Ucuz köle pazarları ve iş cinayetleri - Murat Işık

Bu ülkede en ucuz şey insan hayatı...
Her gün 172 iş kazasında, 4 işçi canından oluyor.
Siyasi iktidar; 'Türkiye'nin büyüdüğünü, Avrupa'nın en büyük altıncı ekonomisi olduğunu...
Ve dünya ekonomisi içinde "büyüme sıralamasında Türkiye'nin, Çin'den sonra ikinci büyük ekonomi" olduğuyla övünüyor.
Fakat her ne hikmetse, bu büyümenin kimin kanı pahasına olduğu, büyümeden kimlerin pay aldığı ve ekonomisinin büyüdüğünden bahsedilmiyor.
Ancak gerçek şu!  İşçi ve emekçiler bu büyümeden yeterince pay alamadığı gibi, yoksulluk derinleşiyor, çalışma yaşamı da tam bir can pazarına dönüşmüş durumda.
Yani her sabah insanlar çalışmaya değil, adeta ölüme gidiyor.
Türkiye iş cinayetlerinde 'Avrupa birincisi', 'dünyada ise üçüncü sırada' yer alıyor.
"Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre; 1946'dan 2011 yılına kadar 60 bin 843 işçi iş cinayetleri" sonucu öldüğü söyleniyor.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin yaptığı araştırmada sadece '2012 yılının ilk on ayında 720 işçi' hayatını kaybetmiş durumda.
Çalışma Bakanı işçi ölümlerini; üretimde yaşanan büyüme ve işyeri sayısında meydana gelen artışa bağlayarak ...'İş kazalarının' devlete olan maliyetinden yakınıyor.
Hani "kasap et derdinde koyun can derdinde" derler.
'Sermaye sever' iktidar ölen canları değil, gidecek parayı dert ediyor.
Bu zihniyet AKP iktidarının ne kadar 'firavunlaştığını' gösteriyor.
21. yy dünyasında Piramitleri yapan köleler kadar bile, işçinin kıymeti yok bunların gözünde.
"Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı" sitesine girenler, AKP'nin emekçileri nasıl açık bir sömürünün içine ittiği konusunda fikir sahibi olabilirler.
'YDTA' sitesinde yatırımcılara; "Çalışkan, kendisini işe adamış iş gücü: 26,7 milyon genç, iyi eğitimli, motivasyonu kuvvetli iş gücü."nün kendilerini beklediğini iftiharla söylüyor.
AKP hükümeti ulusal ve küresel sermaye için itiraz etmeyen, her tür kuralsızlığa boyun eğen, örgütsüz, uysal ve ucuz işgücü yarattığı için övünüyor.
Şüphesiz ki AKP Türkiye'yi ucuz 'köle' pazarına dönüştürmek istiyor.
Türkiye'nin 'Çinleşeceği' söylemi boşuna söylenen bir söz değil. Aksine AKP'nin niyetini ifade ediyor. Çinleşmeden kastedilen, özelde Kürt coğrafyasını, genelde de bir bütün coğrafyayı 'ucuz işgücü' cenneti haline getirmektir.
Yaratılan bu kuralsızlık, vahşi sömürü artık işçi ve emekçileri hasta ediyor, öldürüyor. Madenler, tersaneler, Organize Sanayi Bölgeleri, fason üretim merkezleri, tarım alanları 'mezarlığa' dönmüş durumda.
Ancak yaşanan ölümler 'Kaza' olmadığı, aksine devlet eliyle teamüden işlenen 'Cinayetler' olduğu ayan beyan ortada. Yaşanan ölümlerin tek nedeni, aşırı kar hırsı ve sağlık güvenlik tedbirlerinin alınmamasıdır.
AKP'nin son on yılı; emekçiler açısından; ölümlerin, güvencesizliğin, kuralsızlığın kural haline getirildiği bir dönemdir aynı zamanda.
On yılda 'Sağlık, sosyal güvenlik hakkı','ücret' ve 'Çalışma, saatleri' sermaye talepleri doğrultusunda geriye götürülmüştür.
 
***
 
Elbette yaşanan hak kayıplarına, ölümlere, güvencesizliğe, kuralsızlığa karşı; emek hareketinin mevcut örgütsel, eylemsel, kadrosal ve zihinsel duruşla karşı koyamayacağı açıktır.
Yoğun sermaye saldırılarına cevap verebilmek için emek güçlerinin yenilenmeye, yeni bir zihniyet devrimine ihtiyaç vardır.
Çünkü günümüzde geleneksel sendikalar iflas etmiş, adeta sistemin birer tarikatı haline gelmişlerdir.
Saldırıların büyüklüğü dikkate alındığında; emekçi sınıfı bütünlüklü gören, yeni bir 'Toplumcu Emek' paradigmasının oluşturulması şarttır.
Sadece güvenceli emekçileri esas alan geleneksel tutucu anlayış terk edilerek...
Yaka rengi ve statüsüne bakılmaksızın; işçi, işsiz, memur, emekli, kır yoksulları, çevre muhalefeti, yoksul Kürt hareketi emek mücadelesinin birer müttefiki, mücadelenin birer bileşeni yapılmak zorundadır.
Zira günümüzde emekçilerle sermaye arasındaki denge durumu görece sona ermiş, güvenceli, sendikalı, sigortalı geleneksel istihdam dramatik bir biçimde parçalanmıştır.
İşsizlik kalıcı hale getirilmiş, milyonlarca işsiz çalışma yaşamına katılmayı beklerken, milyonlarcası da; kayıt dışı güvencesiz, sendikasız, sigortasız çalıştırılmaktadır.
Bu gün emek hareketi yüzünü bu yığınlara çevirip, örgütlülüğü işsiz güvencesiz (enformel) alanlara aktararak; bu yığınları ölümlerden, kölece bir sömürünün pençesinden çekip alma becerisini gösterebilmelidir.