Temmuz ayında yerel ve yaygın medyadan elde edebildiğimiz rakamlara göre 51 kadın ve erkek işçi canlarını işyerinde ya da işe giderken dönerken yolda bırakmış. İnşaat sektöründe temmuz ayında onüç, enerji sektöründe dokuz ve madenlerde yedi insanın kaza sonucu hayatını kaybettiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Özellikle tarımda yaşanan kazaların daha çok trafik kazası olduğunu ve çoğunluğu kadın olan mevsimlik tarım işçilerinin isimlerinin yazılmadığını belirtmek zorundayız. Buna rağmen bu ay için dört kadın işçinin ölüm haberini aldık. Hayatını kaybedenlerden biri ev işçisi, diğeri ise tekstil sektöründe çalışmaktaydı. Yine ulaşabildiğimiz kadarıyla bu ay beş çocuk işçi eğlence ve enerji sektöründe staj yaparken ya da organize sanayi bölgeleri içindeki tekstil ve gıda sektöründe yaz tatilinde eğitimini finanse etmeye çalışırken yaşamından olmuş. Beş çocuk işçinin iş kazalarında ölmesi ile bu ay yüzde on gibi bir oranla çocuk işçi ölümünü saptamak durumunda kalıyoruz. Çocuk işçilerden kazalarda yararlananların sayısı da yine azımsanamayacak bir durumu bize gösteriyor: 7 çocuk.
Temmuz ayında 220 kadın ve erkek işçi ise yaralanmış. Bu rakam daha önce de belirttiğimiz gibi sadece ulaşabildiklerimiz. (Zira, TTK [Türkiye TaşKömürü Kurumunun] verdiği aylık istatistiğe göre sadece haziran ayı içinde 253 işçi yaralanmış.) Temmuz ayı için yerel ve yaygın medya aracılığı ile toparlayabildiğimiz yaralanma haberlerinin ise çoğunluğu tarım sektöründeki mevsimlik işçileri işaret ediyor. Haberlerin bize gösterdiği ise 86 tarım işçisinin, çoğunluğu kadın olmak üzere, çalıştıkları tarlalara giderken yolda kaza geçirdikleri. Tarlaların yakınlarında kalmalarına izin verilmeyen işçiler, kendilerine ayrılan yerleşim alanlarından, kamyonetlerin arkasında ya da traktörlere takılan kasalarda oldukça güvensiz bir şekilde taşınıyorlar. Dahası, tarım işçilerinin bu talihsiz göçlerinin acı sonuçları çoğunlukla “bilinmeyen” kategorisi içinde değerlendiriliyor. Yaralanmaların oran olarak yüksek görüldüğü bir diğer alan ise inşaat ve tekstil. Temmuz ayı boyunca kayıt altına alabildiğimiz 45 inşaat işçisi ve 28 tekstil işçisi yaralanmış.
Temmuz ayında meslek hastalıkları istatistiklerinde, kayıtsızlık şampiyonu olan Türkiye’nin durumunda değişiklik meydana geldi. Aslında mayıs ayından beri ülke medyasının gündeminde olan Kütahya’daki Eti Gümüş A.Ş.’nin çevre ve halk sağlığı konusunda yarattığı endişelere bir yenisi eklendi. Temmuz sonunda 97 işçinin meslek hastalığı şüphesiyle hastaneye kaldırıldığı haberiyle sarsıldık. Bu işçilerden 65’inde oldukça riskli bir durumla karşılaşılmış ve hastaneye yatırılmıştı. Meslek hastalıkları hastanelerinin kaldırılmasının gündemde olduğu bu dönemde tarihin talihsiz bir cilvesi ile zaten sadece üç adet kalan meslek hastalıkları hastanelerinin ne kadar önemli olduğunu bir daha yaşamış ve görmüş olduk.
Yaşanan tabloya bakıldığında yine oldukça ağır bir durum ile karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. İş kazaları ve meslek hastalıklarının özellikle iş güvencesinin, esnek üretim pratikleri ile yokedildiği sektörlerde yaşanması dikkat çekiyor. İş güvencesi ile işçi sağlığının ne kadar içiçe geçtiğini gösteriyor bizlere. Ayrıca mekansal olarak, sanayinin yayıldığı sahil kentlerine doğru iş kazaları ve meslek hastalıklarının sıçradığını görüyoruz. Bursa ve Samsun’daki meslek örgütlerinin haklı uyarıları ile bu bölgelerdeki iş kazaları daha görünür oldu. Ayrıca MESS (Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası) kendi üyelerine yaptırdığı araştırmada metal sanayinde en fazla iş kazasının Kocaeli’nde yaşandığı sonucuna ulaşmış. Ancak, bizim kayıt altına aldığımız kazalar ki bunlar gerçekleşen kazaların oldukça az bir kısmı- Bursa, Samsun ve Kocaeli gibi illerin yanında Kütahya, Antalya, Batman, Kayseri, Manisa, Denizli gibi şehirlerde gerçekleşmiş.
Elbette geçmişte yaşanan büyük kazalardan dersler çıkarmak ve yeni kazaların oluşmasına ortam hazırlayan koşulları ortadan kaldırmak oldukça önemli. Bu yüzden hatırlatmak istedik:
Afşin-Elbistan B Termik Santralı’na kömür sağlayan Çöllolar sahasında 6 Şubat 2011 ve 10 Şubat 2011 tarihlerinde meydana gelen şev kaymaları sonucu toplam 11 kişi yaşamını yitirmişti. Biri maden mühendisi olan dokuz kişinin de cansız bedenlerine hala ulaşılamazken, Şili’li 33 maden işçisinin kazadan 69 gün sonra 700 metre derinlikten çıkarılması üzerine Çalışma Bakanı Ömer Dinçer’in, “Şili’deki kaza bizde olsaydı biz üç günde kurtarırdık” sözünü hatırlıyoruz ve hatırlatıyoruz.
Türkiye Meslek Hastalıklarında “Çağ Atladı”
Kütahya'daki Eti Gümüş A.Ş. mayıs ayından beri gündemden düşmüyor. Temmuz ayında ise yeni bir tartışma başladı ve meslek hastalığı teşhisi ile 65 işçi hastaneye kaldırıldı. Konu çevre ve halk sağlığı konusunda yarattığı sorunların yanı sıra asgari ücretle çalışan ve 30 yaşında kemik erimesi gibi pek çok hastalıkla karşılaşan işçileri ile de ele alınmaya başlandı. Dahası, Eti Gümüş A.Ş.’ye olayla ilgili olarak 4,5 milyon TL’lik ceza kesilirken, şirket ise Çevre Mühendisleri Odası’na 30 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı. İnternet sitemizin meslek hastalıkları bölümünde konuyla ilgili haberler, basın açıklamaları ve yorumlar bulunuyor.
Devamı için:
http://www.guvenlicalisma.org/index.php?option=com_content&view=category&id=128&Itemid=218
Taşeron İtfaiyecilerin Çığlığı –Güzin Abraş
Ateşle oynamak deyimini ne de güzel karşılıyor size aktarmaya çalışacaklarım. Ateşle oynayanların değil, ateşe karşı ölümle burun buruna çalışan itfaiyecilerin çığlığı bu. Öyle dediler; “sessiz çığlığımız olur musunuz? Sesimizi duyuramıyoruz” dediler.
Bunları söyleyenler İnegöl İtfaiyesinde taşeron olarak çalışan itfaiye erleri. İtfaiyeciler çocukların gözünde hep kahramandır. Çocukların kahramanları yangın rengi araçlarının içinde acı sirenlerini çalıp, dar yollardan ulaşmaya çalışırken olay yerine “acaba yarın da bir işim olacak mı?” sorusunu akıllarından geçirmemeli.
Devamı için:
Yaz aylarının gelmesi ile birlikte mevsimlik işçilerin yerleştirildikleri bölgelerden tarlalara taşınırken geçirdikleri kazalar medyada bolca yer alır. Çoğunluğu kadın olan işçilerin isimleri bile geçmez bu haberlerde. Sadece kazalarla değil mevsimlik göçleri sırasında aşadıkları sıkıntılar da oldukça fazladır. Susuzluk, insani koşullarda barınmama gibi sorunları hakkında önemli bir yazıya bültenimizde yer veriyoruz:
Konya'nın Yunak ilçesine bağlı Saray kasabasına mevsimlik işçi olarak gelen vatandaşlar zor şartlar içinde hayatlarını sürdürüyor. Saray kasabasının hemen girişinde konaklayan mevsimlik işçiler, kurdukları çadırlarda başta susuzluk olmak üzere birçok sıkıntı ile mücadele ettiklerini söylüyor. Mevsimlik işçiler adına konuşan Mehmet Ali Ceylan, kurdukları çadır kentte yaklaşık 1000 kişi kaldıklarını anlattı. Bu insanların belediyenin çektiği tek hatlı bir çeşmeden su ihtiyaçlarını karşıladıklarını dile getiren Ceylan, "Kalabalık olduğumuzdan dolayı bir kova su için saatlerce çeşmenin başında bekliyoruz. Belediyeye müracaat ettik, tek hatın bize yetersiz geldiğini, birkaç hattın daha çekilmesi durumunda az da olsa rahatlayacağımızı söyledik. Fakat belediye yetkilileri kasabanın suyu yetersiz diye talebimizi kabul etmedi. Ramazan ayına giriyoruz, bu sıcak günlerde susuz nasıl Ramazan'ı geçireceğiz diye düşünüyoruz." şeklinde konuştu.
Devamı için:
Günümüz kapitalizminde sermaye ürettiği muazzam miktarlardaki mal ve hizmetleri satmak için akıl almaz reklam ve tanıtım yöntemleri yaratıyor. İşte bunlardan bir, canlı reklam panoları... Bedenler, canlı emek olarak sadece ürünü üreten değil aynı zamanda ürünleri bir kimlik gibi üzerinede taşıyan “mekânlar” artık...
7-8 Ekim’de Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumunda, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Barosu’nun düzenledikleri “Elektromanyetik Alanlar ve Etkileri” Sempozyumunun da konusunu oluşturuyor. Sırası gelmişken bu etkinliği de hatırlatmak istedik:
Yok, bu fotoğraf gelecek distopyasının anlatıldığı bir bilim kurgu filminden alınmadı. Şimdiki zamanda, Forum Mersin Alışveriş ve Yaşam Merkezi`nde çekildi. Fotoğraftaki kişi, üzerindeki iki LCD ekran ile bütün AVM`yi bir aşağı bir yukarı gezen canlı reklam panosu olarak çalışan genç bir erkek. Aynı işi yapan bir de kadın var, o da kırmızı eşofmanlı, beyaz bereli. Bu kişinin üzerindeki reklam bir fast food markasının promosyonunu yapıyor: “1 Menü 7,45 TL!” Sanki, her köşe başını tutmuş bu fast food zincirinin böylesine bir reklama çok da ihtiyacı varmış gibi. Sanki, “reklamdan kaçamazsınız, işte böyle gözünüze sokarız” ve “bizim için emek ve insanlık işte bu kadar ucuz” der gibi…
Devamı için:
Türk-İş: Açlık sınırı 873 TL, yoksulluk sınırı 2.843 TL oldu
Türk-İş, Temmuz ayı "açlık ve yoksulluk sınırı" araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırmada asgari ücretin Temmuz ayında günde 1 liralık artışla 658 lira olduğu hatırlatıldı. Ancak araştırmaya göre bir işçinin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürebilmesi için yapması gereken harcama tutarı 900 lirayı buluyor. Türk-İş dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken gıda harcaması tutarını 873 lira olarak belirledi.
Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık gibi zorunlu harcamaların toplam tutarı bir başka deyişle yoksulluk sınırı ise 2 bin 843 lirayı buluyor. Türk-İş "mutfak enflasyonu"nu da hesapladı. Buna göre son bir yılda gıda enflasyonu yüzde 6,2'yi geçiyor...
Devamı için:
Dünyadan Haberler
Şilili Madencilerin Öyküsü Film Oluyor
Şili’de 69 gün kapana kısıldıkları madenden mucizevî şekilde kurtulan 33 madencinin hikâyesi beyaz perdeye aktarılıyor. Şilili madenciler yaşadıklarının sinemaya aktarma hakkını yapımcı Mike Medavoy’a sattı. Yapılması planlanan film, San Jose madeninin işçiler çalışırken çökmesini ve bundan sonra madencilerin yaşadıklarını konu edecek. Medavoy, sadece bir delikteki 33 madencinin hikâyesini anlatmayacaklarını, madencilerin hikayesinin derinliklerine ineceklerini söyledi. Madenci Juan Andrew İllanes de projeyi, yaşadıkları hakkında yetki verdikleri tek film projesi olarak niteledi.
Devamı için:
Yangın Kulesi Haftalık Bülteni İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi tarafından çıkarılmaktadır. Meclis hakkında ayrıntılı bilgi için bakınız:
http://www.guvenlicalisma.org/index.php?option=com_content&view=article&id=397&Itemid=214
Yangın Kulesi
Haftada bir elektronik bülten olarak yayınlanır.
Her ay başında ise aylık değerlendirmelerle genişletilir.
Her türlü katkı, görüş ve eleştiri için: guvenlicalisma@gmail.com
Twitter hesabı: http://twitter.com/guvenlicalisma
Facebook hesabı: http://www.facebook.com/guvenli.calisma
" /> Y a n g ı n K u l e s i
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi
www.guvenlicalisma.org
03 Ağustos 2011
Temmuz Ayı Gündemi!
Türkiye Meslek Hastalıklarında “Çağ Atladı”!
Taşeron İtfaiyecilerin Çığlığı (Güzin Abraş)
Türk-İş: Açlık sınırı 873 TL, yoksulluk sınırı 2.843 TL oldu
Geçen Ay Neler Oldu?
Temmuz ayı oldukça yoğun bir gündeme sahipti. Ay başından bu yana nükseden kıdem tazminatı tartışmaları ile işsizlik ücretlerinin yükseltilmesi, OSTİM patlamasına dönük araştırmanın sonuçlanması ve Kütahya’da çevre ve halk sağlığının yanı sıra meslek hastalıkları riski ile işçilerin de hastaneye kaldırılması dikkat çeken başlıklar oldu.
İnternet sitemizde yerel ve yaygın medya aracılığı ile arşivlediğimiz ve duyurmak durumunda kaldığımız iş kazası ve meslek hastalıkları haberlerine göre toplam 112 “olay” meydana gelmiş ay boyunca. İş kazası ve meslek hastalıkları hakkında kaydettiğimiz “olaylarda” en fazla adı geçen sektör 29 “olay” ile inşaat sektörü. İnşaat sektöründeki kaza haberlerini “yaz mevsimi” gelmesi nedeniyle tarım ve turizm ile enerji ve metal sektörü takip ediyor. Özellikle inşaat ve madenlerdeki kazaların mevsime göre gerçekleşme sıklıkları arasındaki farkı ise mevsimlik etkilere dayandırılamayacak kadar düşük.