif, 1 işyerinde Petrol-İş Sendikasının örgütlü olduğu tespit edilmiştir. 
 
Çalışma Koşulları: İşçiler, 07.00-15.00,15.00-23.00, 23.00-07.00 olmak üzere üç vardiya halinde çalışmaktadırlar. Ayrıca idari personelin çalıştığı 08.00-16.00 mesaisi söz konusudur. Fazla mesai mutad bir uygulamaya dönüştüğü ve 3-8 saat arası fazla çalışma yaptırıldığı ifade edilmiştir. İşlerin yoğun olduğu zaman sabahtan akşama, akşamdan sabaha çalıştırılan işçiler, işlerin daha az yoğun olduğu dönemde ücretsiz izne çıkartılmaktadır.
 
İşçi sağlığı Birimleri: İşyerinde işyeri hekiminin istihdam edildiği ancak işyeri hekiminin yalnızca asıl işverenin işçilerini muayene ettiği işçiler tarafından ifade edilmiştir. İş güvenliği uzmanı ve iş sağlığı ve güvenliği kurulunun bulunduğuna ilişkin tespit yapılamamıştır.
 
İş Akış Şeması: 
 
 
 
Tüm iş akışı süresince karşılaşılan iş riskleri
 
1) İşçilerde, ağır kaldırmaya bağlı kalıcı eklem rahatsızlıklarının bulunduğu tespit edilmiştir. 
 
2) Üretim süreci boyunca aşırı yüksek ısı (devamlı 30 °C ila 35 °C arası sıcaklık)  ve buharlı ortamda çalışıldığı ve havalandırmanın yeterli düzeyde sağlanmadığı tespit edilmiştir. 
 
3) Sürekli ortamda tozlanma olmasına rağmen koruyucu önlemlerin alınmadığı işçiler tarafından belirtilmiştir.  
 
4) Makinelerde işçilerin yaralanmasını engelleyici  korumaların bulunmadığı bu nedenlerle yaralanma ile sonuçlanan “iş kazaları”nın olduğu belirtilmiştir. İşçilerin aktardığı örnek vak’alar
 
a. Bir işçinin, kolunu makineye kaptırması neticesi kolunun ampute olduğu, microcerrahi konusunda uzman özel bir hastaneye götürüldüğü ancak tedavi masraflarının yüksek olması gerekçesiyle işverenin hastayı başka bir hastaneye sevk ettirdiği ifade edilmiştir. Kolun yerine implante edildiği, ancak işlevli kullanamadığı belirtilmiştir.  İşçi raporlu iken işveren tarafından işten atıldığı dile getirilmiştir.
b. Yine başka bir işçinin ayaklarını ‘Burger’ denilen alete kaptırdığı, bir süre işverenin bu işçiyi idari kısımda görevlendirdiği belirtilmiştir. Şu andaki durumu bilinmemektedir.
c. Hasan YEĞEN adlı işçi geçirdiği forklift kazası sonucunda ayak bileğine platin takılmış. Yaklaşık 6 Ay süren tedavisinin ardından işbaşı yapmış; ancak bir süre sonra eskisi gibi verim alınamadığı için işten çıkartılmıştır. 
 
5) İşyerinde bir işyeri hekimi bulunduğu, haftada üçgün işyerinde görev yaptığı ve yalnız asıl işverene bağlı çalışan işçilere yönelik hizmet verdiği taşerona bağlı işçilere bakmadığı  aktarılmıştır.

Tespitler:
 
İşyerinde daha önce de Tek Gıda-İş Sendikasının yetkili sendika olduğu  ancak işveren işçileri iş sözleşmesinin taşeronda devamı karşılığında sendikadan istifaya zorlandıkları belirtilmiştir.  Aşama aşama uygulanan bu yöntem sonunda sendika 2010 yılında iş yerinde yetkiyi kaybetmiştir. Tekrar sendikalaşma süreci başlatıldığı ve işyerindeki işçilerin 113 tanesinin sendika üyesi olduğunu, bunun üzerine 31.12.2012 tarihinde 47 işçi daha sonra da 20.01.2012 tarihinde 2 işçi olmak üzere 49 işçiyi işverenin işten çıkardığı belirtilmiştir. Ziyeretimiz sırasında işçiler eylemlerinin 44. günündeydi. Halen işyerinde 64 işçinin sendikalı olarak çalışmakta olduğu belirtilmiştir. Sendika tarafından yetki başvurusunda bulunulduğu belirtilmiştir. 
 
1) İşyerinde, işçilerin asıl işverene bağlı çalışırken, işten çıkarılarak alt işveren(taşeron)işçisi olarak çalışmaya devam ettirildikleri, bu yöntemle işyerinde sendikal örgütlülüğün zayıflatılmaya ve işçi sayısına bağlı yasal yükümlülüklerden kaçınılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.
 
2) İşlerin yoğun olduğu dönemlerde işçilerin uzun saatler çalıştırıldığı, işlerin olmadığı dönemlerde işçilerin ücretsiz izne gönderildiği tespit edilmiştir. 
 
3) Ücret düzeylerinin düşük olması nedeniyle, işçiler geçimleri için gerekli ücret düzeyine ancak fazla mesai ücretleriyle sağlayabilmektedirler. 
 
4) Temel işçi sağlığı ve güvenliğine dair risk “iş kazaları” olarak algılanıyor. Üretim süreci bizzat gözlemlenemediği için ek riskler tespit edilememiştir.
 
5) Sendika temsilcisi Gürsel Köse, organize sanayi bölgelerine ve havzalara sendikal yapıların ortak irtibat bürolarının açılması gerektiğini belirtmiştir.
 
6) İşçilerin temel talepleri direnişlerinde yalnız bırakılmamalarıdır. Eylem ziyaretlerinin kendilerinin moralini yükseltirken patronlar üzerinde baskı oluşturduğunu belirtmişlerdir. Daha kitlesel eylemlerin örgütlenmesi gerekliliği dile getirilmiştir.
 
7) “Soframızda Billur Tuz kullanmıyoruz” sloganıyla başlattıkları kampanyaya destek verilmesini talep etmektedirler.
 
8) İşçilerin moralleri yüksek, eylemlerinin başarıya ulaşacağına inanmaktadırlar.
 
9) Gerek işçilerin eylemlerine olan inançları, gerekse halen sendikanın işyerinde örgütlülüğünü sürdürüyor olması eylemliliğin başarıyla sonuçlanma olasılığını güçlendirmektedir.

İZMİR İŞÇİ SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİ KOORDİNASYONU