2012, emekçilerin sistemli bir şekilde baskı altına alındığı bir yıldı; iş cinayetleri, saldırılar hiç bitmedi. KESK, TTB ve TMMOB ise zaten hedefteydi. Ama mücadele de durmadı; Dîlok, Manisa, Adana’da ve her yerde tekstilden, enerjiye dek direniş vardı.
Zulme rağmen yürüdüler...
2012 emek cephesi açısında hiç de kolay bir yıl olmadı. Hükümet, sermaye, sendika bürokrasisi hata hatta sağlık emekçilerine şiddet uygulayan “hasas vatandaş”ların baskılarını düşünürsek; 5 milyon (2.5 milyonu TÜİK’e ait) işsiz, 10 milyonu aşkın kayıtdışı işçi, milyonlarca taşeron işçi, 1 milyonu aşkın çocuk işçi, 3 milyon mevsimlik Kürt işçisi ve en az 802 ferdini iş cinayetlerine kurban veren çalışma yaşamı geride kaldı. Hani Ahmed Arif diyor ya; “Dövüşenler de var bu havalarda...” Herşeye rağmen 2012’de tüm baskı ve zulme rağmen direnenlerde vardı. 1 Mayıs alanlarını dolduran milyonlar gibi...
Sendikasızdılar ama işçiydiler!
Yılın en görkemli ve sınıfına yol gösteren eylem Dîlok’ta (Antep) yaşandı. Binlerce tekstil emekçisi, patronların anlaşmalı düşük ücret politikasına isyan etti. 9 Ağustos günü baş kaldırdı ve 18 Ağustos günü patronlar, işçilerin maaşlarına ortalama 100 lira zam yapmak zorunda kaldı.
Bir başka örnek ve az rastlanan gelişme ise sürgün hayatı yaşayan mevsimlik Kürt tarım işçilerinin Manisa Turgutlu’da 29 Ağustos’ta gittikleri direnişti. 500 işçi kompradorların ücret politikasına isyan etti. Toprak ağaları işçilerin eylemi üzerine 25 liralık yevmiyeleri 36 liraya çıkarmak zorunda kaldı. 500 saya işçisi Çukurova’yı yerinden salladı. Sigortalı olmak ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle bir hafta süren eylemler sonucunda saya fiyatlarına yüzde 25 oranında zam yapıldı.
Benzersizdi 1 Mayıs
1 Mayıs ezilenler açısından uzun yıllar özlenen bir tabloyu ortaya koydu. Anti Kapitalist Müslüman geçlerden, gazetecilere, işsizlerden, kadınlara kadar hemen her kes alanlardaydı. Taksim meydanı’ndan Amed (Diyarbakır) Dağ Kapı Meydanı’na kadar meydanlar insan seline tanıklık etti. 1 Mayıs’ın bir diğer özeliği ise hükümet yanlısı sendikalar ile emekçiler adına mücadele eden ayrışmanın olmasıydı. Türk- İş, Hak- İş, Memur-Sen gibi hükümet yanlısı sendikalar çeşitli salonlarda pasta keserken, DİSK, KESK, TTB, TMMOB gibi örgütler alanları tercih etti.
Sağlıkta şiddet durmadı
Sağlık emekçilerine dönük şiddet bir “devlet politikası” haline dönüştü. Sağlık Bakanlığının uygulamalarını ve Dîlok’ta Dr.Ersin Aslan’ın bir hasta yakını tarafından bıçaklanarak öldürülmesi üzerine TTB, SES ve taşeron sağlık çalışanları greve gitti. 19 Nisan günü tüm yurtta onbinlerce emekçi hizmetti durdurdu. Eylemlerin ardından TBMM’de sağlıkçılara yönelik şiddete karşı bir komisyonun kurulması kararı alındı.
Kamu çalışanlarına TİS
Kamu emekçileriyle hükümet arasında 14 Mayıs’ta başlayan toplu iş sözleşme görüşmelerinde hükümetin yüzde 3 + 3 oranında zam önermesi üzerine KESK genel grev ilan etti. Kamu-Sen de KESK’le birlikte 23 Mayıs günü gittiği greve TTB, TMMOB da destek verdi. Yurt genelinde yüz binden fazla emekçinin katıldığı greve hükümet çok öfkelendi. Yılın son eylemleri de DİSK ve KESK’den geldi. DİSK asgari ücret sefaletine son verilmesi için son bir aydır çeşitli eylemlere imza aterken KESK 2013 bütçesini protesto etmek için tüm yurtta büyük çaplı eylemler ortaya koydu. KESK Başkanı Lami Özgen, 2013 bütçesinin savaş ve talan bütçesi olduğunu belirterek geri çekilmesini istedi.
Havada grev yasaklandı
Yeni iş yasası, çıkarılan tora yasalar, Türk Tabipler Birliği ve Türk Mühendis ve Mimarlar Odalar Birliği’ne yönelik hükümet baskısının eksik olmadığı bir yıl oldu. Bu kapsamda AKP’nin sivil havacılık işkolunda grev yasağı getirmesine karşı Hava-İş üyeleri 29 Mayıs günü eylem yaptı. 200’den fazla uçak seferinin iptal olduğu eylem sonrasında THY yönetimi 305 çalışanına cep telefonuyla mesaj göndererek işten çıkarıldıklarını söyledi. Bunun üzerine başlayan direniş devam ediyor. Grev yasağı ise yeni iş yasasıyla birlikte kalktı. 265 Güven Elektrik fabrikasında çalışanların başlattığı direniş, 120 Boğaziçi Elektrik Dağıtım AŞ (BEDAŞ) çalışanlarının direnişi, 420 Hey Tekstil işçisinin eylemleri unutulmaz bir mücadele birikimi yarattı. Dev Sağlık-İş Sendikası’nın asgari ücerete karşı başlatığı eylemlerle devam ediyor.
Bunlar da oldu...
AYÖP sesini duyuramadı
300 bin öğretmen açığının bulunduğu Türkiye’de hükümet “herkese iş veremeyiz” diyerek eğitimcilerin taleplerine kulaklarını tıkadı. Bütün yıl protestolar düzenleyen AYÖP, en son Başbakan Erdoğan’dan talep ettikleri randevuyu alamayınca Abdi İpekçi Parkı’nda 3 gün oturma eylemi yaptı.
TGS Başkanı açlık grevinde
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Ercan İpekçi, Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdürlüğü önünde açlık grevine başladı. İpekçi, AA’da yoğun bir zulüm ve baskının olduğunu dünyaya duyurdu. Başbakan oralı bile olmadı.
Sendika polisin de hakkı
Her ne kadar muhalefet üzerine gaz, cop ve tazyikli su sıksalar da sendikalaşmak onlarında hakkı. “Emniyet-Sen” kurmak isteyen bir grup polisin başına gelmeyen kalmadı. Polis sendikası kurma girişimine soruşturma başlatan Emniyet Genel Müdürlüğü, “herhangi bir sendikaya da üye olamayacakları açıktır” diyerek “konunun disiplin yönünden soruşturulması için müfettiş tayin” etti.
İki ‘Vatansever’ karşı karşıya
Kamu çalışanlarıyla hükümet arasında ilk kez yapılan TİS’i protesto amacıyla 23 Mayıs’ta Ankara’da yapıyan mitingde Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk polisin biber gazına maruz kaldı. “Vatan sever” sendikacının hak arama isteği yine bir “Vatan sever” polis tarafından bu hale getirildi. Koncuk sahaya inmenin bedelini gözyaşlarıyla ödemek zorunda kaldı.
Kumlu gider, Türk-İş yerinde sayar
Hükümet ile girdiği kafa kol ilişkileri sonunda Türk-İş Genel Başkan Mustafa Kumlu’yu sarstı. Türk-İş ve sarı sendikaların “gizli protokol” ile Hükümet ve patronlarla iş birlikçiliği açığa çıkanca Kumlu hedef oldu. Daha önce muhalif 11 sendikanın tavır aldığı Türk-İş yönetimi kendi arasında mücadelesi sürüyor. Kulislerde konuşulan: “Kumlu gider Türk-İş kalır!” Kumlu’nun ise gitmeye niyeti yok!
Kürt emekçilerine üç baskın
2009 yılından bu yana Kürtlere ve iktidar muhaliflerine yönelik hükümetin baskısı sendikal alana sıçradı. Sarı sendikacılığı özendiren ve yandaş sendikalara kıyak geçen hükümet, “hedefine koyduğu” KESK’e ve bağlı sendikalara yıl içinde üç baskın “yaptırdı”. İlki 13 Ocak’ta, ikincisi 13 Şubat’ta ve 25 Haziran sabahı konfederasyon ve konfederasyona bağlı Eğitim-Sen, SES, BES, ESM, Tüm Bel-Sen, Haber-Sen ve Tarım Orkam-Sen’in genel merkezlerine, bu sendikaların bazı şubelerine ve kamu emekçilerinin evlerine polis tarafından operasyonlar düzenlendi. Hâlen 70’in üzerinde KESK üye ve yöneticisi tutuklu. KESK Başkanı Lami Özgen baskınların bir hükümet politikası olduğunu ve süreci 1990’lı savaş yıllarına benzetti. Ayrıca 13 Eylül’de de Bağımsız Tekstil İşçileri Sendikası’nın (BATİS) Şirinevler’de bulunan İstanbul temsilciliği binası polis baskın yapıldı. Sendikada aramanın izinsiz olduğunu açıkladı. TMMOB ve TTB ise hükümetin eleştiri “okları”na maruz kaldı ve tüzüklerinin değiştirilmesi gündemde.
Şehir, şehir direniş günlüğü
İrili ufaklı, zorlu ama bol direnişin olduğu bir yıl oldu 2012 direnişleri:
Kuzu Deri / 19 Aralık- İstanbul (Sürüyor)
Taşgök Galvaniz / 20 Kasım- Ankara
Daiyang-SK Networks Metal/ 14 Kasım-Çorlu
Koşuyolu Hastanesi/1 Ekim - İstanbul
OMK Kağıt ve Karton/ 21 Eylük - Eskişehir
Güven Elektrik/ 11 Eylül -İstanbul
Bilgi Üniversitesi/4 Eylül - İstanbul
Elit Çikolata /4 Eylül-İstanbul (Sürüyor)
Darkmen Tekstil / 31 Ağustos - İstanbul
Mevsimlik Kürt tarım işçileri / 29 Ağustos - Manisa
Tekboy Boyahanesi / 18 Ağustos - Kırklareli
Fontana Metal / 16 Ağustos - İstanbul x
Bakır işçileri grevi / 15 Ağustos - Xarpêt (Elazığ)
Melyat Çay Fabrikası/ 10 Ağustos-Rize (Sürüyor)
Tekstil işçileri grevi/9 Ağustos-Dîlok (Antep)
Teksim işçileri/6 Ağustos-İstanbul
FCMP TR Metal/1 Ağustos-Manisa
Süreyyapaşa Hastanesi/23 Temmuz- İstanbul
Kiğılı işçileri/ 21 Temmuz- İstanbul (Sürüyor)
Senkromeç işçisi/ 20 Temmuz - İzmir
Roseteks işçileri/ 15 Temmuz - İstanbul (Sürüyor)
DHL işçileri / 19 Haziran - İstanbul (Sürüyor)
KÜ. Tıp Fakültesi / 8 Haziran - Kocaeli
Borusan Lojistik / 1 Haziran - İstanbul
Havayolu direnişi (THY)/ 29 Mayıs - İstanbul (Sürüyor)
BEDAŞ direnişi / 21 Mayıs - İstanbul
Kamu emekçilerinin grevi / 23 Mayıs - Genel
ART Mobilya / 4 Mayıs- İstanbul
Sağlıkçılara şiddete karşı g(ö)rev / 19 Nisan- Genel
TOGO işçileri / 2 Nisan- Ankara
MEPA işçileri/ 8 Mart- İstanbul
Toroslar EDAŞ işçiler/ 5 Mart- Adana
Amylum Nişasta/ 5 Mart- Adana
HEY Tekstil/12 Şubat- İstanbul (Sürüyor)
Saya işçileri direnişi/ 11 Ocak- Adana
ELTA Elektrik/4 Ocak- İstanbul
Billur Tuz/1 Ocak- İzmir Beşiktaş Belediyesi 4 BELTAŞ/2 Ocak - İstanbul
867 işçinin ‘kaderi’ ölüm oldu
İş cinayetlerinin eksik olmadığı bir yıllı geride bıraktık. Hükümet yetkilileri her cinayetin ardından “kader” açıklaması yaparken emek ve meslek örgütleri siyasal iktidarın denetim eksikliğini ve taşeron çalışma düzenini gündeme getirdi. Yılın en büyük iş cinayetlerinden bir kaçı akıllardan çıkacak gibi değil. 24 Şubat’a Adana’nın Kozan ilçesinde Sabancılara ait Gökdere Barajı inşaatında patlama oldu. 10 işçi yaşamını yitirdi. Gökdere Barajı’nın yüklenici firması olan Cengiz Holding’e ait Samsun Eti Bakır İşletmesinde 7 işçi amonyak tankının kapağının patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Başbakan Tayyip Erdoğan daha sonra Cengiz Holding’e “istihdama” yaptığı katkıdan dolayı ödül verildi. 11 Mart Esenyurt’ta Marmara Park AVM’si inşaatında çalışan işçilerin yatakhane olarak kullandığı şantiye çadırında çıkan yangında 11 işçi diri diri can verdi. Onlarca taşeronun olduğu AVM büyük bir reklam furyasıyla açıldı. Tabi Gurgum (Maraş) Avşîn’de Ciner grubuna ait kömür sahasında 10 Şubat 2011’de meydana gelen göçüğün altında kalan 9 işçi’nin cesedi hâlâ toprak altında. Daha birçok yerde meydana gelen iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin net sayısına ulaşmak imkansız çünkü; Türkiye’de kayıt sistemi yok. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre Türkiye’de 2012 Ocak- Aralık ayları arasında meydana gelen iş kazalarında en az 867 işçi hayatını kaybetti.