'Sonuna kadar kâr edeceğiz'

Bergama Kozak’ta ‘Sonuna kadar kar edeceğiz’ diyen Koza Altın’ın avukatı, ağaçların eskisinden az meyve vermesinin ‘psikolojik’ olduğunu iddia ediyor. Doğa savunucuları ve bölge halkı ise doğayı ve geçim araçlarını yok eden altın madenine karşı olduklarını söylüyor

Koza Altın Şirketi tarafından Bergama Kozak Yaylası’nda işletilen altın madeni ile ilgili bilirkişi keşifleri 22 Haziran günü yapıldı. Prof. Dr. Turgut Tüzün, Prof. Dr. Barış Mater ve Prof. Dr. Ahmet Hakan Onur’un bilirkişi olarak katıldığı keşif sırasında 1 ve 2 No’lu ocaklar, nebati toprak depolama alanı, pasa depolama alanı, sondaj kuyuları ve kanal çalışma alanları görüldü.

‘Sonuna kadar kar edeceğiz’
Koza Altın Şirketi’nin avukatı Dine Bekişoğlu, işletmenin çalışmalarının kanuna uygun bir şekilde yürütüldüğünü ifade etti. Altın aramanın iki ocakta olacağını ve 1,5 - 2 ay süreceğini, bu nedenle ekosisteme herhangi bir zarar vermeyeceğini iddia eden Bekişoğlu, bölgeye mevcut ulaşım yolunun iş makinalarınca bozulamayacak kadar bozuk olduğunu belirtti. Bekişoğlu son olarak şunları söyledi: “Biz ekonomik faaliyetlerde bulunan bir şirketiz. Kar edebileceğimiz maden bölümünü çıkarmamamız mümkün değildir. Çünkü şirket kar edebilecek son imkana kadar madeni işletecektir.”

Ağacın psikolojisi bozulmuş
Bölgede yaşayan ve bölgede meydana gelen tahribatı anlatan Hüseyin Evran, büyük bir doğa tahribatı yaşadıklarını ifade etti. İki yıldır tek geçim kaynakları olan çam fıstığı ağaçlarının ürün vermediğini, ürün alabildiklerinin de ürün kalitesinin düşük olduğunu belirtti. Hüseyin Evran’ın iki yıldır çam fıstığı alamıyoruz açıklamasına avukat Dine Bekişoğlu’nun cevabı, “Psikolojik olabilir” oldu.

Evran, 1 No’lu sondajın olduğu yerde yıl boyunca ikamet eden ve geçimlerini hayvancılık ve bölgedeki çam ağaçlarından toplanan fıstıkla sağlayan insanların olduğunu belirtti.

Avukat Arif Ali Cangı, işletmenin doğal hayatı yok ettiğini, iş makinelerinin çıkardığı toz ve egzoz gazının ormana zarar verdiğini, ocak derinliklerinin arttıkça yeraltı sularının düzeyinde ve kalitesinde düşmeye neden olduğunu ifade etti. Ayrıca cevherde bulunan ağır metallerin ÇED raporunda eksik bırakıldığını sözlerine ekleyen Cangı, maliyet hesabının sadece cevherin değeri üzerinden yapıldığını cevher çıkarımı sırasında yaratılan toplumsal zararın göz önünde bulundurulmadığını belirtti. İşletmenin yarattığını söyledikleri istihdamın geçici olduğunu vurgulayan Cangı, bölgenin en önemli geçim kaynağı olan çam fıstığı ağaçlarının yok ediliğini söyledi.

‘Bu toprakta bir şey yetişmiyor’
Yukarıbey Köyü azası Nail Şen, keşif sırasında, daha önceki maden çalışmasından kalan toprak birikintisini göstererek şunları söyledi: “Siyanürle altın arıyorlar, geriye üzerinde hiçbir şey yetişmeyen bu toprak kalıyor.”

Halk, altın madenine karşı
Sendika.Org’un görüştüğü bölge halkı, yerleşim yerlerinin şirketin faaliyet göstereceği alan içinde kalacağı ve bu nedenle evlerinin ve işlerinin ellerinden alınacağını söylüyor. Bölgedeki köylerde yaşayanların tamamı şirketin altın arama faaliyetlerine karşı olduklarını belirtiyor.

Sendika.Org / İzmir