
Adliye çalışanlarına, hele de büyükşehirlerde yaşayanlara bir dokunsanız bin ah işitirsiniz. Bu, uzun yıllardır böyle olmakla birlikte son yıllarda hoşnutsuzlukları daha da artmış durumda. Adına saray denilen binaların içine girdiğinizde ‘saray buysa…’ demeden edemiyorsunuz. Odalardaki tüm raflar, dolaplar, masa üstleri, yerler, duruşma salonlarındaki oturma banklarının altları, koridorların bir kısmı dosyalarla kaplanmış. Masada oturarak çalışanı dosyaların arasında seçmek mümkün değil; yer gök dosya!
Bu iş yüküyle gece-gündüz ve hafta sonu çalışmak zorunda bırakılan adliye çalışanlarının var olan haklarına da göz dikilmiş durumda. Adalet Bakanlığı “hukuki ve ekonomik sebeplerle” büyükşehirdekilere verilen bilet yardımını kaldırdığını duyurdu. Bu yardım Ankara’da aylık 70 liraya karşılık geliyor. Bu yetmiyor, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye (KHK) dayanılarak, aylık 201 lira tutan fazla mesai ücretleri de Ocak 2013 tarihinden itibaren kesilecek. Öğle yemeği için verilen devlet katkısının kaldırılacağı da söyleniyor. 2013 Ocak ayında kamu emekçilerine yapılacak maaş zammı ise yüzde 3. Yani çay kaşığıyla verilen zam, peşinen kepçe ile geri alınıyor. Bu uygulamalara karşı, Ankara Adliyesi çalışanları ayağa kalkmış durumda.
Geçtiğimiz hafta eylemlerine başlayan adliye çalışanları, bu hafta boyunca eylemlerini sürdürecek. Bugün saat 11:30’da Adliye içinde alkışlarla başlayacak yürüyüş, Adalet Bakanlığı’nda son bulacak. Yarın yemek boykotu, çarşamba akşamı hakim-savcıların servisleri önünde pankartlı sessiz eylem, perşembe günü ise hakim ve savcılara destek talep mektubu verilmesi var.
‘HAKİM VE SAVCININ ÖZEL İŞLERİNİ DE YAPIYORUZ’
BES İşyeri temsilcisi, Hizmetli Kamuran Emir: Uygulanan ekonomik ve sosyal politikaların sonuçları mahkemelere yansıyor ve iş yükümüz sürekli artıyor. Ne hakim ne savcı ne de diğer tüm personel bu işlere yetişemiyor. Tüm çalışanlar rahatsız. Mübaşirlerin, hizmetli personelin önemli bir sıkıntısı da hakim ve savcıların özel işlerini yaptırmaları ve emir kulu gibi görülmeleri. Ayakkabı boyatan da var, yemeğini aldıran da, faturalarını yatırtan da var, çocuğunun sağlık raporunu aldırtan da.
KADINLARA İKİ KAT ZORLUK
BES İşyeri temsilcisi, Zabıt Katibi Gülçin Elgün: Kadın olarak yaşadıklarımız bizi iki kat zorluyor. Mahkemelerde, kalemlerde amirler kadınları tercih etmiyor.
Hamilelik, doğum ve süt izni, çocuk bakımı gibi gerekçelerle yük ve sıkıntı olarak görülüyoruz. Bu durum bizleri erkek arkadaşlarımızla da karşı karşıya getiriyor. İş yükünün çokluğu, personel sayısının azlığında ‘süt izni istiyorum veya çocuk hasta’ deyince suçlu oluyoruz.
Hastalansak rapor alırken amire haber vermemiz isteniyor. Doğum sonrası işe dönen kadınların büyük kısmı ayrıldığı birime dönemiyor. Yerine biri görevlendirilmiştir ve neresi boşsa oraya gidecektir. Aynı yere verilene ise lütfedilmiş gibi davranılıyor. Çalışan sayımız 3 bin civarında ve yarıya yakını kadın. Kreşimiz daha önce kapatılmak istendi, tepkiler üzerine vazgeçildi.
‘YÜZDE 90’IMIZDA TRAVMA VAR’
BES 2 No’lu Şube Yöneticisi Veli Çelik: Çalışanların geneli çalışma koşullarından rahatsız. Sosyal hizmet uzmanı, pedagog ve psikologların odaları bir yana bazen masaları bile olmuyor. Bedensel ve ruhsal sorunlar yaşıyoruz. Çalışanların yüzde 90’ı travma yaşıyor. Göz hastalıkları, boyun ve bel fıtığı yaygın, kanser vakaları artmakta. Bunun nedeni ise iş yoğunluğu, amir baskısı, kapalı, havasız, tozlu dosyaların bulunduğu ortamlarda çalışma, sürekli birden fazla bilgisayarlı ortamda olmak. Bunlar yetmiyor, adliyenin tepesinde üç tane de baz istasyonu var.
70 LİRALIK YOL PARAMIZA MI KALDILAR?
BES İşyeri Temsilcisi, Zabıt Katibi Turgay Akçay: Daha önce Beyoğlu Adliyesi’nde çalıştım, her yerde durum aynı. Bizim özel olarak mesai talebimiz yok. Ama işler o kadar yoğun ki, bitirmek için zorunlu-gönüllü durumda öğlen yemek saati, akşam, hafta sonu demeden çalışmak zorunda kalıyoruz. Çünkü ufak bir aksamada dahi tutanak tutulması, soruşturma açılması tehdidi alıyoruz. Halen soruşturma açılan arkadaşlarımız var. İş çok, personel az ama ‘bu işleri bitirin’ diyorlar. Adliyede dokuz tane ticaret mahkemesi vardı, başvuru yoğunluğu nedeni ile sayı aynı personelle on sekize çıkarıldı. UYAP’tan bilgisayar ekranlarımıza iş listesi gönderiliyor. Bu listelerin akıbetini takip ederek sonuçlandırmak ve listeden düşmek gerekiyor. Sayfalarca tutan ve aylarca çalışmayı gerektiren işlerin bir ayda bitirilmesi istendiğinde siz de zorunlu olarak gece-gündüz çalışıyorsunuz. Böyle bir çalışmanın karşılığı fazla mesai ücreti 201 lira. O da tasarruf gerekçesi ile elimizden alınmak isteniyor. Hani dünyanın büyük ekonomisiydik? Bizim 200 liramıza ya da 70 liralık yol paramıza mı kaldılar?