Ahmet neden öldü? - Volkan Pekal

Adana’da, işçi havzalarında, mobilya, tekstil, inşaat, metal, ayakkabı işlerinde çalışan çok sayıda çocuk işçiye rastlamak mümkün…  Bunlardan Mobilyacılar ve Keresteciler Sitesi’nin yakınındaki 19 Mayıs, Levent, Anadolu mahallelerindeki birçok çocuk buralara çalışmaya gelir. Kimi daha ilkokul öğrencisi… Kimi babasının yanında gelmiş hayatı öğrensin, adam olsun diye. Dışarısı tehlikelidir. Kötü alışkanlıklar edinebilir. Okuldan arta kalan zamanda eve katkı sunmak için çalışan da var, yoksulluktan okulu bırakmak zorunda kalan da… 13 yaşındaki  Ahmet Yıldız’ın hayatı da binlerce çocuk işçiden farklı değildir. Aldığı cep telefonun parasını ödemek için çalışmaya başlamış Ahmet. Sabah okula gidiyor, okuldan sonra evde yemeğini yiyip, Keresteciler Sitesinde mobilya ayağı üreten bir atölyede akşama kadar çalışıyor.
 
Cep telefonunun parasını ödemek için haftalık 35 liraya çalışan Ahmet’in kafası plastik enjeksiyon makinesine sıkıştı. Daha sonra hastanede hayatını kaybetti. Ağabeylerinin anlattığına göre Ahmet’i hastaneye götüren patronu bir arabanın vurup kaçtığını söylemiş. Ama doktorlar trafik kazasında o şekilde bir yaralanmanın mümkün olmadığını söylemiş. Ahmet’in plastik işinde çalışmış olan ağabeyi, patron temizlik işlerine bakıyordu dese de kardeşinin makine başında çalıştırıldığını düşünüyor. Kalıptan çıkan soğumamış plastiği tutmak için eldiven kullanıldığını anlatıyor. Ahmet’in de cep telefonunda makine başında çektirdiği eldivenli fotoğrafları var. Patron, işin basit olduğunu düşünerek o makinede deneyimli bir eleman çalıştırmak yerine Ahmet’i çalıştırmış olmalı. Daha karlı diye!  
 
TÜRKİYE’DE BİR MİLYON ÇOCUK İŞÇİ VAR
 
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 2008’deki çalışmasına göre dünyada 5-17 yaş arası 1,5 milyar çocuktan 306 milyonu çalışıyor. Yani her 5 çocuktan biri çalışıyor. Bunlardan 115 milyonu da ağır işlerde çalışıyor. Türkiye’de bir milyon çocuk işçi olduğu tahmin ediliyor. Çocuk işçilik zaten büyük bir sorunken, AKP eğitim ve çalışma alanını, çocuk işçiliğini arttıracak şekilde düzenliyor.
 
4+4+4 ile okullar eğitim yuvası olmaktan çıkarıldı, piyasaya yetişmiş iş gücü süren okullar haline geldi. Stajyer çalıştırma kontenjanı ortadan kaldırıldı. Staj ücretleri asgari ücretin üçte birine düşürüldü. Mesleki eğitim veren ortaokullar açıldı. 4 yıllık eğitimin ardından yoksul çocukları meslek okullarının yolunu tutacak, meslek sahibi olacak. İş yaşamına adım atmış olacak. Geçen sene çıkarılan “İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası” işçi sağlığını şirketlere emanet ederken, 16 yaşından küçüklerin çalışmasının önü açıldı. Bunlarla birlikte Başbakan vatandaşlardan en az 5 çocuk istiyor. Daha fazla çocuk doğsun ki 8-9 yaşlarına geldiklerinde iş gücü piyasasında ucuz emek olarak yerlerini alsınlar.  
 
Çalışma Bakanlığı, “Çocuk ve Gençlerin Çalışma Usullerini Düzenleyen Yönetmelikte” bir iki kelime değişikliğiyle ağır işlerde çalışma yaşını 16’ya düşürdü. 16 Yaşını doldurmuş çocuk, kiremit, tuğla, plastik üretiminde, kimyasal madde üretimi gibi tehlikeli işlerde çalışabilecek. İş güvenliğindeki denetimsizliği de düşünürsek bu Ahmet’in ve geçtiğimiz günlerde Bolu’da inşaattan düşerek hayatını kaybeden 16 yaşındaki Serkan’ın kaderini paylaşan daha fazla çocuk işçi demek.
 
YASA YAPMAK SORUNU ÇÖZMÜYOR
 
Hükümet durmadan yasa değiştiriyor, ya da yenisini yapıyor. Geçen sene de İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası çıkardı. Peki, işçi ölümleri azaldı mı? İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi “2012 İş Cinayetleri” raporuna göre 2012 yılında en az 867 işçi hayatını kaybetti. Patronların kar hırsı öldürüyor. Patron iki kuruş daha fazla kar etsin diye tersanelerde, madenlerde, Davutpaşa’da OSTİM’de patlamada, Bursa’da, İstanbul’da, Esenyurt’ta yanarak, Adana’da sular altında kalarak ölüyor işçiler. Cesetleri göçük altında kalıyor; bu yaşamı reva görenler ise “güzel öldüler” diyorlar.