“İş cinayetlerine karşı mücadele ortaklaşmalı” - Adnan Saday ile söyleşi

İş cinayetlerinde yakınlarını kaybeden aileler, sorumlulardan hesap sormak ve iş cinayetlerine sessiz kalmamak için her pazar Galatasaray Lisesi önünde “Vicdan nöbeti” eylemi gerçekleştiriyorlar. Yakınını kaybedenlerden Adnan Saday ve iş cinayetleri davalarında gönüllü olarak avukatlık yapan Nermin Kaplan ile iş cinayetleri üzerine konuştuk.

“Artık ölümler olmasın”

Adnan Saday: Davutpaşa maytap patlamasında, 26 yaşında olan oğlum Orhan Saday’ı kaybettim. Bu yaşanan olayda ben de ölebilirdim. Türkiye’de bu tür olayların olmaması için buradayız. Maraş Elbistan Termik Santrali’nde 9 mühendisimiz halen toprak altında. Benim vicdanım azap duyuyor. Onların anne-babaları var. Gidip ziyaret edecek kabirleri yok. Geçenlerde Faruk Çelik kendisi bizzat şunu söyledi: “Bizden ruhsatı makine üretimi için alıyorlar, burada patlayıcı üretiyor.” Peki soruyorum: sen neyin bakanısın. Senin belediyen niye gidip takip etmiyor. Yasama yürütme yargı diye bir kurum var. Niçin denetlemiyorsunuz. Olay olduktan sonra da, suçluyu vermiyorsun. Hani bir tabir vardır “tazıya kaç tilkiye tut derler” diye, aynı hesap. Böyle olmaz. Biz 75 milyon insanız. Sessiz kalmamalıyız. Bizler istiyoruz ki artık ölümler olmasın. Bursa Karacabey de olmasın, Zonguldak maden ocağında olmasın, Erzurum da olmasın, Maraş da olmasın, Adana olmasın, Esenyurt’ta olmasın, Davutpaşa da olmasın, Ankara Ostim de olmasın. Biz rantçı değiliz biz halkçıyız. Biz rant peşinde olsaydık meydanda şarlatanlık yapardık. Burdakilerin hepsi işçidir. Burayı sergi sarayı olarak değerlendirmesinler. Bizler ölen yakınlarımızın resimlerinin arkasına geçmişiz, başkaları bizim yerimize gelip o resimlerin arkasına geçmesin diye. Bizi izledikleri tarafta dursunlar ama dik dursunlar. Mücadelede sonuna kadar olsunlar. Resmin arkasında olmayalım. Çünkü resmin arkasında olmak çok basit bir şey değil. Her zaman yaşayan, her zaman gülen olalım, ölen olmayalım. Köle zihin olmamalıyız. Paranın peşinde değil, haklarımızın peşinde olmalıyız. Ben tüm işçi arkadaşlara bunu tavsiye ederim.

“Sorumlular korunuyor”

Avukat Nermin Kaplan: Bu iş kazaları yeni başlamadı. Maden kazaları, gruzi patlamaları yaşandı. Ama son dönemde daha çarpıcı hale geldiğini düşünüyoruz. Daha büyük vakalar yerine her gün küçük çaplarda, güne 5-8 işçi düşecek şekilde iş kazaları yaşanıyor. Bunlarla ilgili başlayan hukuki süreçler var. Davalar açılıyor, soruşturmalar başlıyor, iş kazası sayılıp sayılmayacağı, tazminatlar, vs. gibi işleyen bir hukuki süreç var. Olayın hukuki tarafını bir şekilde sürdürmeye çalışıyoruz. Fakat can kayıplarının karşılığı olacak bir adalet tecelli ediyor mu; öyle bir şey yok. Yani şu ana kadar toplu yaşanan iş cinayetlerinde bile daha yeni birtakım adımlar atılıyor. Davutpaşa olayında görüldüğü gibi 4 yıl içinde, daha bir arpa boyu yol alındı. Yaşanan olayın boyutu ile cezai karşılığının bir tekabülü yok. Bu sonuçta bir politika. Biraz Çinvari bir kalkınma şekli. Bu kalkınma ne pahasına olursa olsun ekonomik büyümeyi hedefliyor. Tabi bu ekonomik kalkınma ve büyüme, emek cephesinin canı ve kanı pahasına olması da kolayca gözardı edilebilen bir şey oluyor. Sermaye, büyük medya, daha etkili yönetenler cephesinden bu böyle hayata geçiriliyor. Böyle de devam edeceği görülüyor. Yetkililerin yaptığı açıklamalar da bu düşünceyi kanıtlıyor. Örnek Eşkişehir’de yaşananlar ile ilgili açıklamalar. Kendilerinin sorumluluktan azade olduğu, kendilerinin dışında birilerinin yaptığı olaylar gibi lanse ediliyor. İdare ve kamunun yasal düzenlemeleri var. Yeni yasalar yapılmasın demiyorum ama, şu anki yasalarda olan gerekler yerine getirilse bu kadar iş kazasının olması mümkün değil. Bunlar yerine getirilmiyor. İmzalanmış belgeler var. Gereği yerine getirilmediği gibi, sorumlu sayılan, sorumlu tutan bir düzen de hukukta yok. Sonuçta birbirini koruyan bir düzen var, bir koruma kalkanı var. Kamu çalışanlarına yargılama izni verilmeyerek koruma kalkanı oluşturuluyor. Yargılamayı bırakın, soruşturma yapamıyorsun. Soruşturma dahi yapılmadan davalar sonuçlanıyor, hiçbir şekilde sorumlusu ortada yok. Bu bir tercih. Vahşi kapitalizm koşularının varolması bu.

Vicdan nöbetine gelince. Bir kıvılcım bu. Bizim canımız yandı başkalarının yanmasın, diyerek yapılıyor. Konuya dikkat çekmek için bir şey yapıyoruz. Bir fener yakıyoruz. Diğer yakınlarını kaybedenlere, çalışanlara bir ışık. Beyaz yakalılar için de geçerli. Böyle bir farkındalık önemli, böyle bir dayanışma önemli. Bunun genişletilmesi gerekiyor. Buna sendikaların, emekten yana kurumların ellerinden ne geliyorsa ortaya koymaları gerektiğini düşünüyorum. Bu mücadelenin ortalaşa, birlikte yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum.

Kızıl Bayrak / İstanbul