Bir tercihin insani bedeli - Hakan Koçak ile söyleşi

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdür Yardımcısı İsmail Gerim, geçtiğimiz günlerde bir basın toplantısında Türkiye’deki iş cinayetleri tablosunu, biraz da istemeden ama açıkça anlatmıştı. Gerim, verilere göre her yıl 1500 işçinin iş kazasından öldüğünü, 215 ülke arasında iş güvenliği konusunda sondan üçüncü olduğumuzu söylemişti. Yine Gerim’in açıklamalarına göre; iş kazasında ölen 1 işçiye karşılık, meslek hastalıklarından 5 işçi ölüyor. Bu ölümlerin ‘Allah rahmet eylesin’ demenin ötesinde resmi bir karşılığı yok. Gerim, Haziran 2012’de yasalaşan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun da sorunu çözmediğini, ister istemez kabul etmek durumunda kalıyor.

Madalyonun diğer yanında ise “Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kıran” ihracat rakamlarını Ekonomi Bakanı Çağlayan, her ay Türkiye İhracat Meclisinde törenle açıklıyor. Özetle işçiler ölüyor, bu işçilerin ürettikleriyle Türkiye’nin ihracatı artıyor, bakan da bununla gurur duyuyor. Günlerdir dillerden düşmeyen iş cinayetler ve bakanların kutladığı ekonomik başarılar arasında nasıl bir ilişki olduğu ise tartışmaya değer...

EKONOMİK TERCİH

Yrd. Doç. Hakan Koçak Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Bölümünde Öğretim Üyesi.Kendisiyle ‘bu ilişkinin Türkiye’deki ahval ve şeraitini konuşuyoruz. Koçak, ölümlerin şaşırtıcı olmadığını söylüyor – elbette üzülerek... Ancak bunun bir ‘hata’, ‘kaza’ ya da ‘yanlışlık’ değil bir tercih olduğunun altını çiziyor. “Nasıl bir tercih” diye soruyoruz. “AKP’nin ve önceki hükümetlerin ekonomi politikası tercihi. 1980’li yıllarda 12 Eylül darbesiyle başlayan ihracata yönelik ekonomi politikasının devamı niteliğinde. ‘Ekonomik olarak kalkınıyoruz, dünya çapında aktör oluyoruz’ denince bunun bir bedeli var. Bu da ucuz işgücü ve maliyet düşürme politikası” diyor Koçak. Koçak, ‘ucuz işgücü’ ve ‘düşük maliyet’ politikasının iki temel ayağı olduğunu söylüyor. Sendikasızlaştırma ve taşeronlaştırma. “Maliyet düşürme her zaman sendikasızlaştırma süreciyle birlikte ilerliyor. Sendikaların işyerlerinde örgütlenip hak almaları ve ‘maliyeti’ yükseltmeleri önleniyor.” Diğer yandan da iş kazaları giderek taşeronlaştırma ile anılır hale geliyor. Koçak bu ilişkiye de dikkat çekerek, “Madenlerdeki ölümler, Tuzla tersaneleri, Samsun Eti Bakır, karşımıza çıkan hep taşeron. Bu da ‘ucuz işgücü’ politikasının bir parçası. Dolayısıyla bu ekonomik tercihte bu tür ölümler kaçınılmazdır.”

İNSANİ KALKINMA

Koçak’ın, ekonominin algılanma daha doğrusu algılatılma biçimine dair de önemli eleştirileri var. Ekonomi denilince akla borsadaki hisselerin değer hareketleri, GSMH rakamları vb. geldiğini belirten Koçak, “Oysa iktisatçılar kalkınmanın ‘ekonomik’ yönü dışındaki boyutlara dikkat çekiyorlar. Örneğin insani kalkınma verileri var. Bunu kullanan iktisatçılar var. Ölçülebilir kıstaslar var. Eğitimden, sağlıktan yararlanabilme, işçi sağlığı önlemlerinin alınması, iş güvencesi, emeklilik vb. değerlendirme ölçütleri var. Şimdi bunları hiç konuşup tartışmıyoruz. Bunları iki ayrı olgu olarak ele alamazsınız. Ekonomi rakamları ardındaki insani bedelleri görmemiz lazım” dedi.

Evrensel