Su hayattır ama serbestçe aktığı sürece - Bülent Şık

Su, insan yaşamı için oksijenden sonra gelen en önemli öğedir ve yerine başka bir madde konulamaz. Biyolojik yaşamı ve bütün insani faaliyetleri mümkün kılan sudur. Birleşmiş Milletler, 2013 yılını 'Su Dayanışması Yılı' ilan etmişti. Bu haftaki yazıda, Gıda Mühendisleri Odası tarafından hazırlanarak dağıtılan su hakkındaki tanıtım broşüründe yer alan bilgileri özetleyerek su ile ilgili sorunlara dikkat çekmek istiyorum.

DÜNYA’DA “SUSUZLUK” VAR!A’DA “SUSUZLUK” VAR!
 
Dünyadaki suyun %97,5’u okyanus ve denizlerde tuzlu su olarak bulunmakta. Sadece %2,5’i tatlı sudur. Tatlı suyun %68,7’si buzullarda, %30,1’i yer altı sularında, %0,8’i donmuş topraklar içinde yer almakta ve sadece %0,4’ü yeryüzünde ve atmosfer içinde bulunmakta.

Dünya’da özellikle içilebilir su kaynakları hızla kirleniyor ve tükeniyor. Düzensiz kentleşme, aşırı nüfus artışı, sera gazlarındaki artış ve kontrolsüz/kuralsız sanayileşme dünyayı giderek daha “susuz” hale getiriyor. Öncelikle su kaynaklarının dünyadaki dağılımı düzenli değil. Asya kıtası dünya nüfusunun yarısından fazlasına, ama su kaynaklarının %36’sına sahipken; dünya nüfusunun sadece %8’ini taşıyan Kuzey Amerika kıtasında ise kaynakların %15’i bulunmakta. Günlük su tüketim miktarları sanayileşmiş ülkelerde 260, Afrika’da 65, Asya’da 140,  Latin Amerika’da 180 litre; ülkemizde ise kişi başına günlük su tüketimi ortalama 100 litredir.

Dünyadaki toplam su tüketiminin %70’i sulama, %22’si sanayi ve %8’i içme ve kullanma suyu amaçlıdır. Ülkemizdeki su tüketiminin %72’si tarımda, %18’i evsel kullanım ve %10’u sanayi sektöründe gerçekleşmekte. Yani evlerde alınacak su tasarrufuna yönelik önlemler büyük önem taşısa da, asıl olarak tarım ve sanayide önlem alınması gerekiyor. Tarımda uygun sulama metotları geliştirilip yaygın bir şekilde kullanılmalı. Bilinçsiz sulama, bir yandan toprak erozyonu, taban suyu yükselmesi ve tuzlanma veya çoraklaşma gibi çevresel sorunlara da yol açarak doğal kaynakların sürdürülebilirliği tehlikeye sokmakta.

SULAR NEDEN KİRLENİYOR?
 
Dünyada endüstriyel, tarımsal (gübre, pestisit v.b.) ve evsel kullanımlarla günde toplam 2 milyon ton atık su oluşmakta ve bu kirlilikten en çok yoksul ülkeler etkilenmektedir. İçilebilir suların kirlenmesi her geçen gün artmakta. Bu duruma evsel atıkların, sanayi atıklarının, tarımsal kirleticilerin, doğal atıkların temiz sulara karışması neden olmaktadır. Madencilik, metalürji, kimya, dericilik gibi çeşitli endüstri kollarının yarattığı atıkların uygun şekilde arıtılmaması ve doğrudan çevreye verilmesi de çok önemli bir etmen.

SUYUN TİCARİLEŞTİRİLMESİ VE ÖZELLEŞTİRİLMESİ
 
Su kaynaklarının doğru kullanımı ve yeterli tasarruf sağlanıyor olsa bile, küresel ısınma ve su kaynaklarındaki azalma, suyun giderek stratejik önemi olan bir kaynak durumuna geleceğine işaret ediyor. Küreselleşme süreci su ile ilgili konularda iki önemli olumsuz sonuç doğuruyor. Bunlardan biri su ticareti; yani suyun borular ve tankerler ile başka yerlere taşınıp, depolanarak veya şişelenerek satılması. Diğeri ise özelleştirme; yani su üzerindeki kamu denetimi ve suyun dağıtımında kamunun üstlendiği düzenleyici rolün özel şirketlere geçmesi. Belçika, İspanya, Finlandiya, İsveç, Rusya, Ukrayna gibi ülkelerde ise su hakkı yasal olarak korunmakta. Ama bu konuda en ileri ülkelerden biri Bolivya.  

SU GÜVENCESİ ve GÜVENLİĞİ
 
Su gıda güvenliğinin ve gıda güvencesinin sağlanmasında olmazsa olmaz koşullarından biridir. Su güvencesi olmadığında gıda güvencesinden, su güvenliği olmadığında ise gıda güvenliğinden söz etmek olanaksız. Güvenli su, içerisinde mikropları ve toksik kimyasal maddeleri içermeyen ve gerekli mineralleri de dengeli biçimde bulunduran sudur. Suya erişim tüm insanlar için temel bir hak olduğu halde, dünyada 884 milyon kişinin suya erişiminin olmadığı ve 2,5 milyar kişinin de yeterince temiz su kaynaklarına sahip olmadığı ifade edilmektedir.

Herkes için yeterli ve sağlık açısından güvenli su sağlandığında, Dünyada yaklaşık her on hastalıktan birini önlemek mümkün.  İçecek su sağlanabilse her yıl; bir milyon dört yüz bin çocuğun, sıtmaya bağlı 500 bin ve kötü beslenmeye bağlı 860 bin insanın ölmesinin önlenebileceği vurgulanıyor. Suyun insan sağlığı için taşıdığı öneme dair tartışmalarda, önerilen koşulların içme ve kullanma suları ayırt edilmeden yapılması gerektiği akılda tutulmalı. İçme ve kullanma suyu nitelik olarak birbirinin aynı olmalı. Yani kullanma sularının da kirlenmemesi önemli, çünkü bizim için kullanma suyu olan bir başkasının içme suyu olabiliyor. Dolayısıyla kullanma sularını da dikkatle kullanmalıyız! Oysa, yapılan bir çalışmada, bir hamburger için 4, bir fıçı bira için 5600, bir kutu sebze/meyve konservesi için 35, bir satranç tahtası üretmek için 16, bir varil ham petrolü rafine etmek için 7, bir otomobil üretmek için 150 ve 4 adet otomobil lastiği üretmek için ise 7500 ton su harcandığı belirlenmiştir. Aslında son derece kıt bir kaynak olarak değerlendirilmesi gereken suyun bazı işlerde bu kadar kolay ve bol harcanması karşısında insan mantıklı cümleler kurmakta gerçekten zorlanıyor.

ANAYASAL SU HAKKI
 
Ülkemizde, yeni bir anayasa hazırlıkları sürmesine rağmen “su hakkı” ile ilgili düzenlemelere gidilmeyeceği hatta mevcut su kaynaklarının özelleştirilmesi ve elektrik üretimi vb. savlara dayanılarak, derelerin ve diğer doğal varlıkların keyfi biçimde intifa ve irtifaka konu edilmesi, kiralanması, satılması yönünde bir eğilimin belirginlik kazanacağı besbelli. Oysa ülkemiz egemenlerinin pek çok konuda dudak bükeceği ülkelerden biri olan Bolivya’nın 2009 yılında kabul edilen anayasasının 20. Maddesi şöyle:

(1) Herkes evrensel nitelikteki içilebilir su (…) hizmetlerine eşit olarak sahiptir. (2) (…) Hizmet koşulları, katılımcılık ve sosyal denetim ile birlikte, evrensellik, hesap-verebilirlik, ulaşılabilirlik, süreklilik, kalite, etkililik, etkinlik, adalet ve güvenceli olma kriterlerini taşımak zorundadır. (3) Su ve temizliğe ulaşma bir insan hakkıdır, imtiyaz veya özelleştirme konusu olamaz ve kanuna göre ruhsat ve kayıt rejimine tâbidir.” (1)

Bize kıyasla epeyce ileride oldukları kesin.

(1) Tolga Şirin tarafından (Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) yazılan ayrıntılı ve güzel bir yazıdan bu alıntıyı yaptım, yazıya: http://www.suhakki.org/2010/11/su-hakki-ve-suyun-ozellestirmesine-karsi-bazi-anayasal-tecrubeler/#.UVIP7DtNySo bağlantısından ulaşmak mümkün.