Yangın Kulesi
 
Sağlıklı ve Güvenli Çalışmak İstiyoruz!
 
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi
 
www.yanginkulesi.org / www.guvenlicalisma.org
 
27 Kasım 2012
 
Sayı: 24
 
Çalışma Bakanı yerin dibinden çıkamıyor...
 
 
Çalışma Bakanı Faruk Çelik'in "iş kazası oluyor, yerin dibine giriyorum" sözlerinin ardından en az 470 işçi yaşamını yitirdi. Raporlara Samsun'daki kazayla birlikte 5 kişi daha eklendi. Bakan Çelik sessizliğini koruyor...

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, 25 Nisan 2012 tarihinde katıldığı bir toplantıda, "İş kazası meydana geliyor, Çalışma Bakanı olarak omuzumdaki yükten dolayı o gün yerin altına giriyorum" dedi. Hemen arkasından da İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tasarısını 30 Haziran'a kadar çıkaracaklarını söyledi.

Bakan Çelik'in bu konuşmasının üzerinden 7 ay geçti. Söz konusu tasarı kanunlaştı. Ancak her gün yaşanan iş cinayetleri durmadağı gibi, toplu işçi katliamları da sürüyor. Son katliamın adresi Samsun oldu. Cengiz Holding'e ait Eti Bakır İşletmelerinde çalışan 5 taşeron işçi, 300 tonluk tanker kapağının altında kalarak hayatını kaybetti. Böylece Bakan Çelik'in "yerin dibine giriyorum" açıklamasından bu yana 475 işçi (Kasım ayı rakamları hariç) yaşamını yitirdi.
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
Vicdanlar Bayram Otel’de yaşamını yitiren gazeteciler için nöbet tuttu
 
“İş kazası değil, cinayet” sloganıyla her ayın ilk pazar günü, “iş cinayetlerinde” hayatını kaybedenlerin ailelerinin yaşadıklarını ve sürdürdükleri davalarda gelinen son durumu kamuoyuyla paylaştıkları “Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin” 4 Kasım Pazar günü 12’incisi gerçekleştirildi.

Nöbette, 9 Kasım 2011 tarihinde Van’da meydana gelen ikinci depremde yıkılan Bayram Otel’de hayatını kaybeden gazeteciler Sebahattin Yılmaz ve Cem Emir’in aileleri ve avukatlarının katılımıyla dava süreci aktarıldı.

“İşçinin, işveren ve denetlenmekle sorumlu olanlar nezdinde kıymeti yok”
Geçtiğimiz günlerde Esenyurt’ta açılan Marmarapark AVM’nin inşaatında hayatını kaybeden inşaat işçisi Barış Kıyak’ın kardeşi Damla Kıyak basın açıklamasını nöbete katılan aileler adına yaptı. Kıyak, “Daha 2 gün önce İstanbul-Çekmeköy’de 4 işçinin ölüm haberini duymadık mı? Esenyurt’ta 11 işçi kardeşimizin çadırlarda yanmasının ardından. Sebep aynı. İşçinin çalışırken de, uyurken de, işveren ve denetlemekle sorumlu olanlar nezdinde kıymeti yok” diyerek, işçilerin hiçbir şekilde umursanmadığını ve “iş cinayetlerinin” artarak devam ettiğini vurguladı.
Yazının devamını okumak için tıklayınız... 
 
Parıltılı binalar yükseliyor, işçiler ölüyor… İstanbul Ümraniye’de 4 işçi katledildi! - İİSİG Meclisi 

2 Kasım Cuma günü sabahı Ümraniye’den 4 işçinin ölüm haberi geldi. İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nden görevli üç arkadaşımız olay yerine gitti. Yaşanan iş cinayetine dair ilk izlenimlerimizi aktarıyoruz…

İnşaat şantiyesi Ümraniye’nin anayolu olan Alemdağ Caddesi üzerinde Dudullu Mevkii’nde bulunan, kendisini “Uygarlığın Mimarı” olarak lanse eden Suryapı İnşaat’a ait “Metrogarden Evleri”dir. Tam olarak adresi Necip Fazıl Mahallesi İlelebet Sokak’tır…

Hayatını kaybeden işçiler, işe çıkmamaları üzerine arkadaşları tarafından kaldıkları konteynırda sabah saat 08.00’da cenazeleri soğumuş bir şekilde bulunmuşlardır. Çorum’dan mekanik işlerinde çalışmak üzere gelen işçilerin adları 52 yaşındaki Recep Cırıl, oğlu 22 yaşındaki Adem Cırıl, akrabaları 23 yaşındaki Ahmet Tiryaki ve 18 yaşındaki Mustafa Bayrak’tır.
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
'İnşaat sektörü büyüyor, cinayetler durmuyor'... Ekim ayında en az 78 işçi hayatını kaybetti - İİSİG Meclisi
 
İş cinayetleri kadın, erkek demeden, ülkemizin dört bir yanında Ekim ayında da devam etti. Yazılı, görsel, dijital basından ve emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ışığında tespit edebildiğimiz kadarıyla Ekim ayında en az 78 işçi hayatını kaybetti…  

Ölümler en çok inşaat, maden, mevsimlik tarım, enerji ve belediye sektöründe yaşandı…

İnşaat sektörü mevsim dinlemiyor, ölümler devam ediyor. Ekim ayında sektörde 27 işçi hayatını kaybetti… Madenlerde ise bu ay 10 işçi düşerek, göçük altında kalarak, yanarak, boğularak aramızdan ayrıldı… 6 mevsimlik tarım işçisi, 5 enerji işçisi ve yine 5 belediye işçisi can verdi… Çalışma yaşamının güvencesizleştirilmesi ölümlerin her sektöre hızla yayılmasına neden oluyor ve bu süreç derinleşerek devam ediyor…
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
Kadınlar şiddetten arınmış işyeri istiyor - Necla Akgökçe ile söyleşi

Erkek şiddeti sadece evde değil, işyerlerinde de yaygın bir sorun. İşyerinde kadınlara yönelik şiddet; fiziksel şiddet, mobbing ve/veya cinsel taciz şeklinde yaşanıyor.

Kuzey Amerika ülkelerinde her yüz kadından yedisi işyerinde cinsel tacize, beşi fiziksel şiddete uğruyor. Almanya'da kadınların yüzde 93'ü çalışma hayatlarında en az bir kere cinsel tacize uğradıklarını söylüyor.

Petrol-İş Kadın Dergisi'nden Necla Akgökçe, Türkiye'de iş yerinde yaşanan şiddetin raporlanmadığını, bunun büyük bir eksiklik olduğunu belirtiyor.

"Yurtdışında işyerlerinde yaşanan şiddet ve taciz konusunda raporlama çalışmaları, anketler yapılıyor. Sendikalar da o raporlar temelinde mücadelelerini sürdürüyor.

"Türkiye'de ise sendikaların kadınlar konusunda çok az çalışması var. Ancak özel günlerden önce broşürler, kitapçıklar dağıtılıyor."
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
Maden işçilerinin canının bekçileridir maden mühendisleri - Meryem Yıldırım ile söyleşi

7 Ekim 1989 Tunceli doğumlu olan Meryem Yıldırım Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezunu. İFSAK ‘Toplumsal Olaylar Fotoğrafçılık‘ bölümü başarı sertifikası sahibi olan Yıldırım, sırasıyla YOL TV Haber Servisi, TRT Haber ve Dicle Haber Ajansı (DİHA)‘da çalışmıştır. Yıldırım, hala soL Haber Portalı‘nda muhabirlik yapmaktadır. Kentsel dönüşüm, madenler, emek, F tipleri üzerine araştırma ve haberler yapan Yıldırım‘ın, soL Haber Portalı, BirGün, ODA TV, Evrensel, Özgür Gündem, guvenlicalisma.org, sendika.org, gazete soL ve IMC TV gibi gazete ve televizyonlarda haberleri yayımlanmıştır. Yıldırım, sömürünün en "çıplak ve ense kökünde" olarak nitelediği, "göz yanar" dediği Zonguldak madenlerinde;  "omuz yanar" dediği Çukurova tarım Bölgesi‘nde ve "el yanar" dediği Gebze Sanayi havzasında araştırma ve incelemeler yapmaktadır. Yıldırım, Temmuz 2012‘de kömür madenleri temalı ‘Güneş Topla Benim İçin‘ adlı ilk kişisel sergisini açmıştır. Yıldırım çalışmalarına kaçak madenler üzerine yaptığı incelemelerle devam etmektedir. 
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
'Bizi de çizen varmış' - İrfan Ertel ile söyleşi

TRT Müzik kanalında yayımlanan 13&13 isimli program, 13 müzisyen ve 13 ressamı bir araya getiriyor. Her bölümde bir müzisyen ve bir ressam buluşuyor, birbirlerinden ilham alarak resim ve beste yapıyorlar. Programın geçtiğimiz ay yayınlanan bölümünde ressam İrfan Ertel, madencileri anlatan bir resim yapıyordu. Ancak program biterken tablonun son halini göstermedi kameralar. NTV’nin Da Vinci sansürü tazeyken, iktidar televizyonu haline gelmiş TRT de boş durmak mı istememişti acaba? İçişleri Bakanı Şahin’in “arka bahçe” açılımlı terör tanımı da hafızalardaydı üstelik. Bir ressam “tuvaline yansıtmak suretiyle” teröre destek verebilir, asker ve polisi sanatına konu ederek demoralize etmeye çalışabilirdi. 
 
İrfan Ertel’le ilgili küçük bir araştırma yaptım; “İşçiler”, “Barış” gibi isimleri olan sergileri vardı, “resim dünyanın değiştirilebileceğinin ipuçlarını verebilmeli” diyordu. Ruhi Su ve Vasıf Öngören’le çalışmış, öğrendiklerini resme taşımaya çalışmıştı. “Tuvaline yansıtmak suretiyle” neler yaptığını olay yerinde görmek üzere atölyesine gittim ve sordum. 
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
Güvencesizleştirme saldırıları enerji sektöründe de iş cinayetlerini artırıyor - Kamil Kartal

Enerji sektörü elektrik, su, doğalgaz ve baraj işçilerini kapsayan, ekonomik, siyasi ve yaşamsal bir öneme sahip faaliyet alanıdır. Son 25 yılda enerji sektörünü adım adım piyasaya açan Türkiye, 2010 yılında elektrik dağıtımının neredeyse tamamını özelleştirdi. Üretimde kamunun giderek azalan payının da özelleştirilmesi planlanmakta, bugünkü ana yönelimleri HES ve Termik İnşası olan özel enerji şirketleri teşvik edilmektedir. Büyük sermaye, yatırımlarını enerji üzerinde yoğunlaştırmakta, enerji alanında şirket karlılığını güvence altına alacak politikalar yaşama geçirilmektedir... İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin verilerine göre 2012 yılında en az 720 işçi hayatını kaybetti. Ölen arkadaşlarımızın 72’si enerji işçisidir. Yani bu yıl yaşanan her 10 işçi ölümünün 1’i enerji sektöründe gerçekleşti. Bu durum güvencesizleştirme saldırısının en açık görüntüsünü oluşturuyor… Elektrik çarpmaları arıza ekibinin, boğulmalar ise baraj işçilerinin en temel iş cinayeti nedenleri. 72 arkadaşımızın 25’i elektrik çarpması, 21’i ise boğulma sonucu aramızdan ayrıldı… Diğer yandan Meclis’in bu verilerin en az olduğu vurgusunu yapması, gerçek ölüm sayısının bu verilerin 3-4 katı fazla olduğunu belirtmesi enerji işçilerinin içinde bulunduğu cendereyi daha iyi anlamamızı sağlıyor…
Yazının devamını okumak için tıklayınız... 
 
Sovyetler Birliği’nde İşçi Sağlığı ve Güvenliği - M. Akif Akalın

Avrupa’da onaltıncı yüzyıldan itibaren sanayileşmeyle birlikte ortaya çıkan yeni toplumsal düzen (kapitalist toplum düzeni), bu döneme kadar esas olarak saray ve ordu ile toplumun egemenleri için örgütlenmiş olan, fakat zaman zaman köylülerin ve kentlerde yerleşik tüccar ve zanaatkarların yararlanabildiği ortaçağ  tıbbının zaman içinde bir ticaret alanı haline gelmesine neden olmuştur. Hekimler bu gelişmeye uzun süre direnmişler ve saraylardaki ya da varsıl çevrelerdeki konumlarını korumak, bu kaynaklardan elde ettikleri gelirle(1) yaşamlarını sürdürürken, yoksullar için “hayır işleri”(2) çerçevesinde ücretsiz hizmet sunmaya devam etmek istemişlerdir.  Diğer esnaflar gibi yaptıkları iş  ya da sundukları hizmet karşılığında kendilerine para verilmesi onurlarına dokunmuş ve hasta ile hekim arasına paranın girmemesi gerektiğini savunmuşlardır. 
 
Ancak bütün yaşama egemen olan kurallardan, yaşamın önemli bir parçası olan tıbbın ve sağlığın uzun süre bağışık kalabilmesi olanaksızdır. Sanayi toplumuna geçişle birlikte tıpta ve hekimlikte meydana gelen bu değişimi K. Marx ve F. Engels, Komünist Manifesto’da (1848) şu sözcüklerle ifade etmişlerdir: Egemen burjuvazi, devleti kendi hizmetine sokmuş ve bütün yaşamı (toplumsal, ekonomik, kültürel vb) sermayenin çıkarlarına göre yeniden inşa etmeye başlamış, “hekimi, avukatı, rahibi, şairi, bilim insanını kendi ücretli işçileri haline getirmiştir”. 
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
Yangın Kulesi Aylık E-Bülteni İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği  Meclisi tarafından çıkarılmaktadır... 
 
Meclis hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız...
 
Her türlü katkı, görüş ve eleştiri için: guvenlicalisma@gmail.com
 
Twitter hesabı: http://twitter.com/guvenlicalisma
 
Facebook hesabı: http://www.facebook.com/guvenli.calisma

 
" /> Çalışma Bakanı yerin dibinden çıkamıyor / 27 Kasım 2012 - Yangın Kulesi - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

Çalışma Bakanı yerin dibinden çıkamıyor / 27 Kasım 2012 - Yangın Kulesi

 
Çalışma Bakanı Faruk Çelik'in "iş kazası oluyor, yerin dibine giriyorum" sözlerinin ardından en az 470 işçi yaşamını yitirdi. Raporlara Samsun'daki kazayla birlikte 5 kişi daha eklendi. Bakan Çelik sessizliğini koruyor...