BDP İstanbul İl Örgütü adına basın açıklamasını Macide Şimşek yaptı. Bir İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Haftası'nı daha geride bırakırken Türkiye'nin iş kazalarının genel ortalamasında dünyanın 3. ülkesi olduğunu oysa ki, ölümlü iş kazalarının işgücüne oranında bir çok sektörde Çin'i bile sollayarak birinci sıraya oturduğunu hatırlatan Şimşek Türkiye'de hepsi önlenebilir olan, barakalarda yanan, barajlarda boğulan, inşaatlardan düşen ya da madenlerde göçük altında kalarak gerçekleşen trajik işçi ölümlerinin haberlere konu olmadığı gün bulunmadığına dikkat çekti. Tersanelerde, yollarda, imalathanelerde, mevsimlik tarımda ve diğer sektörlerdeki iş kazalarında her gün 4 işçinin hayatını kaybettiğine değinen Şimşek, 2011 yılı Çalışma Bakanlığı'nın verilerine göre bir yılda 1563 işçinin hayatını kaybettiğini bu rakamın en az iki katı sayıda işçinin de iş göremeyecek şekilde yaralandığını belirtti.
 
Şimşek Dünya Çalışma Örgütü ILO'nun raporlarındaki rakamlara da değindi. Buna göre Türkiye'de günde ortalama 176 iş kazası oluyor, bu kazalarda ortalama 4 kişi ölüyor. Sadece 2010'da 62 bin 903 iş kazası ve 533 meslek hastalığı meydana gelmiş ve 1434 kişi iş kazasından, 10 kişi meslek hastalığından hayatını kaybetti. 

Türkiye'de sosyal güvencesizlik, uzun çalışma saatleri, denetimsizlik, taşeronlaştırma, vardiyalı çalışma, sendikasızlaşma, eğitim eksikliği gibi pek çok nedenle meydana gelen yoğun iş kazaları sonucu, toplu işçi ölümleri gerçekleşmekte ve bu yönüyle dünyanın en geri ülkeleri arasında yerini aldığını belirten Şimşek hükümetin on yıllık iktidar duygusunun yarattığı aşırı özgüven ve ego şişkinliğinin infilak sınırına geldiğini ve yoksulluk ve fakirlikten inleyen toplumsal kesimleri görmeyerek, büyüyüp kalkındığımızı söyleyerek iş kazaları sonucu meydana gelen ölümleri “kader” ve “takdiri ilahi” olarak değerlendirdiğini hatırlattı. 

Hükümetin hayatın her alanında olduğu gibi çalışma yaşamıyla ilgili mevzuatlarda emeğin, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin aleyhinde unsurlarla dolu düzenlemeler ve uygulamalarda bulunduğunu belirten Şimşek, işçi sağlığı ve iş güvenliği politikalarının alt üst edilerek piyasaya açıldığına dikkat çekti. 

Barış ve Demokrasi Partisi olarak insanı ve yaşamı dışlayan, emeği sömüren neoliberal politikalara karşı, emekten yana, adil sürdürülebilir, kamusal bir ekonomi politiği ve çalışma düzenini esas aldıklarını belirten Şimşek, bu temelde İşçi Sağılığı ve İş Güvenliği Hizmetlerini de ticari bir kar alanı olarak değil kamusal bir hizmet olarak ele aldıklarını ve bütün işyerleri ile tüm çalışanları kapsaması gerektiğini ifade etti. İş kazaları sonucu meydana gelen ölümleri durdurmak için ilgili sendika, meslek örgütleri ve sivil toplum örgütlerini aktif ve eşit özne olarak mevzuat oluşturulmasından, eğitim denetimine kadar sürece müdahil olmasını savunduklarını ifade eden Şimşek bugüne kadar olduğu gibi emekçilerin mücadelesini hem sokakta hem mecliste vermeye devam edeceklerini belirtti.
 
Hüseyin Güngör ise hükümetin neoliberal politikalarının yaşamın ve çalışma yaşamının her yerine işlediğini denetimsizlik, taşeron çalıştırma, Tuzla tersanelerinde olduğu gibi vardiyalı çalışma, tekstil sektöründe olduğu gibi merdiven altı çalışma, inşaatlarda güvenlik önlemlerinin alınmaması gibi nedenlerle bir çok işçinin yaşamını yitirdiğini ifade ederek, iş kazalarında yaşamını yitirenlerin % 70'nin Kürtler olduğunu belirtti. Çorlu'da bir işçinin “Çorlu'nun merkezindeki bütün bu binaları ben yaptım ama ben şu pis barakada yaşıyorum” diyerek çalışma yaşamındaki işçilerin durumunu özetlediğini dile getirdi.
 
30 yıldır bir savaş yürütülmekte olduğunu belirten Güngör, savaşa 1 trilyon harcandığını bu harcamanın savaşa aktarılmasa kişi başına düşen geliri bir o kadar arttıracağını dile getirdi. 

Hükümetin sürekli Türkiye'nin ekonomisinin büyüdüğünden söz ettiğini fakat işçi sınıfı ve emekçilerin bu büyümeden pay almadıklarına dikkat çekti. Ticarileştirme politikaları nedeniyle hükümetin toprağa bakıp arsa, ağaca bakıp kereste gördüğünü ve işçi ve emekçiler için tam bir homoekonomicus zihniyetiyle hareket ettiğini belirtti.
 
Hüseyin Güngör Barış ve Demokrasi Partisi olarak insan yaşamına, doğaya karşı duyarlı davranmayı ilke edindiklerini ve 2007'den beri bir çok araştırma yapılıp, gensoru önergesi vermekte olduklarını hatırlatarak Barış ve Demokrasi Partisi olarak genelde Kürt sorunu ile ilgili çalışmalarda bulunduğu kanısının yaygın olduğunu ama çalışmalarının ve önergelerinin % 85'nin doğanın korunması ve insanın insanca yaşamının sağlanması üzerine olduğunu ifade ederek. Bundan sonra da doğaya karşı suç işleyenlere karşı mücadeleyi ve insanın insanca yaşaması için çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti. Açıklamaya Limter-İş, Deri-İş ve Tuzla HDK da destek verdi.

Mücadele Birliği
" /> BDP: İşçi ölümleri neo-liberal politikaların bir sonucudur - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

BDP: İşçi ölümleri neo-liberal politikaların bir sonucudur

Barış ve Demokrasi Partisi İstanbul İl Örgütü, 4-10 Mayıs İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Haftası nedeniyle yapılan etkinlikler kapsamında Tuzla Tersaneler bölgesinde yaptığı bir basın açıklaması ile işçi ölümlerini ve devletin insan hayatını hiçe sayan yasal düzenlemelerini ve uygulamalarını protesto etti. 11 Mayıs Cuma günü Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde Ada Tersanesi önünde saat 17.30'da bir araya gelen BDP'liler "İş Kazalarına Son İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği İstiyoruz" yazılı pankart açtılar.