Yeni bir DİSK doğacak mı? - M.Ender Öndeş / Sedat Yılmaz

DİSK yarın olağanüstü genel kurula gidiyor. Bu genel kurul, Türkiye işçi sınıfının mücadele belleği konumunda olan bu işçi konfederasyonunusn mirastan yemek yerine yeniden bir çıkış yapıp yapamayacağını bize gösterecek. Bu ülkeye 15-16 Haziran’larla, eşsiz 1 Mayıs’larla, DGM’lere karşı dik duruş ve sayısız grevlerle devrim heyecanı yaşatan DİSK’in içinde bulunduğu durum gerçekten de hüzün verici görünüyor.

İşin doğrusu, DİSK, uzun süredir etkisi ve rolü kendi fiziki varlığından daha fazla olan bir örgüt olarak varlığını sürdürüyor. Yani 1970’lerin kitleselliği ve enerjisinin yerinde yeller esiyor ama buna rağmen tarihsel pozisyonu DİSK’e belli bir etki sağlıyor. Sağlıyor ama bunun da belli bir sınırı var.

Şimdi o sınırdayız işte. DİSK dikiş tutmuyor ve geçmişin mirası da bugüne ve geleceğe yetmiyor.

Bunun yolu da artık Taksim’deki basın açıklamalarından geçmiyor. Ya sokaklara, fabrikalara, atölyelere, kadınların, Kürtlerin, yoksulların ve bütün ezilenlerin dünyasına gidilecek ya da bu macera artık bir enkaza dönüşerek yok olacak. Kimse bugünkü durumun polis operasyonlarından (hatta daha geri giderek 12 Eylül teröründen, vs.) kaynaklandığını iddia edemez. Baskı kitle hareketini bastırır ama önünü kesemez, kesemedi şimdiye kadar. Bugünkü durum, düşmanlarının DİSK’e yaptığı saldırıdan değil, onun bizzat kendi kendisine verdiği zarardan kaynaklanıyor. Dolayısıyla çözüm de dışarda değil içerde aranmak zorunda.

Genel kurul arifesinde DİSK’in bu durumuna göz yuman Kürt emekçileri de sanırız oturup düşünmek zorundadır. Siyasallaşan, örgütlenen, hak ve özgürlüklerini büyük bedeller ödeyerek kazanan Kürt hareketinin belki de en cılız kalan yanı işçi örgütlenmesidir. 90’lı yıllarda sendikal mücadele veren onlarca kadrosu failli belli cinayetlere kurban giden Kürt emekçileri, aslında ciddi bir yönlendirici kapasiteye sahip oldukları halde, nedense bu enerjilerini “tutumlu” kullanmaktadırlar. DİSK içinde sadece Genel- İş Sendikası’nın Bölge’deki üye sayısının 12 bin civarında olduğu bilgisi doğruysa eğer, bu gücün etkisizliği düşünülebilir mi? Yani DİSK’in bu halde olmasında payı olan Kürt emekçilerinin özelleştiri yapma vakti gelmedi mi? Mevcut kadroları yetersizse bunun yeniden düşünülmesi gerekmez mi?

Sonuç olarak, efsane geri döner mi? Dönecek mi?

Geri dönmeye gerek yok; hayat ileriye doğru işler her zaman. İleriye gitmek mümkün; bugünkü sıkıntılı tabloya rağmen bunun bir yolu bulunabilir. Ama bunu, siyasetler arası anlaşmalarla, kapalı görüşmeler, kadro ve koltuk tartışmalarıyla yapamayız. Zihinler değişmedikçe, milyonlarca güvencesiz emekçiyi, bütün yoksulları ve ezilenleri kapsayan yeni bir mücadele ve örgütlenme hattı yaratılmadıkça, bu coğrafyanın en yakıcı sorunları için ciddi yaklaşımlar geliştirilmedikçe, küçük anlaşmalarla küçük bir DİSK yaratılır. Böyle bir DİSK’e ise kimsenin ihtiyacı yok.

Şarkıda söylendiği gibi: Bişey yapmalı!

Ama gerçekten yeni bir şey yapmalı; Ahmet’in yerine Mehmet’i seçmenin dışında bir şey yapmalı.

Bunun yolunu DİSK’in gerçek sahipleri olan emekçiler bulacak. Ya bulacaklar ya da yine bir hüsran yaşayacağız.