Yalçın Yanık, yaklaşık 40 yıldır İzmir’de deri işçiliği yapıyor. Aynı iş kolundaki işçi hakları için mücadele veren Yanık’ın yaşamı mücadele ve örgütlenme çalışmaları ile geçti.
Dericilik mesleğine 15 yaşında başladığını ifade eden Yanık, “Özellikle deri, ayakkabı, tekstil mesleği çok yıpratıcı. Dışarıdan bakıldığı zaman çok keyifli görünüyor ama içini gördüğünüzde öyle olmadığını görüyorsunuz. Sürekli rekabet içindesiniz, sürekli yaptığın işlerin üzerine koymak zorundasın, sürekli insanlar memnun etmek zorundasın. Üstelik çok hızlı çalışmak zorundasın. İşin en acı veren tarafı da bu işin sürekli olmamasıdır” dedi.
İşçiler ölüme terk ediliyor
Deri işçilerinin ciddi sağlık sorunlarının olduğunu belirten Yanık, “İşçiler, işveren ve devlet tarafından kesinlikle ölüme terk edilmiş durumda. Örneğin yeni bir makine alınıyor, o makine ustalıkta yapılaması gereken üretim olmasına rağmen hiç eğitim alınmadan çok ciddi makinelerin başına geçiriyorlar. Bu durumda işçiler, el kopma, parmak ezilmesi ya da başka sağlık sorunlarıyla karşılaşıyorlar” dedi.
Sigortasız çalışıyorlar
Yaşanan sıkıntılara rağmen örgütlü anlamda çok zayıf olduklarını ifade eden Yanık, “Deri sektöründe çalışanların büyük bir bölümü sigortasız çalışıyor. Üstelik esnek üretim getirdiğinden dolayı parça başı çalışılıyor. En sağlam, en güvenilir işe giren arkadaşlarımız bile bazen bir hafta içinde işi bırakıyor” diye konuştu.
Tek çare örgütlenmek
Türkiye’de bir işçi olarak örgütlü mücadelenin ekmek, su ve hava kadar önemli olduğunu belirten Yanık, şunları dile getirdi: “Bizim her şeyden önce olmazsa olmaz koşullarımızdan biri örgütlü olmaktır. Çünkü işçi sınıfının örgütlülükten başka sahip çıkabileceği bir şey yoktur. Örgütlü olursan güçlüsün, örgütlü olursan hakkını alırsın. Örneğin bir örnek vereyim, deri işçileri 15 yıldır aynı fiyatla çalışıyor. Eğer biz örgütlü olmuş olsaydık, koşullarımızı düzeltirdik. Örneğin bizim deri sektöründe yüzde 80’e yakın kişi sigortasız çalışıyor. Devletinde resmi kurumları bilmesine rağmen bu insanlar sigortasız çalışıyor.