İtalya’da iş kazası bir ‘şirket suçu’dur - Atilla Özsever

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nce “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” olarak ilan edilen 3 Mart’ta Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde bir toplantı düzenlendi. Toplantıda, 3 Mart 1992’de Zonguldak Kozlu’daki maden ocaklarında ölen 263 işçinin yaşadığı faciaya dikkat çekildi.
 
Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Süleyman Solmaz, Türkiye’de kayıtlı işyerlerinde her yıl yaklaşık 1.500 işçinin iş cinayetlerine kurban gittiğini belirterek iş güvenliği mühendislerinin 50’den fazla işçi çalıştıran işyerlerinde tam zamanlı olarak istihdam edilmesi gerektiğini vurguladı.
 
Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nedret Diner de, ülkemizdeki ölümlü iş kazalarının AB ortalamasından 4.5 kat fazla olduğunu söyledi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi tarafından yapılan açıklamada da, şubat ayında en az 50 işçinin iş kazası sonucu hayatını kaybettiği belirtildi.
 
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel de, yeni çıkarılan yasayla iş güvenliğinin taşeronlara devredildiğini hatırlatarak “Bu tür yasalar geçerken sendikalar uzaktan seyretme yerine daha aktif bir konumda olmalıdır” dedi. Sanatçı Yasemin Göksu da, 5 bin işçinin silikozis hastalığından ölüme mahkum olduğunu kaydetti.
 
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’den akademisyen Aslı Odman ise, Batı ülkelerinden ilginç örnekler verdi. Aslı Odman, İtalya, Fransa ve ABD gibi ülkelerde iş kazalarının bir “şirket suçu” bağlamında ceza hukuku içerisinde değerlendirildiğini söyledi. Odman şöyle konuştu:
 
“İtalya’nın Torino kentinde Aralık 2007’de çok uluslu bir şirketin bir fabrikasında kazan patlıyor ve 7 işçi ölüyor. Sendikanın desteği ile İtalyan genel müdür hakkında kasten adam öldürmekten dava açılıyor. Dava 4 yıl sürdükten sonra Nisan 2011’de sonuçlandı. İtalyan genel müdür, 16.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve cezası para cezasına çevrilmedi. Dava halen temyiz aşamasında.”
 
Aslı Odman, yine İtalya’da Eternit şirketinin aspest kullanımı sonucu uzun yıllar içersinde meslek hastalığı nedeniyle 1.700 kişinin hayatını kaybettiğini, 1992’de başlayan davanın 2012’de sonuçlandığını ve şirketin ana hissedarı olan İsviçre’deki merkezinin genel müdürünün 16 yıl hapse ve ayrıca 80 milyon Avro tazminat ödemeye mahkum olduğunu ifade etti.
 
Odman, “şirket suçu” kavramının ceza hukukunda yer aldığını ve iddianameye girdiğini belirterek özellikle İtalya’da sendikalar, çevre örgütleri ve mağdur ailelerin baskısı ve etkisiyle savcıların bu tür davalar açtığını bildirdi.
 
Toplantıda söz alan hukukçular da, ailelerin daha çok tazminata razı bir konuma getirildiğini, böylece iş cinayetlerinin üzerinin kapatılmak istendiğini vurgulayarak “Aileler davaları daha fazla sahiplenirse konu ceza hukukuna girebilir. Ailelere hem tazminat hem de ceza davası açma gerekliliği anlatılmalıdır. Ayrıca sendikalar da bu meselenin doğrudan muhataplarıdır. Sendikalar ve meslek odaları bu davalara müdahil olmalıdır. Örneğin Van depremi sırasında Bayram Oteli enkazında ölen iki gazeteci için ne yazık ki hiçbir gazeteci örgütü davaya müdahil olmamıştır” dediler.
 
Evet işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda da sendikalara ve meslek örgütlerine önemli görevler düşüyor…