DTK çalıştayına birkaç öneri - Sedat Yılmaz

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Sosyal Politikalar Komisyonu’nun 6-7 Nisan tarihleri arasında Riha’nın (Urfa) Wêranşar (Viranşehir) ilçesinde yapacağı “Mezopotamya Mevsimlik Tarım İşçileri Kurultayı” Kürt siyasal hareketinin son yıllarda düzenlediği çalıştaylar serisinin belki de en kristalize olanıdır. Binbir sorunla karşı karşıya olan mevsimlik tarım işçilerini konu alan bu çalıştaya katılamazsak da, birkaç öneride bulunma hakkımız olduğuna inanıyorum. Özellikle yoksul, mülksüz olan tarım işçilerinin koşulları herkesin gündeminde olacağı için başka bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Daha birkaç ay önce TOBB, TUSKON, TÜSİAD, MEMUR- SEN, TÜRK- İŞ, HAK- İŞ gibi Türk- İslam ortaklığı sermaye ve “işçi” kardeşler Kürtlere karşı “birlik ve kardeşlik” adı altında İstanbul’da “Sensiz Olmaz” adıyla büyük bir yürüyüş planlıyorlardı. Şimdi bu “Kirli Oyun”un hesabı tersine döndü ve bu kurumların sözcülüğünü yapan TOBB Başkanı olan zatın “Akil Adamlar” komisyonuna adı geçiyor. “Kaderin cilvesi”ne bak!

Yok yok, bu kaderin cilvesi falan değil. Bu düpedüz savaş uçakları altında nefes alamayan Kürt coğrafyasının, şimdi de kâr avcılarının bombardımanı altında olması. “PKK sınır dışına çıkarsa” ekonomik sömürüyü nasıl derinleştireceklerinin planlarını yapıyorlar şimdiden. O yüzden sermaye örgütlerinden peş peşe “barış” açıklamaları, ziyaretleri geliyor. “Bölge’nin taşı toprağı altındır, Bölge ihya olacak, Bölge kalkınacak...” Peki PKK “sınır dışına” çekilirse “O bölge” sahipsiz mi kalacak? Şirnex’te (Şırnak) Ciner grubunun termik santralini açan Başbakan Erdoğan’a “köylerimizin yollarını tahrip ettiler” diye seslenen Kürt’ün azarlanması kulaklarımda çınlıyor. Ancak “Yanlış hesap Bağdat’tan döner” mi dönmez mi bilemem ama sinsi hesaplar artık Qamişlo’dan, Mahabad’tan, Hewlêr’den, Amed’den dönüyor. İşte DTK’nin yapacağı bu çalıştay, “isot tarlamızı” işgal etmeye gelen “Fransızları” kovacak kadar bir mücadele geleneğine, mirasına ve pratiğine sahip olunduğunu göstermeli.

Tabii ki herkesin bir hesabı olacak. “PKK’siz topraklar” diye dua edenler de vardır, mayınsız toprakları hayal edenler de. Evet, biz Kürtleri fiziken dörde ayıran mayınlı topraklardan bahsediyorum. Şirnex’ten Hatay’a kadar 510 kilometrelik ve 350 metre genişliğindeki Kürt sınırında toprağa gömülü 615 bin mayından bahsediyorum. Türkiye, imzaladığı ve TBMM tarafından da onaylanan uluslararası anlaşma uyarınca 2014’e kadar bu arazileri temizlemek zorunda. Biz Kürtleri fiziken, kimi zaman da bedenen parçalayan bu arazilerin hazır barıştan bahsetmişken tarafımıza iade edilmesi insani bir haktır diye düşünüyorum. 1950’lerden bu yana işletilmeyen bu verimli toprakların, DTK’nin yapacağı çalıştayda gündeme alınması bence elzemdir. Evet, Türkiye tarafından savaş göçüne tabi tutulmuş yoksul ve topraksız Kürt köylüleri ile Rojava tarafındaki mülksüz ve kimliksiz Kürt köylüleri ortaklaşa kendilerine ait bu verimli arazilerde hünerlerini katarak tarım yapabilirler. DTK, sermayenin ve tekelci grupların iştahını kabartan bu toprakların sahipsiz olmadığını bu çalıştayda “topraklarımızı istiyoruz” sloganıyla karar altına almalıdır diye düşünüyorum. Bunun yanı sıra Kürt coğrafyasında emeğin fiyatlandırılması, çalışma saatleri, çalışma koşulları bir an önce ele alınması gereken konuların başında gelmektedir. Semsûr’da (Adıyaman) direnişte olan tekstil işçilerinin örgütlenme sorunları iktidar dalkavuğu bir sendikaya bırakılmayacak kadar önemlidir. Umarım bu ve benzeri konularda da benzeri çalışmaları görürüz.

Ayrıca, mevsimlik tarım işçilerinin yer yer kurdukları derneklerin ve geçen yıl Manisa’da 500 Kürt tarım işçisinin düşük ücret ve fazla çalışma saatlerine ilişkin başlatmış oldukları grev gibi olayların da çoğaltılması gereken önemli deneyimler olduğunu düşünüyorum.

İşin açıkçası, klasik örgütlenme biçimlerinin yeterli olmadığı her durumda, ki tarım işçileri biraz böyledir, yeni biçimler keşfetme esnekliği de gösterilmelidir. Adana’da mevsimlik işçilerin kurduğu dernekler çoğaltılmalı.

Sonuçta, bizim yaptığımız “karınca kararınca” bu anlamlı çalışmaya bir katkı yapmak elbette. Çalıştayda emeği geçecek herkes büyük bir alkışı hak ediyor.