GMİS, örgütlenme ve Star işçileri - Recep Adıgüzel

Bu köşede, defalarca taşeron ve özel şirketlerde sendikal örgütlenme çalışmaları konusunda yazılar yazdım…

Dolayısıyla da, Genel Maden İşçileri Sendikası’nın (GMİS) maden işkolunda taşeron ve özel şirketlerde yürütmeye çalıştığı örgütlenme çabaları konusundaki görüşlerimi dile getirdim.

Yazılarımda önem verdiğim konuysa; sendikal örgütlülüğün her alanda yaygınlaşarak güçlenmesi ve özellikle maden işçileri arasında yaratılmak istenen kafa karışıklığına, mümkün olduğunca engel olabilmekti…

Doğru bir mücadele hattının, nasıl olması gerektiği konusuna katkı yapabilmekti.

Zonguldak kamuoyu ve özellikle maden işçileriyle paylaşmış olduğum sendikal örgütlenme konusundaki görüşlerime, işçi sınıfı ve emek mücadelesinin önünü açabilmek için dile getirdiğim siyasi tespitlerime destek verenlerde oldu, karşı çıkanlar da…

GMİS, KESK ve diğer sendikal çevrelerde dikkate alanlarda oldu, dikkate almayanlar da…

Öncelikle, birçok kesimde kafa karışıklığına neden olan ve tartışılması acil hale gelen bir hususu açıklığa kavuşturmak gerekiyor; sendikalar, bir siyasi parti değildirler.

Sendikalar; sermaye sınıfının egemen olduğu burjuva demokrasilerinde, sürekli haksızlığa uğrayan, dolayısıyla da örgütlü gücüne paralellik gösteren bir sömürüye maruz kalan işçi ve emekçileri örgütlemeye çalışırlar.

Örgütleyebildikleri üyelerinin haklarını korumak ve daha ileri bir düzeye çıkartmak, iktidar karşısındaki konumlanışlarına göre üyelerini siyasi olarak eğitmek ve mücadeleye katmak için çalışmalar yaparlar. Bizler de sendikaları bu konumlanışlarına ve sergiledikleri sendikal anlayışa göre; sınıf sendikacılığı, sınıf ve kitle sendikacılığı, uzlaşmacı sarı sendikacılık ve işbirlikçi mafyatik (gangster) sendikacılık şeklinde tanımlarız.

Sendikalar; üyelerinin haklarını koruma ve geliştirme mücadelesinin yanı sıra, demokratikleşme mücadelesi de vermesi gereken, çoğunlukla heterojen bir üye ve yönetici bileşeninden oluşan emek örgütleridir.

Siyasi iktidara karşı her ne kadar muhalif olarak da konumlansa, her ne kadar yandaş olarak da konumlansa; doğrudan siyasi mücadele veren ve genellikle homojen örgütsel ve yönetsel bir yapıya sahip olan siyasi partilerin yerlerine ikame edilemezler.

Yukarıda açıklamaya çalıştığım gibi; çok karmaşık ilişkilerin kurulduğu ve iç içe geçmiş çeşitli mücadele yöntemlerini barındıran sendikal alanda karşımıza çıkan örnekler bize, sapla samanı birbirine karıştırmamanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor…

Kendini “emekten yana ve sol” cenahta tanımlayanlar; ileri demokrasi, demokratikleşme ya da sosyalizm mücadelesine öncelikle emek-sermaye çelişkisi temelinde ve sınıfsal konumlanışlar çerçevesinde bakmalılar ki, çetrefilli mücadele sürecinde işçi ve emekçilerin çıkarlarını gösteren sınıfsal pusulaya şaşı bakmasınlar!
Bahsettiğim sınıfsal pusula, her zaman doğru yönü gösteren yön pusulasına benzemez. Doğru bakmasını ve doğru okumasını bilmeyenler için, her an yanlış bir yolu veya yönü gösterebilir. Önemli olan sınıfsal pusulayı okumadan önce, onu doğru tutmak ve pusulayı şaşırmamaktır…

Buraya kadar açıklamaya çalıştığım çerçevede bir inceleme için, KESK ve diğer sendikaları (şimdilik) daha sonraya bırakıyorum.

Genel Maden İşçileri Sendikası’na (GMİS) gelecek olursak; 2011 yılında yapılan genel kuruldan sonraki süreçte GMİS, tüm eksikliklerine ve örgütsel aksaklıklarına karşın yol almaktadır. Yapılması gereken örgütsel hamleler konusunda alması gereken kararlarda, (tutuk ve ikircikli de olsa) adımlarını olumlu bir doğrultuda atmaya çaba göstermektedir.

Türkiye Taşkömürleri Kurumu Kozlu Müessesi’ ne bağlı işyerinde, Star İnşaat Şirketinin çalıştığı eksi 630 kotunda meydana gelen degaj patlaması ve kömür püskürmesinden sonra, artık birçok şeyin eskisi gibi yürümeyeceği açığa çıkmıştır.

İçlerinde yıllardır acı ve çaresizlik biriken maden işçilerinin, gırtlaklarına kadar sıkışan öfkelerinin hiç bir sondajın önleyemeyeceği patlamalara ve eylem püskürmelerine dönüşeceği ihtimaller dâhilindedir.

İhtimalleri gerçekliğe dönüştürme göreviyse, akıllı eylem adamlarını beklemektedir.

27 Ocak’ta GMİS tarafından Zonguldak’ta yapılan “Emeğe Saygı” mitingini, maden işçilerine yapılan bir ‘gaz alma sondajı’ olarak değerlendiren ve öyle görmeye çalışanlar da, ne kadar yanılmış olduklarını ileriki günlerde yaşanması muhtemel gelişmeleri görünce anlayacaklardır.

Şimdilik, 4 Şubat Pazartesi günü akşamı, “Sendika hakkımız, söke söke alırız!”, “Taşeron işçisi köle değildir!” sloganlarıyla TTK Genel Müdürlüğü makam odalarını inleten Star işçilerine bakmanız yeterli olacaktır sanırım!

Daha sonrasında ise; gelişen sınıf olma bilincinin yanı sıra, emekçi kimliği de olgunlaşarak öne çıkacak olan maden işçilerine çevirmeniz gerekebilir yüzünüzü.
İnşaat şirketi olduğunu iddia eden Star Şirketi’ne de; yakında toplu sözleşmeli çalışma hakkına kavuşmalarına sayılı günler kalan, çalıştırdığı maden işçilerini hafife almamayı öğrenmesini öneririm…

İşçi sınıfının hak alma mücadelesi tarihinde, pusulasını şaşıranlara birçok kez tanık olduk!

Dersler çıkardık, deneyimler biriktirdik.

Ve öğrendik ki; zaman zaman ihaneti görüp yenilgiyi tatmış olsalar da, eylem yeteneğini birbirine olan güvenden ve mücadele azmini örgütlü güçlerinden alanlar söyler son sözü…

Hala pusulası şaşmamış olanlara dostlukla.