(15) MNG Kargo sömürüye doymuyor

MNG Kargo taşımacılık, sektörde 10. yılını geride bıraktı. MNG adını işletmenin sahibi Mehmet Nazif Gürel’den alıyor. TV8 ile yakınlığıyla da bilinen MNG, adına uygun olarak şu sloganı belirledi; “Memnuniyetiniz Neyi Gerektiriyorsa…” Ne var ki gazetemize konuşan işçilerin anlattıkları, patronlar memnun olsun diye işçilerin nasıl bir sömürüye tabi tutulduklarını en açık haliyle gösteriyor.
 
OTOMASYON GELDİ DE NE OLDU?
MNG’nin Anadolu yakası (Marmara) ve Avrupa yakası (Ayazağa) aktarma merkezlerinde yüzlerce taşımacılık işçisi çalışıyor. Aktarma merkezlerinde işçiler daha önce manuel sistemle çalışıyorlarmış, yani okuma sistemleri termallerle yapılıyormuş. Bugün artık işyerleri otomasyon sistemle çalışıyor. “Akıllı sistem” de denen bu çalışma tekniğinde, 60 kilograma kadar olan yükleri makineler otomatik olarak okuyup yönlendiriyor. Bu sistemin uygulamaya geçmesiyle birlikte bir vardiyada daha önce 80 işçinin yaptığı işi bugün 35 kişi yapıyor! Böylece MNG patronları işçi sayısında tasarrufa giderek daha az işçiyle aynı işi çıkarmış oluyor. Patronlar bu yeni teknik için işçilere şöyle bir propaganda yapıyorlar; “Tüm bunları sizin için, siz daha az yorulasınız diye yaptık”! Fakat işçilerin anlattıkları bunun tam tersini söylüyor. Zira işçilerin anlatımına göre; daha çok işçinin yaptığı iş şimdi daha az işçiye yüklenirken, meslek hastalıkları da daha yoğun yaşanmaya başlandı.
 
‘HIRSIZIN HİÇ Mİ KABAHATİ YOK?’
Meslek hastalıklarının yanı sıra MNG’de irili ufaklı birçok iş kazası da yaşanıyor. Örneğin bir buçuk ay önce, bir işçi yük arabasından düşerek yaralanmış ve 45 gün iş göremez raporu almış. İşçiler, patronların işçi sağlığı ve iş güvenliği için gerekli malzemeleri verdiklerini söylüyorlar. Ama gel gör ki, ne kadar malzeme verilirse verilsin; uzun çalışma saatleri, işçi sağlığına ilişkin verilen eğitimlerin yetersizliği ve aşırı stres iş kazalarına davetiye çıkarmaya devam ediyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin, işyerine heyetler gelip eğitimler veriyorlar. Ama MNG işçilerinin anlattıkları, bu eğitimlerde işverenlerden çok işçilerin sorumlu tutulduğunu gösteriyor. Dolayısıyla gerçekleşen kazalar için uzmanlar patronları ve çalışma koşullarını değil, esasen işçileri suçluyorlar! Eğitim seminerinde söz aldıklarını söyleyen işçiler bu duruma; “Peki, hırsızın hiç mi suçu yok?” diye itiraz ettiklerini dile getiriyorlar.
 
İŞÇİYE TAŞERON TUZAĞI
MNG patronları işçilerin artan hoşnutsuzluk ve örgütlenme isteğini görmüş olacak ki, buna ilişkin ilginç tedbirler alıyor. Yaklaşık 8 bin işçinin çalıştığı MNG’de, işçilerin bin kadarı Yay Endüstri ve Taşımacılık Ltd. Şti adlı taşeron firma bünyesinde çalışıyor gösterilmiş! Oysaki işçilerin işyerinde giydiği iş önlüklerinin üzerinde “MNG Kargo” yazısı bulunuyor! İşverenlerin, işçilerin örgütlenmesinin önünü almak için uyguladığı bir diğer yöntem ise yandaş sendikanın işyerine getirilmesi! İşverenler “Kar-San” adında yandaş bir sendika kurarak işçileri topluca üye yapmışlar. İşverenlerin uyguladığı kurnaz yöntemler, MNG işçilerini örgütlenmekten bir türlü alıkoyamıyor. Zira DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikasında örgütlenen işçiler artık işyerinde çalışma koşullarının değişmesini ve onurluca yaşamayı istiyorlar. Sendikada örgütlenmenin bugüne kadar henüz somut bir kazanım getirmediğini de dile getiren işçiler Nakliyat-İş’i pasif buluyorlar. Ülkenin genel gidişatına ilişkin sorularımıza da cevap veren işçiler, Hükümetin işçi için somut bir kazanım getirmediğini de ifade ediyorlar. MNG işçileri, kendi arkadaşları arasında AKP Hükümetine not veren temel sorunun; “Sen kaç para maaş alıyorsun arkadaş?”sorusu olduğunu söylüyor. Verilen cevaplarda hep Hükümete öfke olduğu da dile getiriliyor. Sonuç olarak; patronlar katmerli sömürünün tadına bakmaya devam ederken, işçiler de örgütlenmenin ve mücadelenin yeni yol ve yöntemlerini tartışmaya devam ediyorlar.
 
ÜÇ VARDİYA YERİNE İKİ VARDİYA!
MNG Kargo’da işçiler iki vardiya halinde çalıştırılıyor. İlk vardiya sabaha karşı 04:00’te işi alıp öğlen 13:00’e doğru diğer vardiyaya devrediyor. İkinci vardiya ise işi öğleden sonra 16:00’da alıp gece 01:00 ya da 02:00’de bırakıyor. Böylece işçilerin çalışma saati 9-10 saate kadar çıkmış oluyor. İşçiler bu iş yükünü ancak üç vardiyanın kaldırabileceğini söylese de patronlar iki vardiya çalıştırmaya devam ediyorlar. Böylece işverenler kârlarına kâr katarken işçiler iki kat ezilmiş oluyorlar. İşçiler normalde 1000 TL civarında maaş aldıklarını söylüyorlar. Ama patronlar bu meblağı maaş bordrosuna olduğu gibi yansıtmıyorlar. İşçiler maaş bordrosunda asgari ücret üzerinden gösterilirken, geriye kalan meblağ ‘fazla mesai’ olarak bordroya yansıtılıyor. Böylece patronlar bir taşla iki kuş vurmuş oluyor. Üstelik yıllarca MNG’de çalışan işçiler, (fazla mesailer çıktığında) hala asgari ücret seviyesinde ücret almaktan da kurtulamamış oluyorlar. Yemeklerin oldukça kötü olduğunu söyleyen işçiler, yapılan şikayetlerin de işe yaramadığını söylüyorlar. Zira idari amirlerin yanıtı hep aynı oluyor; “Bize şikayet dilekçesini verin Genel Müdüre iletelim.”