AKP'nin bir yandan taşeronu yaygınlaştırdığını diğer yandan da sendika hakkını gasp ettiğini belirten Dev Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, insanlık suçu ve kölelik olan taşeron çalışmanın sadece işçi ve emekçilerin örgütsüzlüğü ile sürdürülebileceğini vurguladı. Çerkezoğlu, "Birlikte mücadele ile yeneriz" diyerek, ortak mücadeleyi örme çağrısı yaptı.
İşçilerin insanca yaşam koşullarını ortadan kaldıran, yaşamlarını çalan taşeron çalışma sistemi AKP Hükümeti tarafından "taşeronu ortadan kaldıracağız" iddiası ile yapılan yasal düzenlemelerle yaygınlaştırılıyor.
Türkiye'de taşeronlaştırmanın yoğun olarak uygulandığı iş kolu olan sağlık alanında örgütlenen Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev Sağlık-İş) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, AKP Hükümeti'nin taşeron çalışma sisteminde yapmak istediği 'yeniliklere' ilişkin ETHA'nın sorularını yanıtladı.
Taşeron sistemin son 30 yıldır neoliberal dönemle birlikte, sermaye stratejisi olarak çok yaygın bir şekilde uygulandığını kaydeden Çerkezoğlu, taşeronluğun sermayenin ucuz ve güvencesiz işçilik politikalarının sonucu olarak ortaya çıkan bir çalıştırma biçimi olduğunu kaydetti.
Çerkezoğlu, tam olarak bilinmemesiyle birlikte resmi rakamlara göre Türkiye'de sadece kamu alanında en yaygın olan sağlık iş kolunda 1 milyonun üzerinde işçinin taşeron şirket aracılığıyla çalıştırıldığını ifade etti. Güvencesiz çalıştırmanın en ağır biçimi olan taşeronluğun bugün esas çalıştırma biçimini aldığını söyleyen Çerkezoğlu, bu sistem ile tüm hakların gasp edilerek işçilerin kölece yaşam ve çalıştırılma koşullarına mahkum edilmek istendiğini vurguladı. Çerkezoğlu, işçilerin bedel ödeyerek kazandığı tarihsel hakların da gasp edilmek istendiğini belirtti.
'TAŞERON, YAŞAM HAKKINI BİLE ORTADAN KALDIRIYOR'
İş cinayetlerinin en çok yaşandığı alanlar olan tersane, maden ve enerji iş kollarında yaşamını yitiren işçilerin tamamına yakınının taşeron çalışan işçiler olduğunu kaydeden Çerkezoğlu, "Taşeron çalıştırma yaşam hakkını bile ortadan kaldıran bir kölelik sistemi" dedi. Samsun Eti Maden'de meydana gelen iş cinayetini hatırlatan Çerkezoğlu, yaşamını yitiren işçilerin taşeronun taşeronunun taşeronunda, yani üçüncü taşeronda çalıştırıldığını ifade etti.
'TAŞERON BÜTÜNÜ İLE DİZGİNSİZ HALE GETİRİLMEK İSTENİYOR'
Sermayenin taşeron çalıştırma sistemi ile iki şey hedeflediğini belirten Çerkezoğlu, şunları söyledi: "Birincisi, Türkiye'de mevcut yasalarda az da olsa bir sınırlayıcı durum söz konusu. İş Kanunu'nun 2. maddesi diyor ki, 'Siz eğer bir işi taşerona verecekseniz, belli şartlar lazım. İşin ve işletmenin gereği ve bazı özel teknolojik ihtiyaçlar olduğu zaman taşerona verebilirsiniz.' Sermaye bundan bile rahatsız oluyor. Bütünü ile yardımcı işlerin koşulsuz bir biçimde ama asıl işin de hiçbir şart aranmaksızın taşerona verilebileceği bir düzenleme istiyor. Yani taşeron artık bütünü ile dizginsiz hale getirilmek isteniyor.
İkincisi ise artık kamuoyunda taşeronda çalışan işçilerin yaşadığı sorunlar, taşeron çalışmanın kölelik, insanlık suçu olduğu net bir şekilde ortaya çıktı. Hükümet, 'Taşeron işçilere müjde, taşeron işçiler için devrim' gibi söylemlerle sermayenin bu ihtiyacını giderecek bir yasal düzenleme yaparken, bu durumu ortadan kaldırıyormuş gibi yapıyor. AKP, taşeron çalıştırmayı tümüyle kuralsız, yani kuralsızlığı kural haline getirmeyi hedefliyor."
'PATRONLAR İSTEDİ, HÜKÜMET YASAL GÜVENCEYE ALDI'
Düzenlemeye ilişkin işçi sendikaları ve patron örgütlerinin katılımı ile 1 ve 15 Kasım'da iki ayrı toplantı yapıldığını hatırlatan Çerkezoğlu, patron örgütlerinin sözcüsü olarak TİSK Başkanı Tuğrul Kutadgubilig'in, "Biz uluslararası sermaye ile bu koşullar altında rekabet edemeyiz. Onlar Nike ayakkabı giyiyor, bizler lastik ayakkabı ile onlara yetişmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla artık işçileri hiçbir kural koşul olmaksızın taşeron boyunduruğu altında çalıştırmak istiyoruz" dediğini belirtti. Bu sözlerin durumu açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Çerkezoğlu, AKP'nin sermayenin bu isteğini yasal düzenleme ile yerine getirdiğini ifade etti.
'BU ÇALIŞTIRMA BİÇİMİ İNSAN ONURUNA AYKIRI'
Dev Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, örgütlü oldukları sağlık alanında taşeronluğun hızla arttığını belirterek, 2001 yılında kamu hastanelerinde çalışan taşeron işçi sayısının 11 bin iken bugün bu sayının 160 bine ulaştığını söyledi. "İnsan ihale ile çalıştırılmaz. Sağlıkta taşeron olmaz" temel sloganı ile 10 yıldır taşerona karşı mücadele ettiklerini hatırlatan Çerkezoğlu, "Her şeyin ihalesi yapılabilir ama insan emeğinin ihalesi olmaz. İnsan emeğini ihale masalarında alınıp satıldığı bu çalıştırma biçimi her şeyden önce insan onuruna aykırı. O nedenle tümden yasaklanmalı" diye konuştu.
Sağlık hizmetinin bir ekip işi olduğunu ve bölünüp parçalanamayacağını kaydeden Çerkezoğlu, gerek fiili gerekse de hukuksal mücadele sonucu sağlık alanında taşeron uygulamasının hukuksuz ve tümüyle yasadığı uygulandığını ortaya çıkardıklarını hatırlattı. Adana'da Dev Sağlık-İş üyelerinin "ihaleye fesat karıştırmak" iddiasıyla 27 yıl hapis cezası istemiyle yargılandığını hatırlatan Çerkezoğlu, son olarak Bursa'da ihaleyi engellemek isteyen üyelerine saldırı düzenlendiğini hatırlattı. Çerkezoğlu, "Mücadele ile kazandığımızı ihale masalarında kaybetmeyeceğiz" şiarıyla mücadelelerini sürdüreceklerini sözlerine ekledi.
Çerkezoğlu, sermayenin bir yandan taşeronu dizginsiz bir hale getirerek ülkeyi taşeron cumhuriyetine çevirmeye, diğer yandan ise çıkardığı yasalarla işçi ve emekçileri örgütsüz bırakmaya çalıştığını ifade etti. Yeni çıkarılan sendikalar yasası ile işçilerin üyeliğinin Çalışma Bakanlığı'nın verileri üzerinden değil, SGK verileri üzerinden gösterildiğini hatırlatan Çerkezoğlu, taşeron şirketlerin her ay verdikleri SSK bildirgelerinde işçileri farklı şirketlerde çalışıyor şeklinde göstererek, sendikalı olmasını engellediklerini belirtti.
Dev Sağlık-İş olarak sendikasızlaştırmaya karşı da mücadele ettiklerini kaydeden Çerkezoğlu, bu sorunun taşeronda çalışan işçileri örgütleyen tüm sendikaların sorunu olduğunu söyledi, birlikte mücadelenin önemine dikkat çekti.
İnsanlık suçu ve kölelik anlamına gelen taşeron sisteminin sadece işçi ve emekçilerin örgütsüzlüğü ile sürdürülebileceğini vurgulayan Çerkezoğlu, "Sendikanın olmadığı, örgütlülüğün olmadığı yerde sermayedarlar taşeronu çok daha rahat hayata geçirir. Bunu biliyorlar, o nedenle başta sendika hakkımıza olmak üzere ciddi bir saldırı içerisindeler" dedi.
'BU ÜRETENLERİN YÖNETEN OLDUĞU DÜNYANIN MÜCADELESİ'
Öncelikle taşeron alanında örgütlenen taşeron işçilerin örgütleri Enerji-Sen, Limter-İş ve sendikaları Dev Sağlık-İş gibi sendikaların ortak düzlemde mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Çerkezoğlu, DİSK ve bağlı diğer sendikaların da bu konuda bütünlüklü örgütlenme perspektifi ve bir strateji tanımlaması yapmasının zorunlu olduğunu söyledi.
7-8 Aralık'ta DİSK'in genişletilmiş başkanlar kurulunu toplayacağını bildiren Çerkezoğlu, ortak bir mücadele hattı programı çıkarılacağını kaydetti. Artık ortak mücadelenin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Çerkezoğlu, şöyle devam etti: "Taşeronun yasaklanması, taşeron sisteminin ortadan kaldırılması aslında sermayenin saldırı stratejisine karşı verilen bir mücadeledir. Yani doğrudan sermayeye karşı bir mücadeledir. Şu da çok açıktır ki, güvenceli iş mücadelesi, taşeronun yasaklanması esas olarak sermaye düzeninin, sermaye egemenliğinin ortadan kaldırılması mücadelesidir. Üretenlerin yöneten olduğu bir dünya mücadelesidir. Bu bilinç ve perspektif ile hareket edilmesi gerekir. Böyle olduğu ölçüde başarıya ulaştığımızı, zaten bugüne kadar yaşadıklarımızdan, deneyimlerimizden biliyoruz."
TAKSİM HASTANESİ'NDE BİR GÜNLÜK OTURMA EYLEMİ
Dev Sağlık-İş olarak taşeron çalışmaya karşı kampanya başlatacaklarını açıklayan Çerkezoğlu, yarın saat 12.30'da Taksim Hastanesi'nin bahçesinde "Emeğimizi, kimliğimiz geleceğimizi taşerona teslim etmedik, sendika hakkımızı da teslim etmiyoruz" şiarıyla basın açıklaması yapacaklarını ve ertesi gün sabah 07.00'ye kadar burada oturacaklarını aktardı. Çerkezoğlu, bu eylem ile başlayacak mücadelenin tüm kentlere yayılacağını da sözlerine ekledi.